Ana sayfaDUYURULARDuyurular

“Silah ruhsatı” Konusunda Açılan Dava

ADIYAMAN İDARE MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI'NA DAVACI: ………………. T.C. Kimlik No: ………… Vekili: Av. Nazlı Şilan Topaloğlu UETS: …………….. DAVAL

Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğüne
EĞİTİM MÜFETTİŞLERİNİN ÖZLÜK HAKLARI
Kamuoyu Açıklaması

ADIYAMAN İDARE MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI’NA

DAVACI: ……………….

T.C. Kimlik No: …………

Vekili: Av. Nazlı Şilan Topaloğlu

UETS: ……………..

DAVALI: Adıyaman Valiliği

DAVANIN KONUSU : Davacı ……….. can güvenliği gerekçesiyle Adıyaman Valiliği’ne yapmış olduğu ateşli silah taşıma ruhsatı başvurusunun (Başvuru No: ……, Tarih: ……..), davalı idarece yasal 30 günlük süre içinde yanıtsız bırakılması sonucu oluşan zımni ret işleminin iptali ile davacının ruhsat talebinin kabulüne karar verilmesi istemidir.

BAŞVURU VE ZIMNİ RET

Davacı, ………. tarihinde Adıyaman Valiliği’ne ….. sayılı dosya numarasıyla silah taşıma ruhsatı başvurusunda bulunmuştur. 14.07.2021 tarihli ve 31541 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan değişiklikle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nda öngörülen zımni ret süresi 60 günden 30 güne indirilmiş; davalı idare bu yasal süre içinde herhangi bir yazılı yanıt vermemiş, yalnızca şifahi bildirimle yetinerek hukuki yükümlülüğünü yerine getirmemiştir. Bu suretle zımni ret oluşmuş ve iş bu dava açma hakkı doğmuştur.

ESASA İLİŞKİN HUKUKA AYKIRILIK GEREKÇELERİ

1. Devlet Adına Görev Yapan Bir Kamu Görevlisi Korumasız Bırakılmaktadır

Davacı ………., Adıyaman İl Millî Eğitim Müdürlüğü bünyesinde Eğitim Müfettişi olarak görev yapmaktadır. Bu görevin yasal zorunluluğu gereği davacı; Adıyaman il sınırları içindeki tüm okul ve Millî Eğitim Bakanlığı’na bağlı her türdeki kurumu denetlemekle yükümlüdür. Söz konusu yükümlülük; il merkezindeki okullarda değil, saatlerce araçla ulaşılabilen dağ köylerinde, elektriği ve iletişimi zaman zaman kesilen mezralarda, en yakın yerleşim biriminden kilometrelerce uzakta yerine getirilmektedir. Davacı bu görevleri sırasında yanında herhangi bir güvenlik personeli, koruma görevlisi ya da refakatçi bulunmaksızın tamamen yalnız hareket etmek zorundadır. Devleti temsilen, devletin otoritesini taşıyarak bu coğrafyaya giden bir kamu görevlisi; günler, hatta haftalar boyunca hiçbir güvenlik tedbiri olmaksızın görevini sürdürmektedir. Davalı idarenin bu gerçeği görmezden gelen zımni ret işlemi, anayasal boyutta ağır bir hukuka aykırılık içermektedir.

2. Can Güvenliği Tehdidi Somut, Çok Boyutlu ve Belgelenebilir Niteliktedir

Davacının karşı karşıya olduğu tehlike; soyut bir endişe ya da varsayımsal bir risk değildir. Birbirinden bağımsız ve birbirini pekiştiren üç somut tehlike kaynağı bir arada varlığını sürdürmektedir.

  1. İnsani Tehditler — Tehdit ve Yıldırma Girişimleri: Davacı, köy okullarında yürüttüğü teftiş ve soruşturma faaliyetleri sırasında bizzat tehdit edilmekte ve yıldırma girişimlerine maruz kalmaktadır. Müfettiş sıfatıyla yürütülen incelemeler; disiplin soruşturmaları, görevden uzaklaştırmalar ve cezai yaptırımlarla doğrudan bağlantılı olduğundan, denetlenen kişi ve çevrelerinin tepkileri zaman zaman açık tehdit ve fiili tehlike boyutuna ulaşmaktadır. Davacı bu tehditlerle karşılaştığında kendisini koruyacak herhangi bir araca sahip değildir; en yakın jandarma karakolu ise çoğu zaman ulaşılamayacak mesafededir.
  2. Doğal Tehlikeler — Ölümcül Coğrafi Koşullar: Adıyaman’ın dağlık ve sarp coğrafyasında, özellikle kış aylarında, karla kapanan yollar, don tutan geçitler ve ani hava değişimleri tek başına seyahat eden bir görevli için doğrudan hayati tehlike oluşturmaktadır. Araç arızası, kaza ya da yolda mahsur kalma senaryolarında iletişim imkânının da ortadan kalktığı bu bölgelerde, davacı adeta kaderine terk edilmiş durumdadır.
  3. Vahşi Hayvan Tehdidi — Belgelenmiş Bölgesel Risk: Davacının denetim güzergahları üzerinde bulunan köy ve mezra çevrelerinde yaban domuzu, ayı ve kurt gibi vahşi hayvanların yoğun biçimde bulunduğu bölge halkı ve yerel yönetimlerce bilinmekte; bu hayvanlarla karşılaşmadan kaynaklanan olaylar bölgede yaşanmaya devam etmektedir. Sabah erken ve akşam saatlerinde, yerleşim birimlerinden uzakta, araçtan inmek zorunda kalan bir müfettiş için bu tehdit son derece somut ve ani biçimde gerçekleşebilecek niteliktedir.

3. Aynı Görevi Yapan Merkez Müfettişi Silah Taşıyor; Daha Fazla Risk Alan Taşra Müfettişi Taşıyamıyor

  1. Bakanlık Müfettişi – Eğitim Müfettişi Ayrımı: Merkezi teşkilatta görev yapan MEB müfettişleri, 6136 sayılı Kanun ve 91/1779 sayılı Yönetmelik kapsamında kamu görevlisi sıfatıyla silah taşıma ruhsatı alabilmektedir. Aynı unvanı, aynı görev tanımını ve aynı mevzuat yükümlülüklerini taşıyan davacı ise yalnızca taşra teşkilatında yer aldığı gerekçesiyle bu haktan mahrum bırakılmaktadır.

Durumun absürtlüğü açıktır: Ankara’da, güvenli bir ofis ortamında masa başında çalışan merkez müfettişi silah taşıyabilirken; dağ köylerinde, tehdit altında, vahşi hayvan riskiyle ve ölümcül doğa koşullarında tek başına görev yapan taşra müfettişi bu haktan yoksun bırakılmaktadır. Risk ile güvence arasındaki bu ters orantı; hukuk mantığıyla, Anayasa’nın eşitlik ilkesiyle ve sağduyuyla bağdaşmamaktadır.

İlgili Yönetmelik’te “bakanlık müfettişleri” ifadesine eklenen “merkez” kaydı, fiilen daha fazla tehlikeye maruz kalan taşra müfettişlerini kapsam dışında bırakmaktadır. Bu düzenleme Anayasa’nın 10. maddesindeki eşitlik ilkesiyle açıkça çelişmekte olup söz konusu hükmün anayasaya aykırılığının tespiti amacıyla Anayasa Mahkemesi’ne itiraz yolunun açılması da talep edilmektedir.

b. 01.03.2014 Tarihinden Önce Başlayan Eğitim Müfettişi – Sonra Başlayan Eğitim Müfettişi Ayrımı: 01.03.2014 Tarihinden önce göreve başlayan eğitim müfettişlerine, görevleriyle ilgili silah ruhsatı verilirken, belirtilen tarihten sonra göreve başlayan müfettişlerine bu hakkın tanınmaması hukuki değildir. Aynı müdürlük personeli içerisinde, aynı unvanlara sahip eğitim müfettişlerinin bir bölümüne silah ruhsatı verilirken, diğer bölümüne söz konusu hakkın verilmemesi, anayasa başta olmak üzere genel hukuk kurallarına aykırılık teşkil etmekte, kurumlarda çalışma barışını bozmakta, kamu düzenine olan güveni azaltmaktadır.

4. Danıştay İçtihadı: Yönetmelikteki Eksik Düzenleme Daha Önce de Tespit ve İptal Edilmiştir

Davacının bu davadaki temel iddialarından biri, 91/1779 sayılı Yönetmelik’in ilgili hükmünün eksik düzenleme içerdiği ve bu eksikliğin MEM müfettişlerini hukuka aykırı biçimde kapsam dışında bıraktığıdır. Bu iddia, Danıştay’ın daha önce aynı Yönetmelik hakkında verdiği kararlarla doğrudan örtüşmektedir.

Danıştay, aynı Yönetmelik’in 8. maddesinin (c) bendini eksik düzenleme içerdiği gerekçesiyle iptal etmiştir. Bu karar; Danıştay’ın söz konusu Yönetmelik hükümlerini aktif biçimde denetlediğini, kapsamı dar tutan ya da belirli grupları haksız biçimde dışarıda bırakan düzenlemeleri eksik düzenleme olarak nitelendirerek ortadan kaldırdığını açıkça ortaya koymaktadır.

Nitekim Danıştay Onuncu Dairesi’nin 18.01.2022 tarihli ve E.:2021/1965 sayılı kararı ile de Yönetmelik’in bir alt bendinin iptal edildiği görülmektedir. Bu içtihat, Danıştay’ın yönetmelik hükümlerini eşitlik ilkesi ve hukuka uygunluk yönünden sıkı bir denetime tabi tuttuğunu ve eksik ya da ayrımcı düzenlemeleri kararlılıkla kaldırdığını göstermektedir.

Somut davamızda da Yönetmelik’in “bakanlık müfettişleri” ifadesine eklenen “merkez” kaydı, aynı nitelikte bir eksik düzenlemedir. Danıştay’ın yerleşik içtihadı ışığında bu hükmün de hukuka aykırı olduğu ve iptali gerektiği açıktır. Mahkemenin bu içtihadı göz önünde bulundurarak Anayasa Mahkemesi’ne itiraz yolunu açması ya da doğrudan ilgili yönetmelik hükmünü eksik düzenleme gerekçesiyle iptal etmesi gerekmektedir.

5. Takdir Yetkisi Hukuka Aykırı Kullanılmıştır

Valilik, silah taşıma ruhsatı konusunda takdir yetkisine sahip olmakla birlikte bu yetki sınırsız değildir. İdare mahkemesi; yetkinin kötüye kullanılıp kullanılmadığını, kararın sebep unsuru bakımından hukuka uygunluğunu ve şekil yönünden aykırılık bulunup bulunmadığını her zaman denetler.

Davalı idare; davacının yukarıda somut biçimde ortaya konan çok boyutlu tehlike ortamını, görevinin mevzuattan doğan zorunlu niteliğini, güvenlik desteğinden tamamen yoksun çalışma koşullarını ve aynı unvandaki merkez müfettişlerine tanınan hakkı hiçbir şekilde değerlendirmeksizin zımni ret yolunu seçmiştir. Danıştay’ın yerleşik içtihadında da açıkça belirtildiği üzere, takdir yetkisi eşitlik ilkesini, hukuki güvenliği ve nesnel koşulları gözetmek zorundadır. Bu ölçütlerin hiçbirini karşılamayan ret işlemi, takdir yetkisinin hukuka aykırı ve keyfi biçimde kullanıldığının açık kanıtıdır.

HUKUKİ DAYANAK

Anayasa m. 10 (Eşitlik İlkesi), Anayasa m. 17 (Kişi Dokunulmazlığı ve Vücut Bütünlüğü), 2577 sayılı İYUK m. 10 (Zımni Ret), 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun, 91/1779 sayılı Yönetmelik, Danıştay 10. Dairesi E.:2021/1965 K.:18.01.2022 sayılı karar, Danıştay’ın 91/1779 sayılı Yönetmelik m. 8/c hakkındaki iptal kararı.

DELİLLER

Başvuru dilekçesi ve ekleri (Başvuru No: ……, Tarih: …….), davacının görev belgesi ve özlük dosyası, denetim bölgelerini ve güzergahlarını gösteren resmi belgeler, tehdit ve baskıya ilişkin tutanak ile yazışmalar, MEB merkezi müfettişlerinin ruhsat almasına dair mevzuat ve uygulama belgeleri, bölgedeki vahşi hayvan varlığına ilişkin resmi kayıtlar, Danıştay emsal kararları, bilirkişi incelemesi ve diğer yasal deliller.

SONUÇ VE TALEP

Devlet adına, devletin otoritesini taşıyarak görev yapan bir kamu görevlisinin; teftiş ettiği için tehdit edildiği, vahşi hayvanlarla baş başa kaldığı ve ölümcül doğa koşullarında tek başına çalıştığı somut bir tabloda silah taşıma talebinin reddedilmesi, hukukun ve adaletin temel ilkeleriyle bağdaşmamaktadır. Danıştay’ın aynı Yönetmelik hakkında verdiği iptal kararları da bu tespiti güçlendirmektedir.

Bu nedenlerle;

  1. Davalı idarenin zımni ret işleminin iptaline,
  2. Davacının silah taşıma ruhsatı talebinin kabulüne,
  3. İlgili yönetmelik hükmünün anayasaya aykırılığı iddiasıyla Anayasa Mahkemesi’ne itiraz yolunun açılmasına,
  4. Yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı idare üzerinde bırakılmasına karar verilmesini saygıyla talep ederiz…../… 2026

                                                                                                                                 Davacı Vekili

Av. Nazlı Şilan TOPALOĞLU

Eğitim müfettişlerinin büyük çoğunluğuna “görevleri nedeniyle” silah taşıma ruhsatı verilirken, son yıllarda göreve başlayan meslektaşlarımızın aynı haktan yararlandırılmadığı, bu durumun meslek mensupları arasında ayrımcılığa ve rahatsızlığa neden olduğu hususu, Bakanlığımız üst düzey bürokratlarına defalarca iletilmesine, bu konuda kısmi sözler verilmesine, “Sayın Bakanın bu konuyu, İçişleri Bakanı ile görüşeceği” yönünde açıklamalar yapılmasına karşın, mesleğe yeni giren meslektaşlarımızın mağduriyetine neden olan bu sorun, bu güne kadar çözülememiştir. TEM-SEN olarak, yargı sürecinin ilk adımı olan, konuyla ilgili “uyuşmazlık” yaratılması adına, Emniyet Genel Müdürlüğünden resmi bir yazı ile eğitim müfettiş yardımcılarına da silah ruhsatı verilmesini talep etmiş bulunmaktayız. Dileğimiz; yargı sürecine konu olmadan, “müfettiş” ünvanına sahip meslektaşlarımıza bu hakkın teslim edilmesidir.

yorumlar

WORDPRESS'İN: 0
DİSQUS'U: