Ana sayfaMüfettişten GelenlerHaberler

Küresel Isınma – Eğitim Müfettişi Ahmet Çelikkıran

Ahmet ÇELİKKIRAN Yazısıİndir KÜRESEL ISINMA “DERS” OLMADI - Eğitim Müfettişi Ahmet ÇELİKKIRAN Küresel ısınma, insan kaynaklı iklim değişikl

Milli Eğitim Bakanına MEKTUP
EĞİTİM MÜFETTİŞLERİNİN MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI ÖZEL ÖĞRETİM KURUMLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜNDEN TALEBİ
23 Nisan

KÜRESEL ISINMA “DERS” OLMADI – Eğitim Müfettişi Ahmet ÇELİKKIRAN

Küresel ısınma, insan kaynaklı iklim değişikliğinin en belirgin göstergelerinden biri olarak, günümüz ve gelecek kuşaklar için ciddi bir çevre sorunu oluşturmaktadır. Bu makale, küresel ısınmanın etkilerini, Türkiye ve dünya örnekleriyle ele almakta, çevre bilincinin eğitim yoluyla nasıl artırılabileceğini tartışmaktadır. Eğitim süreçlerinde çevreye duyarlı bireylerin yetiştirilmesi, küresel ısınmanın olumsuz etkilerinin azaltılmasında kritik öneme sahiptir.

Küresel ısınma, çevre eğitimi, çevre bilinci, sürdürülebilirlik, iklim değişikliği, yirmibirinci yüzyılda insanlığın en çok üzerinde durduğu ve önem verdiği konular arasında yer alan çevre sorunları, dünya’nın ve Türkiye’nin gündeminde ön sıralara yerleşmiştir. Son yıllarda yapılan araştırmalar, eski çağlarda da çevre sorunlarının yaşandığını gösterse de modern uygarlığın çevreye zarar veren uygulamaları bu anlamda yeni bir sürecin başladığını göstermektedir.

Hava, su, toprak kirlenmesiyle başlayıp bitki örtüsü ve hayvan topluluklarının yok olmasına kadar uzanan çevre sorunları günümüzde tüm insanlığın ortak sorunu olmuştur.

Çevre sorunsalı kapsamında yer alan sıcaklık artışı yani küresel ısınma, yaklaşık elli yıldır bilinmesine karşın bugünlerde fazlaca önem kazanmaya başlamıştır. Çevre ile ilgilenenler, küresel ısınmanın yıllardır gerek bilim dünyasında, gerekse çevre tartışmalarında ne kadar ilgi ve dikkat çektiğini hatırlayacaklardır.

İnsan kaynaklı iklim değişikliği olan küresel ısınma, insanoğlunun yalnız bugünkü kuşaklarını değil, gelecek kuşaklarını da ilgilendiren en önemli çevre sorunlarının başında gelmektedir. “Küresel ısınma, insanların çeşitli aktiviteleri sonucu meydana gelen ve sera gazları olarak nitelenen bazı gazların atmosferde yoğun bir şekilde artması sonucunda, yeryüzüne yakın atmosfer tabakaları ile yeryüzü sıcaklığının yapay olarak artması sürecidir”(www.tema.org.tr). İnsan tarafından atmosfere verilen gazların sera etkisi yaratması sonucu, dünya atmosferi ve okyanusların ortalama sıcaklığı artmaktadır. Daha çok yapay nedenlerden kaynaklanan, dünya iklim sisteminde değişikliklere neden olan küresel ısınmanın etkileri en yüksek zirvelerden, okyanus derinliklerine, ekvatordan kutuplara kadar dünyanın her yerinde hissedilmektedir.

Grönland’ın hızla eriyerek bin yıllık ömrünün kaldığı, dünyanın turizm cenneti sayılan Maldivler’in, küresel ısınma nedeniyle denizlerin yükselmesiyle bu yüzyıl içinde yok olma tehlikesi ile karşı karşıya bulunduğu, Maldivler hükümetinin yüksekçe yerlerden toprak alabilmek için para biriktirmesi, Hindistan ile Bangladeş arasında Bengal Körfezinde yer alan küçük bir kayalık yüzünden 30 yıldır devam eden sorunun adanın sulara gömülmesinin bilim adamlarınca ve uydu görüntüleri ile doğrulanması sonucu “Yıllardır iki ülkenin çözemediğini küresel ısınma çözdü” vb. haberlerin yazılı basında yer alması, kutuplardaki buzulların eşzamanlı erimesi, ülkemizde Süphan, Nemrut ve Kaçkarlardaki buzulların erimeye başlaması, küresel ısınmanın en önemli kanıtlarını oluşturmaktadır.

1970’li yılların başlarında, bilim adamı James Lovelock, “Dünya gezegeninin canlı bir varlık olduğu ve yaşamını sürdürebilmek için kendisini koruyabildiği” teorisini ortaya atmıştı. Aynı bilim adamı bugün ise, “insanoğlunun neden olduğu çevre kirliliğinin bu mekanizmayı tersine çevirdiğini ve Dünya’nın artık, insanoğlunun lehine kendini koruyamayacağını, küresel ısınmanın dönüşü olmayan bir noktaya ulaştığını ve Dünya’nın kısa bir süre sonra yaşanılamaz bir hale gelebileceğini” ileri sürmektedir. Avrupa’da sıcaklığın 8ºC artacağını da iddia eden Lovelock’a göre Dünya’nın birçok bölgesi artık tarım yapılamaz hale gelecek; milyonlarca, hatta milyarlarca insan da susuz kalacaktır (Aktaran Kasapoğlu).

Küresel ısınmayı ne yazık ki mevsimlere bakarak çok sıcak, çok soğuk diye değerlendirmekteyiz. Bilimsel verilere ulaşmamız ise her zaman mümkün olmamaktadır. Bilim insanları küresel ısınmayı etkisiz hale getirmenin zor olduğunu ve gelecek kuşakların da risk altında bulunduğunu söylemektedirler. Yine küresel olduğu kadar bölgesel özellikler de taşıyan sorunsalın çözümünde ülkelerin acil önlem planlarının yanı sıra çevreye duyarlı, çevre ile ilgili konulara aktif katılım sağlayan ve olumsuzluklara tepki gösterebilen bireylerin bu süreçte görev alması beklenmektedir.

Çevre sorunlarının genelinde olduğu gibi küresel ısınmanın da temelinde insan davranışları ve değerler sistemi yatmaktadır. Canlıların yaşamlarını devam ettirebilmeleri için şimdilik en uygun ortam olarak bilinen yerküre insanın bilgisizliği, ihmali ve anlaşılmaz ilgisizliği sonucu hızla bozulmaktadır. İnsanın, parçası olduğu doğaya karşı giriştiği tek yanlı tutum, olumsuz sonuçlarını vermektedir.

İnsan çevrenin önemli bir öğesi olarak, çevresini hem etkiler hem etkilenir. Kuşkusuz bu etkileşim insanın mutluluğuna, dolayısıyla çevresel değerlerin devamlılığına hizmet edecek biçimde olumlu yönde olursa, dünyamızın geleceği daha aydınlık olacaktır. Bunun için en önemli husus insanın çevresini, çevreyle etkileşimini daha iyi anlamaya yardım edici çevreye yönelik bilgi, tutum ve becerilerini değiştirmek ve olumlu yönde geliştirmektir. Bunun için de eğitim gereklidir.

İnsanın çevreye karşı olan tutumu, çevre ile olan ilişkilerinin biçim ve içeriğini belirler. Çevre sorunları tutumlarımızın, yargılarımızın, değerlerimizin sonucu olarak yorumlanabilir. Eğitim, kapsadığı alanda, “çevre” ile bütünlüğü kavratmak amacını giderek daha yoğun biçimde benimsemektedir. Değişen koşullar toplumun kurumlarına yeni roller ve görevler getirmektedir. Bu bağlamda eğitim, evrensel nitelikteki çevre sorunlarını kapsamına almak zorundadır.

Bu kapsamda Milli Eğitim Bakanlığı değişik projelerin uygulanmasına yönelik tüm okullarda ve bütün sınıflarda; küresel ısınmanın yol açtığı olumsuzlukların önüne geçmek ya da sonuçlarını en aza indirerek sonraki kuşaklara yaşanabilir bir çevre bırakabilmek amacıyla, küresel ısınma sonucu ortaya çıkan kuraklık, su kaynaklarının hızla tükenmesi, su kirliliği, su tasarrufu ile sağlık ve çevre konularını içeren bir dizi etkinliklerin yapılmasını önermiştir. Bu tür olumlu girişimler ne yazık ki eğitim sisteminin kendine özgü yapısı nedeniyle sonuçsuz kalmaktadır. Kaldı ki eğitim sürecinde çevreye karşı beklenen tutumun kazandırılması, çevre konularına duyarlı ve yetkin eğitimcilerin varlığını gerektirmektedir. Bu anlamda başta küresel ısınma olmak üzere çevre sorunlarının yeterince ciddiye alınmadığı görülmektedir. Gözleme dayanmakla birlikte, çevre konularının öğretim programlarına entegre edilmesine karşın çevre bilincine sahip, duyarlık düzeyi yüksek bireyler yetiştirdiğimizi söylemek oldukça zordur.

Baez (1986), insanoğlunun yeni bir hoşgörü duygusuna gereksinimi olduğunu yeryüzünün bitki ve hayvanlarının bizsiz yaşayabileceğini, fakat bizim onlarsız olamayacağımızı söylemektedir. Fakat yine insanların çevresel eğitimi uygulayabilecek kadar akıllı olduklarına da inanmaktadır.

Çevre bilincine sahip, duyarlılık düzeyi yüksek bireyler yetiştirmeye, bireyin çevresini kullanmaya başladığı dönemden itibaren başlanılarak devam edilmelidir. Bu durumda; birey öğrenme süreci, çevrenin nitelikleri, doğru eğitim araçları ve yöntemlerin kullanılması gündeme gelmektedir. Dolayısıyla eğitim biliminin ve bu alanda yetişmiş eğitimcilerin öneminin bilinmesi gerekmektedir.

Çevrebilim konusunda öğrencinin bilinçlenmesi, istendik tutum ve davranışlar kazanması, öğretmenin konuya önem vermesine bağlıdır. Öğrenciye iyi model oluşturan, bilgiye işlev kazandıran ve öğrencileri yetiştirmek için her fırsatı değerlendiren öğretmenin, çevrebilim alanında yeterli düzeyde yetişmiş olması kuşkusuz başarıyı arttıracaktır.

Küresel ısınmanın “ders” olarak algılanması bir yükümlülük olduğu kadar, geleceğe yönelik bir dizi önlem olarak da düşünülmeli ve sorunun çözümünde en etkili yolun eğitim olduğu unutulmamalıdır.

yorumlar

WORDPRESS'İN: 0
DİSQUS'U: