<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>TEM &#8211; SEN</title>
	<atom:link href="https://temsen.org.tr/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://temsen.org.tr</link>
	<description>TÜM EĞİTİMCİLER VE EĞİTİM MÜFETTİŞLERİ SENDİKASI</description>
	<lastBuildDate>Fri, 24 Jul 2026 12:30:56 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.2</generator>

<image>
	<url>https://temsen.org.tr/wp-content/uploads/2024/04/cropped-temsenLogo-32x32.jpg</url>
	<title>TEM &#8211; SEN</title>
	<link>https://temsen.org.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">231837975</site>	<item>
		<title>BİRLİKTE MÜCADELE VE MESLEKİ ONUR: SENDİKALARDAN EĞİTİM MÜFETTİŞLİĞİNİN GELECEĞİNE</title>
		<link>https://temsen.org.tr/sivil-toplum-orgutu-olarak-tem-sen/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Osman Şahin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Jul 2026 12:23:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://temsen.org.tr/?p=2231</guid>

					<description><![CDATA[Bir Kolektif İrade ve Hak Arama Mekanizması Olarak Sendika Sendika kavramı, Sanayi Devrimi’nden bu yana bireysel çaresizliğe karşı örgütlü gücün, emeğin sömürüsüne karşı ise insan onurunun ve adaletin simgesi olmuştur. Sözlük anlamıyla çalışanların ortak ekonomik, sosyal ve mesleki haklarını korumak ve geliştirmek amacıyla oluşturdukları tüzel kişiliğe sahip örgütler olarak tanımlanan sendikalar; modern toplum yapısının en [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"><strong>Bir Kolektif İrade ve Hak Arama Mekanizması Olarak Sendika</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Sendika kavramı, Sanayi Devrimi’nden bu yana bireysel çaresizliğe karşı örgütlü gücün, emeğin sömürüsüne karşı ise insan onurunun ve adaletin simgesi olmuştur. Sözlük anlamıyla çalışanların ortak ekonomik, sosyal ve mesleki haklarını korumak ve geliştirmek amacıyla oluşturdukları tüzel kişiliğe sahip örgütler olarak tanımlanan sendikalar; modern toplum yapısının en temel sivil toplum ve demokrasi sütunlarından biridir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sosyolojik bir olgu olarak değerlendirildiğinde sendika, yalnızca bir &#8220;ücret ve özlük hakkı mücadelesi&#8221; veya &#8220;hak arama aygıtı&#8221; değildir. Bunların da ötesinde sendikalar; aynı mesleği icra eden, aynı sorunları göğüsleyen ve aynı geleceğe inanan bireylerin *ortak hafızası, vicdanı ve mesleki teminatıdır*. Bireyin tek başına sesini duyurmakta yetersiz kaldığı bürokratik veya kurumsal yapılarda sendikalar; dayanışma ruhunu diri tutarak bireysel sesi ortak bir iradeye dönüştürür. Özellikle kamusal alanda yürütülen sendikal faaliyetler, kamu hizmetinin niteliğini artırma, liyakati koruma ve mesleki etik ilkeleri savunma sorumluluğunu da bünyesinde barındırır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong> I. Türk Eğitim Sisteminde Kalite Güvencesi: Eğitim Müfettişliği</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Eğitim; bir toplumun geleceğini inşa eden en dinamik ve kritik kamu hizmetidir. Bu hizmetin sağlıklı yürümesi, belirlenen hedeflere ulaşması ve sistem içindeki aksaklıkların tespiti ise nitelikli bir denetim mekanizmasını zorunlu kılar. Türk Eğitim Sistemi’nde &#8220;eğitim müfettişliği&#8221;, kurulduğu ilk günden itibaren sistemin yalnızca denetim organı değil; aynı zamanda nitelik, rehberlik ve kalite güvencesi olmuştur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Müfettişlik, doğası gereği yüksek düzeyde sorumluluk, mesleki yetkinlik ve tarafsızlık gerektiren saygın bir makamdır. Sahadaki uygulamaları gözlemleyen, mevzuatı yorumlayan ve eğitim politikalarının mutfağındaki aksaklıkları tespit eden müfettişler, eğitim sisteminin omurgasını oluşturur. Ancak ne yazık ki günümüzde, değişen sosyo-ekonomik şartlar ve zaman zaman yaşanan kurumsal dönüşümler nedeniyle bu köklü meslek, tarihinin en çetin ve zorlu dönemlerinden birini yaşamaktadır. Kurumsal ağırlığın zedelenmesi, yetki ve etkinlik alanlarının daraltılması ve ekonomik özlük haklarında yaşanan gerilemeler; eğitim denetiminin kalitesini doğrudan etkileyen ciddi kayıplar olarak karşımıza çıkmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"> <strong>II. Karamsarlıktan Kazanımlara: Örgütlü Mücadelenin Tarihsel Kanıtları</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Yaşanan tüm zorluklara ve mesleğin yaşadığı itiraza açık gerilemelere rağmen, karamsarlığa teslim olmamak sendika bilincinin ilk şartıdır. Tarihsel süreç göstermektedir ki; çalışanların meşru mecrada yürütmüş olduğu kararlı ve onurlu mücadeleler eninde sonunda somut kazanımlarla taçlanmıştır. Haklar hiçbir zaman kendiliğinden verilmemiş, kararlı bir duruşun sonucu olarak elde edilmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu noktada Tüm Eğitimciler ve Eğitim Müfettişleri Sendikası (*TEM-SEN*), kurulduğu günden bu yana mesleğin onurunu ve mensuplarının haklarını savunmada tarihsel bir misyon üstlenmiştir. Sayın Alim Başaran’ın kurucu iradesiyle dikilen bu fidan, Sayın Mehmet Pınardağ ve yol arkadaşlarının özverili emekleriyle büyümüş ve mesleğin sarsılmaz kalesi haline gelmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Müfettişlik mesleğinin geçmişten günümüze taşıdığı kritik eşiklerde TEM-SEN’in imzası bulunmaktadır:</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;* *Kadro Güvencesi:* Müfettişlik kadrolarının oluşturulması ve kurumsal kimliğin yasal zemine oturtulması,</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;* *Mali Haklar:* Ek ders ücretleri ve çalışma şartlarına yönelik mali düzenlemelerin elde edilmesi,</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;* *Özlük Hakları:* 3600 ek gösterge hakkının verilmesi gibi hayati kazanımlar,</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;* *Unvanın Korunması:* Mesleğin unvan ve itibar kaybına uğramaması adına yürütülen hukuki ve bürokratik mücadeleler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tüm bu kazanımlar, sendikal mücadelenin boş bir temenniden ibaret olmadığını; aksine kararlılık, birlik ve dayanışma gösterildiğinde somut sonuçlar ürettiğini kanıtlayan en açık örneklerdir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong> III. Mesleki Sorumluluk ve Sendikal Disiplin</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir sendikayı güçlü kılan en temel unsur, üyelerinin ve yöneticilerinin sergilediği duruş ile temsil kabiliyetidir. Hak mücadelesi verirken mesleki sorumlulukları aksatmamak, sendika etiği açısından hayati önem taşır. Yöneticilerinin ve üyelerinin, asli görevleri olan denetim, inceleme ve rehberlik rollerini eksiksiz yerine getirirken eş zamanlı olarak sendikal mücadeleyi sürdürmeleri; sendikanın inandırıcılığını ve itibarını perçinleyen ana unsurdur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Fedakârlık üzerine inşa edilen bu anlayış; hem görev yapılan sahada yetkinliği korumayı hem de sendika masasında mesleki menfaatleri her şeyin üstünde tutmayı gerektirir. Sendikal mücadele, mesleki sorumluluklardan kaçışın değil; aksine mesleğe duyulan derin saygı ve aidiyetin bir tezahürüdür.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Sonuç: Geleceği Birlikte Şekillendirmek</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Eğitim müfettişliği mesleğinin yaşadığı mevcut erozyon ve hak kayıpları aşılmaz değildir. Geçmişte elde edilen kazanımlar, gelecekte yazılacak başarı hikâyelerinin en güçlü teminatıdır. Türkiye&#8217;nin dört bir yanında görev yapan meslektaşların ortak değerler etrafında kenetlenmesi, aidiyet duygusunu diri tutması ve mesleğin geleceğine ortak bir iradeyle sahip çıkması en temel gerekliliktir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Birlik ve beraberliğini koruyan, sendika mirasına sahip çıkan ve örgütlü gücün bilincinde olan bir yapı; mesleği hak ettiği saygın konuma yeniden taşıyacak güce sahiptir. Tıpkı dün olduğu gibi bugün de köklü geçmişten alınan ilhamla; mesleğin onurunu, itibarını ve kazanılmış haklarını koruma mücadelesi kararlılıkla sürdürülecektir.</p>



<p class="has-text-align-right wp-block-paragraph">Osman ŞAHİN</p>



<p class="has-text-align-right wp-block-paragraph">TEM-SEN Genel Başkanı</p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>SİVİL TOPLUM ÖRGÜTÜ OLARAK TEM-SEN</strong> </p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir sivil toplum örgütü olan sendikalar, geçmişte olduğu gibi günümüzde de tartışılmaya devam etmekte, paydaşları durumundaki kişi ve makamlar, sistemdeki yeri bakımından, olmazsa olmaz konumundaki bu oluşuma farklı misyonlar yüklemektedirler.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sağlıklı bir toplumun, sağlıklı örgütlerden oluştuğu gerçeği, herkesçe kabul edilmektedir. Günümüz teknolojilerinin ilerlemesi, insan ilişkilerinin karmaşıklaşması ve bireyselleşmenin artması sonucunda sivil toplum örgütleri, daha da önem kazanmaktadır. Bunlara bağlı olarak, gelişen toplumlarda bu tür oluşumlara üye olanların sayısı gittikçe artmakta, bu kuruluşların üye sayısı, ülke nüfusunu aşmaktadır. Bireyler, “bir yere ait olma ihtiyacı” yanında, bireysel olarak elde edemeyeceği bir takım haklarının, dernek, oda, birlik, sendika gibi örgütler/kurumlar yoluyla daha kolay elde edebileceklerinin farkına varmışlardır. Şüphesiz, toplumların bu örgütlü nüfusları, kendi toplumunun yapısı ve yaşadığı toplumsal olaylarla yakından ilişkilidir. Her türlü toplu hareketin suç sayıldığı (kamu çalışanları için toplu dilekçe vermek halen suçtur) veya şüpheyle karşılandığı dönemleri yaşayan toplumlardan, gelişmiş demokratik toplumlarda olduğu gibi ortalama bir vatandaşın üç ayrı sivil toplum kuruluşuna üye olmasını beklemek gerçekçi olmaz. Günümüzde birçok aile, çocuklarını – halen &#8211; toplumsal hiçbir olaya müdahil olmamaları yönünde öğütlemekte, yasal sınırlar içerisinde cereyan eden olay ve faaliyetlere karşı bile, “aman sen bir şeye karışma” demeye devam etmektedirler. Geçmişte veya günümüzde, aileleri haklı çıkaran gelişmeler, uygulamalar yaşanmış olsa da bunları aşmanın yolu; yine toplu hareket etmekten, örgütlü olmaktan geçmektedir. Bu durum, kişinin ülkesini sevmesinin, içinde yaşadığı topluma yararlı olmasının bir gereği, almış olduğu eğitimin bir karşılığı, vatandaşlık görev ve sorumluluğudur.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Devlet denilen organizasyona yapılabilecek en büyük zarar; yönetenlerin yanlış uygulamalarına ses çıkarmamaktır. Devletin kutsallığının sınırlarını -iyi niyetle de olsa- genişletip, buna “yönetici kutsallığını katmak” sağlıksız bir anlayıştır. Bu yaklaşım, şüphesiz sağlıksız bir toplum yapısının oluşumuna hizmet edecektir. Bireylerin, devleti temsil eden, devlet otoritesini kullanan yöneticilerin, kendisine yaptığı hukuka aykırı / yanlış uygulamalar karşısında “devletime zarar gelmesin” gibi ulvi bir anlayışla, hukuksuzluklara katlanması, şüphesiz yeni yanlışlara davetiye çıkaracaktır. Yönetim biliminde “en mükemmel sistem insan organizması” denilmektedir. Bu gerçekten hareket edildiğinde; insan bedenine giren zararlı bir girdi/besin ona nasıl zarar verir, hasta ederse, yanlış / hukuka aykırı idari uygulamalar da en başta kişinin üyesi olduğu kuruma, dolayısıyla üst sistem olan devlet örgütüne zarar verecektir. Yanlış ve hukuka aykırı bu uygulamalara yasal sınırlar içerisinde karşı çıkmak, devlet ve ülkeye sahip çıkmak demektir. Bu karşı çıkmalardan sonuç almanın yolu ise, örgütlü olmaktan geçmektedir. Bireyin bunu, kendisinin dışındaki kişilerden beklemesi, suya sabuna dokunmadan yaşaması, tepkisiz kalması, sorunların kendiliğinden çözümünü beklemesi boşunadır.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sorunun diğer bir boyutu, kendini devlet olarak gören veya onun yerine kendisini koyan bazı yöneticilerdir. Bu kişilerin dernek ve sendika gibi sivil toplum örgütlerine karşı olan önyargıları, patolojik sayılabilecek tutum ve davranışları, geçmişte olduğu gibi günümüzde de sorun olmaya devam etmektedir. Zamanının yetkili ve etkilileri olan bu makam sahipleri, her türlü sivil toplum örgütünü “karşı taraf” ve “doğal muhalefet” olarak algılamakta; kendi görev ve misyonlarının bu gruplarla mücadele olduğunu varsayarak, zaman ve enerjilerini boşuna harcamaktadırlar. Bu süreçte kurum içi sorunlar büyümekte, örgüt/sistem, dolayısıyla toplum zarar görmektedir. Yöneticilerimiz keşke; sendikaların sadece üyelerinin özlük haklarını savunmak gibi görevi olmadığını, bunların dışında onlar aracılığıyla o kurumun paylaşılan vizyonunu oluşturulabileceğini veya mevcut kurum kültürünün benimsetilebileceğini, iş disiplininin etkin olarak sağlanabileceğini, kurum politika ve stratejilerinin işgörenler tarafından benimsenmesinde bu kurumların etkin rol oynayabileceğini, iş doyumunun sağlanması halinde iş veriminin artabileceğini bilseler ve inansalar. Sendika üyeliğini engellemekle, mevcut sendika üyeliklerini sonlandırmaya çalışmakla veya işyerindeki bu tür oluşumları yasaklamakla, en başta kendi kurumuna zarar verecekleri gerçeğinin keşke ayırdına varabilseler.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kendi iş kolunda tek olan, kurulduğu tarihten beri hiçbir kişi, grup veya oluşumla bağı bulunmayan, Tüm Eğitimciler ve Eğitim Müfettişleri Sendikası (TEM-SEN), yukarda açıklanan hususlar kapsamında, meslek kariyerine sahip üyeleriyle eğitim alanında hizmet vermektedir. Eğitim ve yönetim biliminin doğrularını referans alarak, diğer sendikalara örnek olmaya çalışmakta, sorunları ve çözümlerini “bilen” özelliğiyle kişi ve makamlarla iletişim kurmakta, işin doğru yapılmasından ziyade “doğru iş” yapılması yönünde irade göstermektedir. Eksik olan; yeterince tanınmaması, önyargıların tümüyle kıralamaması, meslek grubundaki tüm üyelerin tam desteğinin sağlanamamış olmasıdır. Sendika olarak, kuşkusuz mesleki ve eğitim sorunlarını her ortam ve fırsatta bıkmadan, usanmadan dile getirmekteyiz. Biliyoruz ki, haklı olduğumuz ve doğru iş yaptığımız sürece, engeller aşılacak, hak edilen kazanılacaktır.</p>



<p class="has-text-align-right wp-block-paragraph">                                                                                                                    Osman ŞAHİN</p>



<p class="has-text-align-right wp-block-paragraph">                                                                                                               TEM-SEN Genel Başkanı</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>EĞİTİM MÜFETTİŞ YARDIMCILIĞINA YENİ ATANAN</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Değerli Meslektaşım,</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">176 Yıllık bir geçmişi olan eğitim müfettişliği mesleğine adım attığınız için, sizi kutluyor; milli eğitim camiamız ve şahsınız için hayırlı olmasını dilerim.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Alanında tek olarak varlığını sürdüren sendikamız TEM-SEN; kurulduğu tarihten beri her türlü siyasi grup ve oluşumdan uzak kalmış, sadece müfettişlik mesleğinin niteliği ile üyelerinin özlük haklarını savunmayı kendisine amaç edinmiş bir meslek örgütüdür. Kurulduğu tarihten beri; 3.600 ek gösterge, ek ders ücreti, uzman kadrosuna girilmesine engel olmak gibi birçok mesleki kazanımın elde edilmesini sağlamıştır. Özlük hakları itibarıyla, mesleğimizin en alt düzeyini yaşadığımız bu dönemde de sendikamız, meslektaşlarımızın mali haklarının iyileştirilmesi yönünde yoğun bir çaba içerisindedir. Eksik olan; mesleğe yeni giren meslektaşlarımızın desteği ve bazı meslektaşlarımızda oluşan -doğru olmayan- sendikal algıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;Değerli arkadaşlar, sendika yönetimi olarak göreve geldiğimiz 2022 yılı temmuz ayından beri, eski – yeni, müfettiş – müfettiş yardımcısı ayrımı yapmadan, tüm müfettişlerin yaşamakta olduğu mağduriyetin ivedilikle giderilmesi amacıyla, Bakanlığımız yetkili bürokratları başta olmak üzere, özellikle iktidar partileri yetkililerini birçok kez ziyaret ettik. Bu görüşmelerde;&nbsp; taşra teşkilatlarında görev yapan biz eğitim müfettişlerine, müfettiş ünvanlı devlet memurlarının haklarının bir kısmı verilmediğinden dolayı, denetlemekte olduğumuz öğretmen ve okul yöneticilerinden daha düşük maaş aldığımızı, bu durumun çalışma barışını bozduğunu, verimliliğimizi ve iş doyumumuzu olumsuz etkilediğini, mesleki onurumuzu ve adalet duygumuzu zedelediğini, aynı işi yapan meslektaşlarımız arasındaki ciddi maaş farklarının hiçbir haklı gerekçesi olamayacağını, yarışma sınavıyla kariyer meslek olarak kabul edilen müfettişlik mesleğine yeni giren müfettiş yardımcısı arkadaşlarımızın, maaşlarındaki ciddi düzeyde düşüş yaşanmasının da kabul edilemeyeceğini; bu durumun akla ve vicdana aykırı olduğunu her ortamda tekrarladık. Nitekim, 2023 yılı içerisindeki sendikal çabalarımız sonuç vermiş; Bakanlığımız, taleplerimiz arasındaki -sadece- tazminatlar konusundaki artış isteğini ele alarak, müfettiş ünvanlı diğer devlet memurlarına tanınan tazminatların eğitim müfettişlerine de verilmesi yönünde yasa tasarısı hazırlamıştır. Bu süreçte, eğitim müfettişliği mesleğine olan talebin az olması, ihdas edilen 750 kadronun sadece 266’sının doldurulmuş olmasının da etkili olduğunu söylemek gerçekçi olur. Bilindiği üzere sözü edilen uygulama, deprem felaketi yaşanması ve seçim sürecine girilmesi nedeniyle kadük kalmış, sonuçlanamamıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;Şunu açıkça belirtmek gerekirse, sendika yönetimi olarak bizlerin talebi; aynı işi yapan, aynı kurumu denetleyen, aynı inceleme/soruşturma dosyasını hazırlayan müfettiş ve müfettiş yardımcısı ünvanlı kişilerin –kadro derece haricinde- aynı mali haklara sahip olmasıdır. Müfettişlik mesleğine yeni giren müfettiş yardımcılarının öğretmen iken sahip oldukları hakları korumaları, hukukun bir gereğidir. Sizler; bu mesleğe girmeden önce 3.600 ek gösterge üzerinden maaş alırken, görevde yükselme sonucunda yeni atandığınız müfettişlik mesleğinde 2.200 ek gösterge üzerinden maaş almaktasınız. Bunu haklı çıkaracak hiçbir hukuk kuralı / yasa maddesi olamaz. Traji komik bu uygulamanın ivedilikle sonlandırılması; geçmişte olduğu gibi, bu gün ve yarın da savunduğumuz taleplerimiz arasındadır. Gerçek durum bu olmasına karşın sendikamızın; müfettiş yardımcısı ünvanlı meslektaşlarımızın mali haklarına duyarsız kaldığı, ek ders ücreti ve uzman/başöğretmen maaş farkını istemediği gibi söylentiler doğru olmayıp,&nbsp; gerçeklerle bağdaşmamaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sizler aracılığıyla, müfettişlik mesleğine yeni giren meslektaşlarımıza mesajımız; <strong>aramıza katılın,</strong> yanlışları gördüğünüzde eleştiri ve tepkilerinizle engel olun ki, doğruyu birlikte tesis edelim. Bu suretle sağlıklı bir örgütsel yapıyı hep birlikte kuralım. Küçük hesaplar, bilgi eksikliğinden kaynaklanan olumsuz yargılar; büyümemizi engelleyen, sorunlarımızın çözümünü güçleştiren etkenlerdir. Gelin; denetimi etkisizleştiren, savundukları politikalar gereği eğitim sisteminde denetimin ve denetim elemanlarının olmaması gerektiğini savunan oluşumlara destek vermeyin. Müfettişlik mesleğini sürdürdüğünüz sürece, olmanız gereken yer; TEM-SEN’dir. &nbsp;Sendikamız, mesleğe yeni giren sizlerle güç kazanacak ve haklı mücadelesini sonuç alıncaya kadar sürdürecektir. Bir meslektaşımız aramızda değilse, bir eksiğiz demektir.</p>



<p class="has-text-align-right wp-block-paragraph">                                                                                             <strong>Osman ŞAHİN</strong></p>



<p class="has-text-align-right wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;TEM-SEN Genel Başkanı</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="650" height="433" src="https://temsen.org.tr/wp-content/uploads/2024/04/Screenshot_10-650x433.png" alt="" class="wp-image-2621" srcset="https://temsen.org.tr/wp-content/uploads/2024/04/Screenshot_10-650x433.png 650w, https://temsen.org.tr/wp-content/uploads/2024/04/Screenshot_10-400x266.png 400w, https://temsen.org.tr/wp-content/uploads/2024/04/Screenshot_10-250x166.png 250w, https://temsen.org.tr/wp-content/uploads/2024/04/Screenshot_10-768x511.png 768w, https://temsen.org.tr/wp-content/uploads/2024/04/Screenshot_10-150x100.png 150w, https://temsen.org.tr/wp-content/uploads/2024/04/Screenshot_10-800x533.png 800w, https://temsen.org.tr/wp-content/uploads/2024/04/Screenshot_10.png 963w" sizes="(max-width: 650px) 100vw, 650px" /></figure>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2231</post-id>	</item>
		<item>
		<title>8. Olağan Genel Kurul Sonucunda Sendika Organlarına Seçilenlerin İsimleri ile Yönetim Kurulu Arasındaki Görev Dağılımı</title>
		<link>https://temsen.org.tr/8-olagan-genel-kurul-sonucunda-sendika-organlarina-secilenlerin-isimleri-ile-yonetim-kurulu-arasindaki-gorev-dagilimi/</link>
					<comments>https://temsen.org.tr/8-olagan-genel-kurul-sonucunda-sendika-organlarina-secilenlerin-isimleri-ile-yonetim-kurulu-arasindaki-gorev-dagilimi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[temsen]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 Jul 2026 13:04:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[DUYURULAR]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://temsen.org.tr/?p=3967</guid>

					<description><![CDATA[]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<figure class="wp-block-image size-large is-resized"><img decoding="async" width="650" height="919" src="https://temsen.org.tr/wp-content/uploads/2026/07/Secim-Sonrasi-Aciklama-Tablo-650x919.jpg" alt="" class="wp-image-3968" style="aspect-ratio:0.7073025588710363;width:804px;height:auto" srcset="https://temsen.org.tr/wp-content/uploads/2026/07/Secim-Sonrasi-Aciklama-Tablo-650x919.jpg 650w, https://temsen.org.tr/wp-content/uploads/2026/07/Secim-Sonrasi-Aciklama-Tablo-400x566.jpg 400w, https://temsen.org.tr/wp-content/uploads/2026/07/Secim-Sonrasi-Aciklama-Tablo-250x354.jpg 250w, https://temsen.org.tr/wp-content/uploads/2026/07/Secim-Sonrasi-Aciklama-Tablo-768x1086.jpg 768w, https://temsen.org.tr/wp-content/uploads/2026/07/Secim-Sonrasi-Aciklama-Tablo-1086x1536.jpg 1086w, https://temsen.org.tr/wp-content/uploads/2026/07/Secim-Sonrasi-Aciklama-Tablo-1448x2048.jpg 1448w, https://temsen.org.tr/wp-content/uploads/2026/07/Secim-Sonrasi-Aciklama-Tablo-150x212.jpg 150w, https://temsen.org.tr/wp-content/uploads/2026/07/Secim-Sonrasi-Aciklama-Tablo-800x1131.jpg 800w, https://temsen.org.tr/wp-content/uploads/2026/07/Secim-Sonrasi-Aciklama-Tablo-1200x1697.jpg 1200w, https://temsen.org.tr/wp-content/uploads/2026/07/Secim-Sonrasi-Aciklama-Tablo-1600x2263.jpg 1600w, https://temsen.org.tr/wp-content/uploads/2026/07/Secim-Sonrasi-Aciklama-Tablo.jpg 1654w" sizes="(max-width: 650px) 100vw, 650px" /></figure>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://temsen.org.tr/8-olagan-genel-kurul-sonucunda-sendika-organlarina-secilenlerin-isimleri-ile-yonetim-kurulu-arasindaki-gorev-dagilimi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3967</post-id>	</item>
		<item>
		<title>DERS ÜCRETİ DÜZENLEMESİ</title>
		<link>https://temsen.org.tr/dersucreti/</link>
					<comments>https://temsen.org.tr/dersucreti/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Osman Şahin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 12 Jul 2026 10:13:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[DUYURULAR]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel Duyurular]]></category>
		<category><![CDATA[Kategorisi olmayanlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://temsen.org.tr/?p=3935</guid>

					<description><![CDATA[Milli Eğitim Bakanlığından BİR YANLIŞ DAHA…. SORUNU ÇÖZMEK YERİNE, SORUNU DERİNLEŞTİREN YASAL DÜZENLEME… Cumhurbaşkanlığının 11517 sayılı kararlarıyla resmi gazetede yayımlanan, İl Milli Eğitim Müdürlüklerinde görev yapan eğitim müfettişleri, müfettiş yardımcıları, müdür yardımcıları ve şube müdürlerinin özlük hakları konusunda yapılan yasal düzenlemede; aynı kalemler üzerinde iyileştirme yapılması beklenirken, müdür yardımcısı ve şube müdürlerine tazminatlar üzerinden, müfettiş [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[		<div data-elementor-type="wp-post" data-elementor-id="3935" class="elementor elementor-3935">
				<div class="elementor-element elementor-element-182d583 e-flex e-con-boxed e-con e-parent" data-id="182d583" data-element_type="container" data-e-type="container">
					<div class="e-con-inner">
				<div class="elementor-element elementor-element-2433e11 elementor-widget elementor-widget-heading" data-id="2433e11" data-element_type="widget" data-e-type="widget" data-widget_type="heading.default">
				<div class="elementor-widget-container">
					<h2 class="elementor-heading-title elementor-size-default"><a href="http://Cumhurbaşkanlığının%2011517%20sayılı%20kararlarıyla%20resmi%20gazetede%20yayımlanan,%20İl%20Milli%20Eğitim%20Müdürlüklerinde%20görev%20yapan%20eğitim%20müfettişleri,%20müfettiş%20yardımcıları,%20müdür%20yardımcıları%20ve%20şube%20müdürlerinin%20özlük%20hakları%20konusunda%20yapılan%20yasal%20düzenlemede;%20aynı%20kalemler%20üzerinde%20iyileştirme%20yapılması%20beklenirken,%20müdür%20yardımcısı%20ve%20şube%20müdürlerine%20tazminatlar%20üzerinden,%20müfettiş%20ve%20yardımcılarına%20ek%20ders%20ücreti%20üzerinden%20iyileştirme%20yapılması,%20aynı%20müdürlük%20personeli%20arasında%20rahatsızlık%20yaratmış,%20çalışma%20barışını%20bozmuştur%20Söz%20konusu%20düzenleme,%20öğretmen%20ve%20okul%20müdürlerinin%20altında%20maaş%20alan%20il%20milli%20eğitim%20müdürlüğü%20personelinin%20özlük%20hakları%20sorununun%20daha%20da%20derinleşmesine%20neden%20olmuştur.%20Eğitim%20müfettişlerinin%20görev%20ve%20sorumlulukları%20ile%20eğitim-öğretim%20hizmetleri%20sınıfındaki%20konumu,%20il%20milli%20eğitim%20müdür%20yardımcıları%20ve%20şube%20müdürleri%20ile%20benzer/emsal%20nitelikte%20olmasına%20rağmen,%20tazminat%20hakkından%20yararlandırılmaması,%20kapsam%20dışı%20bırakılması%20hukuka%20açıkça%20aykırıdır.%20Meslektaşlarımızın%20söz%20konusu%20tazminat%20hakkından%20yararlandırılarak,%20yasal%20düzenlemeye%20dahil%20edilmesi%20yönündeki%20talebimizi%20Bakanlık%20yetkililerine%20bildirmekle%20birlikte,%20bu%20yöndeki%20hukuki%20haklarımızın%20saklı%20olduğunu%20kamuoyunun%20bilgisine%20sunarız.%2013.07.2026%20TEM-SEN%20Yönetim%20Kurulu">Milli Eğitim Bakanlığından BİR YANLIŞ DAHA….
 SORUNU ÇÖZMEK YERİNE, SORUNU DERİNLEŞTİREN YASAL DÜZENLEME…</a></h2>				</div>
				</div>
				<div class="elementor-element elementor-element-ff4ae3c elementor-widget elementor-widget-text-editor" data-id="ff4ae3c" data-element_type="widget" data-e-type="widget" data-widget_type="text-editor.default">
				<div class="elementor-widget-container">
									<p>Cumhurbaşkanlığının 11517 sayılı kararlarıyla resmi gazetede yayımlanan, İl Milli Eğitim Müdürlüklerinde görev yapan eğitim müfettişleri, müfettiş yardımcıları, müdür yardımcıları ve şube müdürlerinin özlük hakları konusunda yapılan yasal düzenlemede; aynı kalemler üzerinde iyileştirme yapılması beklenirken, müdür yardımcısı ve şube müdürlerine tazminatlar üzerinden, müfettiş ve yardımcılarına ek ders ücreti üzerinden iyileştirme yapılması, aynı müdürlük personeli arasında rahatsızlık yaratmış, çalışma barışını bozmuştur Söz konusu düzenleme, öğretmen ve okul müdürlerinin altında maaş alan il milli eğitim müdürlüğü personelinin özlük hakları sorununun daha da derinleşmesine neden olmuştur. Eğitim müfettişlerinin görev ve sorumlulukları ile eğitim-öğretim hizmetleri sınıfındaki konumu, il milli eğitim müdür yardımcıları ve şube müdürleri ile benzer/emsal nitelikte olmasına rağmen, tazminat hakkından yararlandırılmaması, kapsam dışı bırakılması hukuka açıkça aykırıdır. Meslektaşlarımızın söz konusu tazminat hakkından yararlandırılarak, yasal düzenlemeye dahil edilmesi yönündeki talebimizi Bakanlık yetkililerine bildirmekle birlikte, bu yöndeki hukuki haklarımızın saklı olduğunu kamuoyunun bilgisine sunarız. 13.07.2026<br />TEM-SEN Yönetim Kurulu</p>								</div>
				</div>
					</div>
				</div>
				</div>
		]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://temsen.org.tr/dersucreti/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3935</post-id>	</item>
		<item>
		<title></title>
		<link>https://temsen.org.tr/3932-2/</link>
					<comments>https://temsen.org.tr/3932-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Osman Şahin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 12 Jul 2026 09:54:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kategorisi olmayanlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://temsen.org.tr/?p=3932</guid>

					<description><![CDATA[]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading"></h2>



<h2 class="wp-block-heading"></h2>



<h2 class="wp-block-heading"></h2>



<h2 class="wp-block-heading"></h2>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://temsen.org.tr/3932-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3932</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Sayın Ali BABACAN ile görüştük&#8230;</title>
		<link>https://temsen.org.tr/3853-2/</link>
					<comments>https://temsen.org.tr/3853-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Osman Şahin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 Jun 2026 10:30:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Fotoğraf Galerisi]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel Haberler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://temsen.org.tr/?p=3853</guid>

					<description><![CDATA[Sendika yönetim kurulu olarak 08.06.2026 tarihinde,  DEVA Partisi Genel Başkanı Sayın Ali BABACAN ile parti binasında bir görüşme yaptık. Genel Başkan Yardımcısı (Eski Milletvekili ve Ortaöğretim Genel Müdürü) Sayın Kerem ALTUN’un da bulunduğu toplantıda, eğitim ve özellikle denetim sisteminin mevcut durumu, sorunları ve çözüm yolları konusunda bilgi aktarımı ve ortak değerlendirmelerde bulunduk. Sayın Genel Başkanın [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-1 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" width="603" height="450" data-id="3890" src="https://temsen.org.tr/wp-content/uploads/2026/05/Deva-Partisi-Genel-Baskani-Sayin-Ali-BABACAN-ile-gorusme-1.jpeg" alt="" class="wp-image-3890" srcset="https://temsen.org.tr/wp-content/uploads/2026/05/Deva-Partisi-Genel-Baskani-Sayin-Ali-BABACAN-ile-gorusme-1.jpeg 603w, https://temsen.org.tr/wp-content/uploads/2026/05/Deva-Partisi-Genel-Baskani-Sayin-Ali-BABACAN-ile-gorusme-1-400x299.jpeg 400w, https://temsen.org.tr/wp-content/uploads/2026/05/Deva-Partisi-Genel-Baskani-Sayin-Ali-BABACAN-ile-gorusme-1-250x187.jpeg 250w, https://temsen.org.tr/wp-content/uploads/2026/05/Deva-Partisi-Genel-Baskani-Sayin-Ali-BABACAN-ile-gorusme-1-150x112.jpeg 150w" sizes="(max-width: 603px) 100vw, 603px" /></figure>
</figure>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="603" height="450" src="https://temsen.org.tr/wp-content/uploads/2026/05/Sayin-Babacan-ile.jpeg" alt="" class="wp-image-3889" style="width:695px;height:auto" srcset="https://temsen.org.tr/wp-content/uploads/2026/05/Sayin-Babacan-ile.jpeg 603w, https://temsen.org.tr/wp-content/uploads/2026/05/Sayin-Babacan-ile-400x299.jpeg 400w, https://temsen.org.tr/wp-content/uploads/2026/05/Sayin-Babacan-ile-250x187.jpeg 250w, https://temsen.org.tr/wp-content/uploads/2026/05/Sayin-Babacan-ile-150x112.jpeg 150w" sizes="(max-width: 603px) 100vw, 603px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph">Sendika yönetim kurulu olarak 08.06.2026 tarihinde,  DEVA Partisi Genel Başkanı Sayın Ali BABACAN ile parti binasında bir görüşme yaptık. Genel Başkan Yardımcısı (Eski Milletvekili ve Ortaöğretim Genel Müdürü) Sayın Kerem ALTUN’un da bulunduğu toplantıda, eğitim ve özellikle denetim sisteminin mevcut durumu, sorunları ve çözüm yolları konusunda bilgi aktarımı ve ortak değerlendirmelerde bulunduk. Sayın Genel Başkanın konuyla ilgili bilgi birikimi ve eğitime verdiği önem, bizler açısından şaşırtıcı olduğu kadar, gelecek açısından umut vericiydi. Eğitim müfettişleri nezdinde bizlere gösterdiği samimi ve yakın ilgilerinden dolayı, kendilerine teşekkür ederiz.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://temsen.org.tr/3853-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3853</post-id>	</item>
		<item>
		<title>BÜYÜYEN TÜRKİYE’NİN KÜÇÜLEN EMEKLİLERİ &#8211; EMEKLİ MAARİF MÜFETTİŞİ CEMİL HOPANCI</title>
		<link>https://temsen.org.tr/okulda-siddet-tesaduf-degil-bir-sistemin-cokusudur/</link>
					<comments>https://temsen.org.tr/okulda-siddet-tesaduf-degil-bir-sistemin-cokusudur/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Osman Şahin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 06 Jun 2026 05:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Müfettişten Gelenler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://temsen.org.tr/?p=3243</guid>

					<description><![CDATA[              Sabır Tükendi, Hak İstiyoruz! &#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; Milyonlarca çalışanı ve emekliyi doğrudan ilgilendiren Mayıs 2026 enflasyon verilerinin açıklanmasıyla birlikte, temmuz ayında maaşlara yansıtılacak 6 aylık enflasyon farkının resmi silueti de belirdi. TÜİK, mayıs ayı enflasyonunu %1,71, yıllık enflasyonu ise %32,61 olarak ilan etti. Bağımsız iktisatçıların oluşturduğu ENAG ise halkın hissettiği gerçek enflasyonu; aylık %2,16, yıllık bazda [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">              Sabır Tükendi, Hak İstiyoruz!</p>



<p class="has-text-align-left wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Milyonlarca çalışanı ve emekliyi doğrudan ilgilendiren Mayıs 2026 enflasyon verilerinin açıklanmasıyla birlikte, temmuz ayında maaşlara yansıtılacak 6 aylık enflasyon farkının resmi silueti de belirdi. TÜİK, mayıs ayı enflasyonunu %1,71, yıllık enflasyonu ise %32,61 olarak ilan etti. Bağımsız iktisatçıların oluşturduğu ENAG ise halkın hissettiği gerçek enflasyonu; aylık %2,16, yıllık bazda ise %53,13 olarak paylaştı. Çarşıdaki, pazardaki yangını en iyi özetleyen ise harcama kalemlerindeki yıllık artışlar oldu: Konut, su ve enerjide %45,59; gıda ve alkolsüz içeceklerde %34,86; ulaştırmada %34,29 artış…</p>



<p class="has-text-align-left wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Haziran ayı enflasyon tahmini olan %1,30’luk oran da eklendiğinde; temmuz ayında BAĞ-KUR ve SSK emeklilerine %18,1, memur ve memur emeklilerine ise %13,8 civarında bir artış yapılması öngörülüyor.</p>



<p class="has-text-align-left wp-block-paragraph">Ancak ortada acı bir tezat var: Hükümet yakıta, enerjiye, vergilere ve mali cezalara zammı anında uyguluyor. Çarşı, pazar, giyecek ve ulaşım sektörü de kendi zamlarını enflasyonu beklemeden etikete yansıtıyor. Kimse &#8220;6 ay bekleyelim&#8221; demiyor! Olan ise yine memura ve emekliye oluyor. Bizler, altı ay geriden gelen ve üstelik her defasında hedeflerin altında kalan tahmini bir enflasyon farkıyla hayatta kalmaya zorlanıyoruz. Sonuç mu? Ekonominin hep bir adım arkasında, hep daha da yoksullaşarak kalıyoruz.</p>



<p class="has-text-align-left wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 2026 yılı için hedeflenen yıllık enflasyon oranı %16 olarak belirlenmiş, kamu görevlileri ve emeklilere de bu hayali oran üzerinden artış yapılmıştı. Ne var ki, yılın ilk beş ayında bu hedef çoktan aşıldı ve tarihe karıştı. Hedefler yine tutmadı fakat her ne hikmetse enflasyon farkının peşin verilmesi &#8220;tuzu kuru olanların&#8221; aklına bile gelmedi. Çalışana ve emekliye yine payına düşen o meşhur reçete yazıldı: Sabır!</p>



<p class="has-text-align-left wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Tabela ekonomisine bakarsanız; Türkiye ekonomisi %2,5 büyümüş, kişi başına düşen milli gelir 19 bin dolara ulaşmış! Peki, bu büyümeden çalışanların ve emeklilerin payına ne düştü? Kocaman bir sıfır. Sosyal adaletin gereği olan refahın ve ekonomik yükün toplum kesimleri arasında adil şekilde paylaştırılamadığı gün gibi ortadadır. Siyasilerin seçim meydanlarında verdikleri vaatlerin hiçbiri yerine getirilmedi. Onların tek derdi, sandıktan birinci parti olarak çıkan muhalefeti nasıl siyasi bir abluka altına alacakları oldu. Emekli ise her zaman olduğu gibi ancak &#8220;seçimden seçime&#8221; hatırlandı. Bugün Temmuz’da insani bir zam alabilmek için &#8220;baskın seçim&#8221; duasına çıkan emekliler var. Şayet bu Temmuz’da yeterli artış yapılmazsa, bilin ki Ocak 2027 seçim hesapları için şimdiden planlar kuruluyor demektir.</p>



<p class="has-text-align-left wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Peki, çalışanlar ve özellikle de emekliler bu cenderenin içine nasıl düşürüldü?</p>



<p class="has-text-align-left wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 1.Vergi Dilimi Oyunu: Son 23 yıldır vergi dilimleri üzerinde adeta bir mühendislik yapıldı. 2001 yılında çalışanların gelirlerinden kesilen %15’lik ilk vergi dilimi tutarı, asgari ücretin brüt tutarının tam 21 katıydı. Bu oran yıllar içinde eritilerek 2026 yılında asgari ücretin 5.8 katına kadar indirildi. Geçmişte gelirin yaklaşık 700 bin TL’si %15 ile vergilendirilirken, bugün sadece 190 bin TL’si bu dilime giriyor; geri kalan kısım hemen %20 ve %27’lik yüksek vergi dilimlerine takılıyor. Yani hükümet, çalışanın bir cebine koyduğu zammı, diğer cebinden vergi olarak anında geri alıyor.</p>



<p class="has-text-align-left wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 2.Seyyanen Zam Adaletsizliği: 2023 yılında memurlara verilen ve bugün güncel değeri 26 bin TL’yi bulan seyyanen zam, memur emeklilerinden esirgendi. Kazanılmış hakkımız olan bu miktar emekli maaşlarımıza yansıtılmadı.</p>



<p class="has-text-align-left wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 3.Büyüme Payının Gaspı: Geçmişte ülke büyümesinden emekliler %100 pay alırken, 2008 yılında yapılan yasal düzenleme ile bu oran %30’a düşürüldü. Ülke büyürken, emekli bilinçli bir şekilde fakirleştirildi.</p>



<p class="has-text-align-left wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Tüm bunlar olurken Sayın Bakanımız Mehmet Şimşek, &#8220;Yurt dışından getirilecek paralara kaynak sorulmayacağını ve 20 yıl vergi muafiyeti tanınacağını&#8221; ifade ediyor. Sadece son 4 ayda yabancı sermayeye ödediğimiz faiz 1.1 Trilyon TL! Sayıştay denetiminin dışında tutulan yeni fonlarla bütçe dışı, denetlenemeyen paralar toplanıyor. Basında her gün kara para, vergi muafiyetleri ve büyük şirketlerin vergi afları havada uçuşurken; Maliye’nin küçük esnafa kestiği cezalar ve yazılan trafik cezaları artık &#8220;kurallara uyma çağrısı&#8221; olmaktan çıkıp, bütçe açığını kapatma furyasına dönüştü.</p>



<p class="has-text-align-left wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bugün memur da emekli de maaşını aldığı gün ile ayın sonu arasında korkunç bir değer kaybı yaşıyor. Resmi rakamlar ne söylerse söylesin; gıda fiyatlarındaki durdurulamayan yükseliş, ulaşım ve eğitim masraflarının ulaştığı astronomik seviyeler, kira ve temel yaşam giderlerindeki kontrolsüz artış, bizleri adeta nefes alamaz hale getirdi. Bu ülkede tatil yapmak artık bir lüks, insanca yaşam standardı ise bizden her gün biraz daha uzaklaşan bir hayal oldu.</p>



<p class="has-text-align-left wp-block-paragraph">Şunun altını kalın çizgilerle çizelim: Enflasyon farkı bir zam değildir! Yaşatılan alım gücü kaybının, geriden gelerek, gecikmeli olarak telafi edilmesidir. Bize gereken; alım gücünü yeniden tesis edecek, hayat pahalılığı karşısında bizleri ezdirmeyecek reel ve refah payı içeren bir maaş artışıdır.</p>



<p class="has-text-align-left wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bir emekli olarak; yıllarca ödediğimiz primlerin gerçek karşılığını, memura verilip bizden esirgenen seyyanen zammı ve ülke büyümesinden hakkımız olan %100’lük payı geri istiyoruz!</p>



<p class="has-text-align-left wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Seçimden seçime yapılan ve bir türlü gerçekleşmeyen vaatleri, sadaka niyetine verilen lütuf zamlarını istemiyoruz. Ekonomik mağduriyetimize sebep olan, son 23 yılda kanunlarla elimizden alınan haklarımızın iade edilmesini; bizler de çağdaş dünyadaki diğer emekliler gibi başı dik ve insanca yaşamayı arzu ediyoruz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">                                                                                                                                                                                            06.06.2026</p>



<p class="has-text-align-right wp-block-paragraph">Cemil HOPANCI</p>



<p class="has-text-align-right wp-block-paragraph">Emekli Maarif Müfettişi</p>



<p class="has-text-align-right wp-block-paragraph"></p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>OKULDA ŞİDDET TESADÜF DEĞİL, BİR SİSTEMİN ÇÖKÜŞÜDÜR &#8211; EMEKLİ MAARİF MÜFETTİŞİ CEMİL HOPANCI</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;   70’li yaşlarının ortasında, 20 yılı Anadolu’nun lise sınıflarında ve idari kademelerinde, 25 yılı ise eğitim müfettişliğinde geçmiş bir kimya öğretmeni ve eğitim bilimci titizliğiyle dünyayı takip eden bir vatandaş olarak yazıyorum.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İstanbul Çekmeköy’den Şanlıurfa Siverek’e, Kahramanmaraş’tan diğer illerimize sıçrayan 14 yaşındaki çocuklarımızın okul cinayetleri ve katliam girişimleri, bizlere yabancı gelen &#8220;Amerikan tipi okul baskınlarının&#8221; artık kapımıza değil, sınıfımıza girdiğinin kanıtıdır. Ancak bu trajedi bir &#8220;anlık cinnet&#8221; değil, yıllardır biriken yapısal sorunların acı bir sonucudur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Eğitim fakültelerinin kontrolsüzce artırılması, ihtiyaç fazlası mezun verilmesi ve atamalarda uygulanan mülakat sisteminin yarattığı adaletsizlik duygusu, toplumun eğitime olan inancını sarsmıştır. Kimya, fizik, tarih gibi temel bilimlerin öğretmenleri işsizlikle boğuşurken, okullardaki pedagojik formasyonlu uzman öğretmenler yerine “Değerler Eğitimine” dışarıdan görevlendirmelerle ikame çözümler üretilmesi, okul ikliminin kimyasını bozmuştur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Müfredatın bilimsel ve pedagojik temelden uzak, tepeden inme kararlarla sık sık değiştirilmesi; okullarımızı düşünen, sorgulayan bireyler yetiştiren kurumlar olmaktan çıkarıp birer “test çözme kampına” dönüştürmüştür. Resim, müzik ve beden eğitimi gibi derslerin değersizleştirilmesi, gençlerin duygu dünyalarını ifade edebilecekleri, enerjilerini sağlıklı biçimde boşaltabilecekleri alanları ortadan kaldırmıştır. Bastırılan duygu, yön bulamayan enerji ise çoğu zaman şiddet olarak geri dönmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Öğretmen kurullarının karar alma gücü zayıflatılmış; seçmeli dersler öğrencinin yetenek ve ilgisine göre değil, idari tercihlere göre belirlenir hale gelmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Müfettişlerin rehberlik ve denetim yetkileri kısıtlanmış, soruşturma ve incelemeler komşu okul müdürlerinin yaptığı görevler halini almıştır. Okulun gerçek denetim raporunu tutacak bağımsız göz eksilince, şiddet ve akran zorbalığı gibi sinyaller, olumsuz okul iklimi Bakanlığa ulaşmadan hasıraltı edilir hale getirilmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Unutulmamalıdır ki eğitim, yalnızca okul duvarları arasında şekillenmez. Siyasette kullanılan kutuplaştırıcı nefret dili, adalete dair çifte standart algısı, medya ve dizilerdeki şiddet ve suçun cazip gösterilmesi, kontrolsüz dijital içerikler ve şiddet temalı oyunlar; genç zihinleri derinden etkilemektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bu atmosferde öğretmen; kılık kıyafeti ile oynanarak itibarı zedelenmiş, sürekli idare ve veli baskısı altında tutulan ve rol model olma gücü aşındırılan bir figüre dönüştürülmüştür.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bugün karşı karşıya olduğumuz tabloyu değiştirmek için yüzeysel önlemler değil, köklü ve cesur adımlar gereklidir. Anayasa’nın 42. maddesi ve Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nun ruhuna sadık kalarak: Yasama, Yargı, Yürütme erglerinin bağımsız olmasına, hesap verebilirliğe, demokratik parlamenter sisteme dönülmelidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Okul çıkışlarında ve toplu etkinliklerde psikolog ve sosyologlar aktif görev almalı, risk altındaki öğrenciler sahada gözlemle tespit edilmelidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Rehber öğretmenler ve müfettişler tarafından hazırlanan “zorbalık ve şiddet” raporları, raflarda bekleyen belgeler olmaktan çıkarılıp doğrudan kriz yönetim mekanizmalarında değerlendirilmelidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Şiddeti normalleştiren ve özendiren medya içerikleri üzerinde etkili ve tutarlı bir denetim sağlanmalıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 12 yıllık zorunlu eğitim süreci yeniden ele alınmalı; gençlere yalnızca akademik bilgi değil, yaşam becerileri, duygu yönetimi ve “insanca yaşama kültürü” kazandırılmalıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Okullarda sanat, spor ve sosyal etkinlikler güçlendirilerek öğrencilerin kendilerini ifade edebilecekleri sağlıklı alanlar genişletilmelidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Polisiye tedbirler yerine, öğretmenlik mesleğine yeniden itibar kazandırılmalı; liyakat esaslı, adil ve şeffaf bir sistem inşa edilmelidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Okul ve ev, bir çocuğun dünyadaki en güvenli iki limanıdır. Eğer bu limanlarda silahlar patlıyorsa, bilinmelidir ki fırtına dışarıda değil, çoktan içeri girmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Geç olmadan; liyakate, bilime ve demokratik kurallara dönmek zorundayız. Çünkü eğitimde feda edilecek tek bir fert yoktur. Ancak yanlış sistemler, ideolojik saplantılar sessizce ve sistematik biçimde binlerce genci feda eder. Bu bir uyarı değil, artık bir zorunluluktur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hayatını kaybeden öğretmen ve öğrencilerimize Allah’tan rahmet ailelerine, arkadaşlarına, bütün eğitim camiamıza ve Türk Milletine sabır ve başsağlığı dilerim.</p>



<p class="has-text-align-right wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 16.04.2026</p>



<p class="has-text-align-right wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Cemil HOPANCI</p>



<p class="has-text-align-right wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Emekli Maarif Müfettişi</p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>ÖĞRETMENİN İTİBARI, EĞİTİMİN TEMELİDİR &#8211; EMEKLİ MAARİF MÜFETTİŞİ CEMİL HOPANCI</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">             Türkiye&#8217;de modern anlamda öğretmen yetiştiren kurumların temeli Tanzimat Dönemi&#8217;ne dayanmaktadır. Öğretmen okullarının ilki olan Darülmuallimîn, 16 Mart 1848 tarihinde kurulmuştur. Bu kurumun açılışında; öğretmenlik mesleğinin sadece bilgi sahibi olmak değil, aynı zamanda özel bir yöntem ve ihtisas gerektiren bir alan olduğunu savunan dönemin Maarif Nazırı Ahmet Cevdet Paşa&#8217;nın büyük emeği vardır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Biz çocukluğumuzda okula kendimiz gider gelir, okuldan arta kalan zamanlarda mahalle sokaklarında özgürce oyun oynardık. Liseye geldiğimizde bazen gece sinemasına, hatta kahvehaneye gittiğimiz olurdu. Ama tüm bu zamanlarda içimizde tek bir çekince vardı:</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; “Ya öğretmen görürse…”</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Çünkü öğretmen sadece okulun içinde değil, toplumun da vicdanıydı. Sinemada ya da kahvehanede gece kontrolüne çıkan öğretmen olur; kahveci de sinemacı da saklanan öğrenciyi öğretmene gösterirdi. Çünkü herkes, öğretmenin toplum için ne ifade ettiğini bilirdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Eskiden çarşıda, pazarda öğretmene duyulan saygı büyüktü. Bu saygı sadece halktan değil, devleti yönetenlerden de gelirdi. Mustafa Kemal Atatürk, kendisine milletvekili maaşlarının ne kadar olması gerektiği sorulduğunda şu tarihî cevabı vermişti: “Öğretmen maaşını geçmesin.” Bu söz aslında bir ölçüydü. Çünkü bir toplumun geleceği, öğretmenine verdiği değer kadardır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Okullarda genç öğretmenler deneyimli meslektaşlarına saygıda kusur etmez, okul yöneticileri kıdemli ve tecrübeli isimlerden seçilirdi. Öğretmenler Kurulu ise adeta demokratik bir meclis gibi çalışırdı. Gündem önceden belirlenir, herkes söz alır, fikirler tutanaklara geçirilir ve oylanırdı. Böylece öğretmenler sadece ders anlatan kişiler değil, okulun yönetimine katkı sunan &#8220;eğitim aklı&#8221; olurlardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bugün ise eğitim sisteminde birçok değer sessizce kaybolmaktadır. Kütüphaneler, laboratuvarlar, gezi-gözlem etkinlikleri ve münazaralar giderek unutulmuştur. Ölçme ve değerlendirme ciddiyeti ise adeta terk edilmiştir. Özellikle bazı özel okullarda neredeyse tüm öğrencilerin notları 90-100 aralığındadır. 12. sınıf öğrencisinin okula gidip gitmemesi önemsizleşmiş, kontrol ve denetim mekanizmaları işlevsiz kalmıştır. Okul yöneticileri çoğu zaman liyakatten ziyade mülakatlar ve siyasi teveccühlerle atanır hale gelmiştir. Öğretmen kurulları ise çoğu yerde müdürün nutkuyla başlayıp talimatıyla biter olmuştur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Günümüzde eğitimde öncelik, veliyi ve öğrenciyi memnun etmek olarak görülmektedir. Öğretmen ise adeta bir &#8220;emir kulu&#8221; yerine konulmaktadır. Oysa eğitim politikalarının en önemli uygulayıcısı öğretmendir. Ne yazık ki sistemde bir sorun olduğunda ilk suçlanan yine öğretmen olur. Öğrenci hata yapar, öğretmen sorgulanır. Sendikalar bile çoğu zaman öğretmenin hakkını savunmakta yetersiz kalır. Okullarda yeterince rehberlik ve din kültürü öğretmeni bulunmasına rağmen, &#8220;değerler eğitimi&#8221; adı altında okul dışı görevlendirmeler yapılmaktadır. Kılık-kıyafet disiplini zayıflamış; öğretmenlik mesleği ne yazık ki yıpratılmış ve itibarsızlaştırılmıştır. Veliler artık sadece öğrenciyi değil, öğretmeni de yönetmeye çalışmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Akran zorbalığı, öğrenci saygısızlığı, öğretmene şiddet ve yönetici mobbingi derken unutulmaması gereken bir gerçek vardır: “Öğretmen itibarsızlaştırıldığında rol model yok olur.” Rol model yok olunca; öğrenci, aile, toplum ve nihayetinde ülke kaybeder.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 1980 öncesinde siyasi çatışmalar, sonrasında terör, bugün ise siyasi kayırmacılık, veli baskısı ve öğrenci saygısızlığı öğretmenliği giderek pasifleştirmiştir. Bugün birçok öğretmen, sadece memuriyetini korumak adına asgari çaba ile görevine gidip gelmektedir. Bu durum ülkemizin geleceği için büyük bir kayıptır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Basın, öğretmene yönelik olumsuz olayları haberleştirirken mesleğin saygınlığını koruyan bir dil kullanmalı; yöneticiler ve sendikalar öğretmeni yalnız bırakmamalıdır. Unutulmamalıdır ki: “Öğretmenini koruyamayan toplum, geleceğini koruyamaz.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Dileğim odur ki eğitim camiamız; siyasi yandaşlıktan, liyakatsiz yöneticilerden, mobbing ve zorbalıktan arınsın. Ve yeniden şu gerçeği hatırlayalım: “Bir milletin gerçek mimarları öğretmenlerdir.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Öğretmen okullarını açan, bizlerin yetişmesine vesile olan Maarif Nazırı Ahmet Cevdet Paşa’yı minnet ve rahmetle anıyorum.</p>



<p class="has-text-align-right wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 16.03.2026</p>



<p class="has-text-align-right wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Cemil HOPANCI</p>



<p class="has-text-align-right wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Em. Maarif Müfettişi</p>



<p class="has-text-align-right wp-block-paragraph"></p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Doğu Meselesi Üzerine &#8211;  Cemil HOPANCI Emekli Eğitim Müfettişi</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>



<p class="wp-block-paragraph">Son dönemde, “Doğu Meselesi” başlıklı yazı ve raporlarda, Osmanlı arşivlerinden hareketle Kürt meselesini tarihsel bir süreklilik içinde ele alma iddiası görülmektedir. Ancak bu yaklaşım, tarihsel verilerin seçmeci biçimde kullanılması ve güncel anayasal düzenle uyumsuz yorumlanması nedeniyle dikkat çekmektedir. Bu nedenle “ Barış Sürecini” ele alan söz konusu yazı ve raporları anayasal açıdan eleştirel bir değerlendirmeye tabi tuttuğumda şu sonuçlara ulaşılmaktadır:<br>1. Osmanlı İdari Yapısı ile Cumhuriyet Rejimi Aynı Zeminde Okunamaz<br>Osmanlı Devleti’nde kullanılan “Kürdistan Eyaleti”, “Bilâd-ı Ekrad” gibi idari tanımlamalar, modern anlamda ulusal egemenliğe dayalı siyasal kimlikler değildir. Osmanlı sistemi; ümmet esaslı, hanedan merkezli ve çoklu aidiyetlere imkân tanıyan bir imparatorluk düzenidir. Bu nedenle Osmanlı’daki idari adlandırmaları, günümüzdeki etnik-siyasal talepler için bir meşruiyet kaynağı olarak sunmak tarihsel bağlamı çarpıtmaktır.<br>Türkiye Cumhuriyeti ise 1924’ten itibaren egemenliğin kaynağını milletten alan, üniter ve ulus-devlet modelini benimsemiş, hukuki eşitliği esas alan modern bir devlettir. İki rejimin meşruiyet zemini, amaçları ve yapısı bütünüyle farklıdır. Osmanlı’dan seçilen örneklerle Cumhuriyet’in anayasal düzeni sorgulanamaz.<br>2. “Ümmetten Ulus Yaratma” Söylemi Gerçekliği Yansıtmamaktadır<br>Cumhuriyet’in “ümmetten zorla ulus yaratma” projesi yürüttüğü ileri sürülmektedir. Oysa bu söylem, hem ulus-devlet teorisinin hem de Türkiye’nin tarihsel koşullarının yanlış okunmasıdır. Cumhuriyet; etnik değil, siyasal ve hukuki vatandaşlık temelli bir millet tanımı yapmıştır. Anayasa’nın 66. maddesi açıktır: “Türkiye Cumhuriyeti’ne vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk’tür.” Bu tanım ırkı değil, hukuki bağlılığı esas alır. Dolayısıyla Cumhuriyet’in amacı, farklı inanç ve etnik kökenleri yok saymak değil; ortak vatandaşlık çatısı altında eşit bireyler yaratmaktır.<br>3. Şeyh Said İsyanı ve Benzeri Kalkışmalar ‘Tepki’ Değil, Açık İsyandır<br>Ülkemiz tarih boyunca zor dönemlerden geçerken, dinî ve etnik gerekçeler bahane edilerek asıl hedefi bölmek ve parçalamak olan birçok silahlı kalkışmayla karşı karşıya kalmıştır.<br>Babanzade (1806–1813) ile başlayıp Bedirhan Bey (1847), Yezdanşêr (1855), Şeyh Ubeydullah (1880–1881), Koçgiri (1920–1921), Beytüşşebap (1924), Şeyh Said (1925), İhsan Nuri Paşa – Ağrı (1926–1930), Dersim (1937–1938) ve PKK (1984–…) isyanlarına kadar uzanan bu süreçte, Osmanlı’nın son 120 yılı ile Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yıllarından bugüne kadar devlet, her zorluk döneminde içeriden vurulmuştur.<br>Cumhuriyet devrimleri ile Doğu isyanları arasında nedensellik bağı kurulmakta ve bu isyanlar dolaylı biçimde meşrulaştırılmaktadır. Bu yaklaşım son derece sakıncalıdır. Tarihsel gerçek şudur: Şeyh Said isyanı da diğerleri gibi ayrılıkçı unsurlar barındıran, silahlı birer kalkışmadır. Hiçbir devlet, silahlı isyanı ve devlet otoritesine başkaldırıyı “sosyolojik tepki” olarak mazur göremez.<br>4. “Eşit Yurttaşlık” Zaten Anayasal Bir Gerçektir<br>Türkiye Cumhuriyeti’nin temel ilkesi; etnik, mezhebi ya da dinî kimlikler değil, eşit yurttaşlık ve liyakat esasına dayanır. Her birey, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak devletin her kademesinde görev alabilir. Bu anayasal bir haktır ve herhangi bir “kimlik kotası”na indirgenemez.<br>Cumhuriyet’le birlikte; düşünce, ifade ve basın özgürlüğü, din ve vicdan özgürlüğü, kişi dokunulmazlığı, yaşama hakkı, yerleşme ve seyahat özgürlüğü ile özel hayatın gizliliği güvence altına alınmıştır.<br>Türkiye Cumhuriyeti’nde “eşit yurttaşlık” eksikliği yoktur. Eşitlik, Anayasa’nın temelidir. Anayasa’nın 10. maddesi açıktır: “Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayrım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.”<br>Bu hüküm varken “kurucu unsur” tartışmaları, etnik temelli kolektif hak talepleri ve çoklu kurucu kimlik söylemleri, üniter devleti zedeleyen ve toplumu ayrıştıran girişimlerdir.<br>5. Ana Dilde Eğitim ve Otonomi Tartışmaları Üniter Yapıya Aykırıdır<br>Ana dilde eğitim ve idari otonomi talepleri, bireysel kültürel haklar çerçevesini aşarak kamusal alanı etnikleştirme, devletin ortak dilini zayıflatma ve siyasal parçalanmayı derinleştirme riski taşımaktadır. Metinlerdeki bu ifadeler, son günlerde basında yer alan DEM Parti raporunu anımsatmaktadır.<br>Hiçbir üniter devlette, resmî eğitim dili dışında paralel eğitim sistemleri ve etnik temelli özerk yönetimler kabul edilmez. Bu tür talepler demokratikleşme değil, devletin çözülmesi sonucunu doğurur.<br>6. Osmanlı Ümmet Modeli Günümüz İçin Bir Alternatif Değildir<br>Bazı makaleler ABD Büyükelçisi Tom Barrack’ın da ifade ettiği gibi Osmanlı’nın ümmet sistemine duyulan bir özlemi yansıtmaktadır. Ancak istenen bu model; hukuki eşitliğin olmadığı, kadın-erkek eşitliğinin bulunmadığı, yurttaşlık bilincinin gelişmediği ve din temelli ayrımların meşru sayıldığı bir Ortadoğu devlet düzenidir.<br>Türkiye Cumhuriyeti’nin laikliği ve ulus-devlet yapısı bu nedenle bir tercih değil, tarihsel bir zorunluluktur.<br>Türkiye Cumhuriyeti; etnik değil, yurttaşlık temelli, laik, demokratik ve sosyal bir hukuk devletidir. Tarih, ibret almak içindir; güncel siyasete meşruiyet üretmek için değil. Dinî, mezhebi ve etnik aidiyetleri siyasal kimliğe dönüştürmeye çalışan her yaklaşım demokrasiyi değil ayrışmayı, barışı değil çatışmayı besler.<br>Gerçek çözüm; Anayasa içinde kalmak, yasama, yürütme ve yargı bağımsızlığına —özellikle hukukun üstünlüğüne— riayet etmek, bireysel hak ve özgürlükleri geliştirmek ve devleti etnik ya da mezhebi kimliklere göre değil, eşit yurttaşlık temelinde korumaktır.<br>Sevgi, dostluk, hoşgörü, birlik, bütünlük, eşitlik, iyilik, fedakârlık, huzur, refah ve barış hepimizin arzu ettiği değerlerdir. Devlet ve millet olmanın temeli, bunları sürdürebilmenin ön şartı birlik ve beraberliktir.<br>Lozan, bu ülkenin tapusudur. 1924 Anayasası, Cumhuriyet’in temelidir. Türkiye’nin ihtiyacı daha fazla kimlik siyaseti değil; denetimin, hesap verebilirliğin ve sorgulamanın olduğu, daha güçlü ve adil bir hukuk devletidir. 15.01.2026 Cemil HOPANCI Emekli Maarif Müfettişi</p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>ÖĞRETMENİN SUÇ DOSYASI</strong> &#8211; Cemil HOPANCI&nbsp; Emekli Maarif Müfettiş</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Öğretmenler Odası olarak adlandırılan siteye baktığımda, velilerimizin CİMER’e yazdığı aşağıda (bazılarını) belirteceğim şikâyetleri gördüm:</p>



<p class="wp-block-paragraph">1.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Dün gece saat 23.30’da ödevle ilgili soru sordum. Hoca hanım çevrimiçi olduğu hâlde cevap vermedi, görüldü attı. Bizimle ilgilenmeyecekse neden o grupta ki?</p>



<p class="wp-block-paragraph">2.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hoca kırmızı kalemle hata düzeltiyormuş. Kırmızı renk şiddeti ve kanı çağrıştırıyor. Çocuğumun bilinçaltına saldırı var. Yeşil kalem kullanılsın, duayı sevsin.</p>



<p class="wp-block-paragraph">3.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Öğretmen Instagram hesabında lüks restoranda kebap yerken fotoğraf paylaşmış. Sınıfta durumu olmayan, fakir fukara öğrencisi var; canı çeken çocukları hiç mi düşünmüyor? Bu ne görgüsüzlük!</p>



<p class="wp-block-paragraph">4.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hocanın arabası çok eski ve kirli, okulunun önünde duruyor. Çocuğun vizyonsuz yetişecek diye korkuyorum. Öğretmen dediğin örnek olur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">5.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hoca hiç ödev vermiyor. Çocuk evde bütün akşam tabletle oynuyor, boş bırakıyor çocukları. İşini yapmıyor, maaşını hak etmiyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">6.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ödevlerden başımızı kaldıramıyoruz. Akşam ailece bir dizi izleyemez olduk. Kendi anlatması gereken konuları ödev diye bize yıkıyor, biz evde öğretmenlik yapıyoruz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">7.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Yıl sonu gösterisinde benim kızıma ağaç rolü vermişler. Benim kızım sınıfın en güzeli, neden başrol değil? Öğretmen taraflı davranıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">8.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Çocuğum kalemini açarken çöpü yere dökülmüş. Hoca da “kendin topla” demiş. Benim çocuğum elin çöpünü mü toplayacak? Çocuğumu temizlikçi olarak mı kullanıyorsunuz? Şikâyetçiyim.</p>



<p class="wp-block-paragraph">9.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Sınıfta gürültü olunca düdük çalmış. Benim çocuğumun kulakları çok hassas. Eve geldiğinde “kulağım çınlıyor” dedi. Resmen sınıfta gürültü şiddeti uygulanıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">10.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Öğretmen sınıftaki saksıyı benim oğluma sulatıyormuş. Ben çocuğumu oraya bahçıvan olsun diye mi gönderiyorum? Kendi çiçeğini kendi sulasın. Çocuğuma angarya iş yaptırılamaz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">11.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Sayın yetkili, nöbetçi öğretmen kantinde sucuklu tost yemiş. Benim çocuğum o sırada elma yiyordu. Sucuk kokusunu alınca morali bozulmuş. “Ben neden elma yiyorum?” diye ağlayarak eve geldi. Öğretmenin çocukların önünde iştah açıcı şeyler yemesi yasaklansın, gerekirse kantine girmesin.</p>



<p class="wp-block-paragraph">12.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Çocuğun çantasına her gün Nutella koyuyorum. Hoca “sağlıklı beslen” demiş. Sen kimsin de benim çocuğumun şekerine karışıyorsun? Parasını sen mi veriyorsun? Beslenme çantası mahremdir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">13.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Öğretmen hanım profil fotoğrafına çiçek koymuş. Biz onun yüzünü görmek istiyoruz, çiçek ne alaka? Kendini mi saklıyor, bir vukuatı mı var? Araştırılsın.</p>



<p class="wp-block-paragraph">14.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Öğretmenin evinde kedi beslediğini öğrendik. Benim çocuğumun kediye alerjisi var. Öğretmenin üzerindeki görünmez tüy ve pırıltılar sınıfa geliyormuş, çocuk hapşırıyor. Ya kediyi atsın ya da başka okula tayin olsun.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bir zamanlar öğretmen denince akla bilgi gelirdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Şimdi ise…</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Mesajı geç cevaplayan, yanlış renkte kalem kullanan, tost kokutan, kedi besleyen, arabası eski, Instagram’ı fazla mutlu bir “şüpheli” geliyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Günümüz öğretmeni sınıfa girmeden önce sadece ders planı değil, adeta savunma dosyası hazırlamak zorunda. Çünkü her an, her davranışı, her nefesi potansiyel bir CİMER başlığı olabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Öğretmen dediğin, gece yarısı uykusunda bile velinin &#8220;Ali’nin silgisi kayıp&#8221; mesajına bildirim sesiyle uyanıp selam durmalı. İnsan olması, dinlenmesi veya özel hayatı olması ne mümkün!..&nbsp;&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;“Kırmızı kalem kullanıyor. Kanı çağrıştırıyor. Çocuğumun bilinçaltına saldırı.” Eğitim bilimi yıllarca boşuna uğraşmış demek ki. Meğer öğrenme güçlüğünün sebebi renkmiş.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Yakında matematikte eksi sayılar depresyon yapıyor diye yasaklanabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Öğretmen; lüks yemek yerse &#8220;görgüsüz&#8221;, eski arabaya binerse &#8220;vizyonsuz&#8221;, profilinde çiçek paylaşırsa &#8220;vukuatlı&#8221;, kendi yüzünü paylaşırsa &#8220;teşhirci&#8221;dir. Kısacası öğretmen, mümkünse dijital ortamda oksijen bile almamalıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Çocuk kalem açar, çöp dökülür. Öğretmen “topla” der. Bir anne yazar: “Benim çocuğum elin çöpünü mü toplayacak?” Hayır. Sadece kendi çöpünü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ama çağımızda çocuklar: sorumluluk almaz, görev yapmaz, sınıfın çiçeğini sulamaz. Çünkü onlar ileride sadece talep eden bireyler olacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ödev Yok: Daha Büyük Suç, Ödev verilirse: “Bütün akşam ödev yapıyoruz, ailece dizi&nbsp;&nbsp; izleyemiyoruz! ” Ödev verilmezse: “Çocuk tablette, hoca işini yapmıyor!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Demek ki ideal öğretmen: hem ödev verir, hem vermez, hem çocuk çalışır, hem hiç yorulmaz!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Öğretmen rol modeldir, evet. Ama rol model olmak: hiç tost yememek, hiç düdük çalmamak, hiç kedi beslememek, hiç mutlu görünmemek değildir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Rol model olmak: adil olmak, sorumluluk öğretmek, sınır koymak, hayata hazırlamaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ama sınır, günümüzde şikâyet sebebidir. Daha önemlisi: Bu toplum, öğretmeni bu kadar baskı altına alırken çocuğa ne öğretiyor? &#8220;Sorumluluk alma, sınırları zorla, beğenmediğin her kuralı şikâyet ederek del!&#8221;</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Unutulmamalıdır ki: Öğretmenin görevi çocuğu eğlendirmek veya veliyi memnun etmek değil; onu hayata hazırlamaktır. Hayat ise her zaman sucuklu tost kokusu kadar iştah açıcı veya kırmızı kalem kadar yumuşak olmayabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Öğretmeni değersizleştirdiğimiz her an, aslında kendi geleceğimizin altını oyuyoruz. Çünkü öğretmeni &#8220;susmuş&#8221; bir toplumun, geleceği &#8220;karanlık&#8221; kalmaya mahkûmdur. Zira Sınıf, Hayatın Küçük Bir Modelidir. 04.01.2026</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>YAVAŞ YAVAŞ YOK EDİLEN EMEKLİLİK ?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Siz hiç akşam karanlığında, pazarın toplanma vaktinde orada bulundunuz mu?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tezgâhların söküldüğü, çöpe atılan sebze ve meyvelerin arasında umut arayan emeklileri gördünüz mü?</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Yıllarca kamuya hizmet ettiniz. Yaşınız doldu, emekli oldunuz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Peki&nbsp;&nbsp; Avrupa’daki emekliler gibi kültür gezileri yapmak, hayatın ikinci baharını yaşamak bu ülkede mümkün oldu mu?</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Türkiye’de bugün 17 milyon emekli var. Bu insanlar çalıştıkları yıllar boyunca emeklilik keseneklerini eksiksiz ödedi.Ancak bugün aldıkları maaşlar ne durumda?</p>



<p class="wp-block-paragraph">•&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 640 bin emekli 25.000 TL ve üzeri maaş alırken,</p>



<p class="wp-block-paragraph">•&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 16 milyon emekli ortalama 18.000 TL civarında aylıkla geçinmeye çalışıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">2026 yılında yapılan artışlarla:</p>



<p class="wp-block-paragraph">•&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; En düşük emekli aylığı: 18.938 TL</p>



<p class="wp-block-paragraph">•&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; En düşük memur emeklisi maaşı: 27.887 TL</p>



<p class="wp-block-paragraph">Aynı yıl için:</p>



<p class="wp-block-paragraph">•&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Asgari ücret, 2025’e göre %27 artırılarak net 28.075 TL oldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">2025 yılı yıllık enflasyonu:</p>



<p class="wp-block-paragraph">•&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; ENAG’a göre: %58,14</p>



<p class="wp-block-paragraph">•&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; TÜİK’e göre: %30,89</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Elektrik, Doğalgaz, Harçlar, Cezalar, Vergiler, ev kiraları artış oranı ayrı, memur ve emekli zamları ise ap ayrı (TÜİK verileri) esas alınarak yapıldı. Kamu, çarşı, pazar gerçek hayat pahalılığı ile resmî rakamlar arasındaki fark, emeklinin sofrasına doğrudan yansıdı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Meclis’te:</p>



<p class="wp-block-paragraph">•&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 93 yeni milletvekili aylık 273.196 TL,</p>



<p class="wp-block-paragraph">•&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 499 milletvekili ise emekli maaşlarıyla birlikte 450.854 TL aylık gelir elde ediyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu tabloya göre:</p>



<p class="wp-block-paragraph">•&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bir milletvekili, asgari ücretlinin 9,7 katını,</p>



<p class="wp-block-paragraph">•&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Emekli milletvekili ise 16 katını alıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Diğer ülke Millet Vekilleri, ülkelerinde ki asgari ücretin karşılaştırma için: Almanya: 6,2 kat, Hollanda: 4,6 kat, Fransa: 4,2 kat almaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Temmuz 2023’te memurlara 8.077 TL seyyanen zam verildi. Bu ödeme göstergeye bağlı olduğu için her maaş katsayısı artışında büyüdü.2026 itibarıyla: seyyanen ödeme yaklaşık 19.000 TL oldu. Ayrıca bu yıl&nbsp; tüm memurlara 1.000 TL sabit seyyanen artış eklendi. Toplam seyyanen destek: 20.000 TL. Ancak: Aktif memura verilen her zam emekliye otomatik olarak yansımaz. 2023’teki seyyanen zamda kanunda “emekli aylıklarına yansıtılır” ibaresi yer almadığı için emekliler bu artıştan yararlanamadı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">•&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 5434 sayılı Kanun döneminde:</p>



<p class="wp-block-paragraph">o&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Her hizmet yılı %3</p>



<p class="wp-block-paragraph">o&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 25 yıl → %75 maaş</p>



<p class="wp-block-paragraph">o&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Emekli maaşı, çalışırken alınan maaşın yaklaşık %70’i olurdu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">•&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 5510 sayılı Kanun (2008) ile:</p>



<p class="wp-block-paragraph">o&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Aylık bağlama oranı %2’ye düşürüldü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">o&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 25 yıl → %50 maaş</p>



<p class="wp-block-paragraph">o&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Uzun süre düşük maaş = düşük emekli aylığı anlayışı getirildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bugün ise karma sistem uygulanıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Örnek: Aynı kişinin emeklilik hesabı</p>



<p class="wp-block-paragraph">•&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 5434’e göre emekli maaşı → 30.000 TL olması gerekir iken</p>



<p class="wp-block-paragraph">•&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Karma sistem → 22.000 TL</p>



<p class="wp-block-paragraph">•&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 5510’a göre → 16.000 TL olmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; EYT’nin ülkeye yıllık maliyeti: 240 milyon dolar. Ancak: Ülkemizde bir kişi, 2018’de kamu bankasından 800 milyon dolar medya satın alımı için, Şirketleri adına da 100 milyon dolar kredi aldı, Borçlarını ödemedi, Borç faiziyle 2 milyar dolara çıktı ve bugün iflas etti. Tek bir kişiye, EYT maliyetinin 4,5 katı kaynak aktarılabildiyse, sorun EYT değil, tercihlerdir. Üstelik: SGK gelirlerinin emekli maaşlarını karşılama oranı %97.dir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Emekliler bugün bir gecede fakirleşmedi. Bu yoksullaşma 2008’den bu yana, adım adım, göz göre göre uygulandı. Hani şu kurbağa metaforu vardır: “Kurbağa kaynar suya atılırsa zıplayıp çıkar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ama soğuk suya konur ve su yavaş yavaş ısıtılırsa, tehlikeyi fark etmez ve ölür.” Bugün emeklilerin yaşadığı tam olarak budur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Yöneticilerimiz ve sosyal devlet anlayışımız; ömrünü bu memlekete hizmet ederek geçirmiş milyonlarca emekliyi bütçeye yük olarak görmemelidir. Devlet, vatandaş için vardır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Bir milletin yaşlılarına ve düşkünlerine karşı tutumu, o milletin uygarlık derecesini gösterir.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">(Not; Sayısal değerler ve oranlar görsel ve yazılı basından alınmıştır.) 08.01.2026</p>



<div class="wp-block-file"><a id="wp-block-file--media-fa7529b5-15f9-4754-b732-5996e4d6f62a" href="https://temsen.org.tr/wp-content/uploads/2025/12/OGRETMENIN-SUC-DOSYASI-Cemil-HOPANCI-Yazisi.docx">ÖĞRETMENİN SUÇ DOSYASI Cemil HOPANCI  Yazısı</a><a href="https://temsen.org.tr/wp-content/uploads/2025/12/OGRETMENIN-SUC-DOSYASI-Cemil-HOPANCI-Yazisi.docx" class="wp-block-file__button wp-element-button" download aria-describedby="wp-block-file--media-fa7529b5-15f9-4754-b732-5996e4d6f62a">İndir</a></div>



<div class="wp-block-file"><a id="wp-block-file--media-ded05380-42e3-4a97-a770-c4111617f389" href="https://temsen.org.tr/wp-content/uploads/2026/01/YAVAS-YAVAS-YOK-EDILEN-EMEKLILIK.docx">YAVAŞ YAVAŞ YOK EDİLEN EMEKLİLİK</a><a href="https://temsen.org.tr/wp-content/uploads/2026/01/YAVAS-YAVAS-YOK-EDILEN-EMEKLILIK.docx" class="wp-block-file__button wp-element-button" download aria-describedby="wp-block-file--media-ded05380-42e3-4a97-a770-c4111617f389">İndir</a></div>



<figure class="wp-block-image size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="650" height="365" src="https://temsen.org.tr/wp-content/uploads/2025/12/Ogretmen-Dosyasi-650x365.jpg" alt="" class="wp-image-3626" style="width:321px;height:auto" srcset="https://temsen.org.tr/wp-content/uploads/2025/12/Ogretmen-Dosyasi-650x365.jpg 650w, https://temsen.org.tr/wp-content/uploads/2025/12/Ogretmen-Dosyasi-400x225.jpg 400w, https://temsen.org.tr/wp-content/uploads/2025/12/Ogretmen-Dosyasi-250x140.jpg 250w, https://temsen.org.tr/wp-content/uploads/2025/12/Ogretmen-Dosyasi-768x431.jpg 768w, https://temsen.org.tr/wp-content/uploads/2025/12/Ogretmen-Dosyasi-150x84.jpg 150w, https://temsen.org.tr/wp-content/uploads/2025/12/Ogretmen-Dosyasi-800x449.jpg 800w, https://temsen.org.tr/wp-content/uploads/2025/12/Ogretmen-Dosyasi.jpg 1150w" sizes="(max-width: 650px) 100vw, 650px" /></figure>



<div class="wp-block-file"><a id="wp-block-file--media-8d3889d7-47f1-4c05-bd77-7671b9ce4070" href="https://temsen.org.tr/wp-content/uploads/2025/12/Cemil-Hopanci-Turkiye-nin-Kritik-Goc-Paradoksu.docx">Cemil Hopancı Türkiye nin Kritik Göç Paradoksu</a><a href="https://temsen.org.tr/wp-content/uploads/2025/12/Cemil-Hopanci-Turkiye-nin-Kritik-Goc-Paradoksu.docx" class="wp-block-file__button wp-element-button" download aria-describedby="wp-block-file--media-8d3889d7-47f1-4c05-bd77-7671b9ce4070">İndir</a></div>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Türkiye&#8217;nin Göç Paradoksu </strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Ülkemiz, coğrafi konumu itibarıyla yoğun ve düzensiz göç hareketlerinin merkezinde yer almaktadır. Uzun yıllardır Ortadoğu ve Afganistan kaynaklı göç almasına rağmen, bu hareketliliği yöneten, uzun vadeli ve bağlayıcı bir &#8220;Planlı Entegrasyon Politikası&#8221;(Bütünleşme, uyum sağlama) oluşturulamamıştır. Aynı zamanda, ülke yüksek nitelikli yetişmiş insan gücünü (beyin göçü) batı ülkelerine kaybetmektedir. Bu iki zıt hareketlilik; nitelikli göç verme ve plansız göç alma durumu, Türkiye&#8217;nin uzun vadeli sosyo-ekonomik istikrarı ve rekabet gücü için kritik riskler oluşturmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Türkiye&#8217;de göç, ağırlıklı olarak insani yardım ve güvenlik başlıkları altında ele alınmakta; entegrasyon mühendisliği ve toplumsal uyum ise ikinci planda kalmaktadır. Gelişmiş ülkelerde zorunlu tutulan dil öğrenimi, kültürel uyum ve yurttaşlık bilinci eğitimleri Türkiye&#8217;de etkin bir şekilde uygulanmamaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Göçmenlerin ve sığınmacıların yurt içinde istedikleri yere yerleşebilmesi ve aynı ülkeden gelenlerin şehirlerimizde belirli mahallelerde yoğunlaşması (gettolaşma), beraberinde entegrasyonu zayıflatan mekanizmaları çalıştırmaktadır. Aynı çevrede yaşayan göçmenler için Türkçe öğrenme zorunluluğu ve ihtiyacı azalmaktadır. Kendi eğitim, ticaret ve sosyal ağlarının oluşması, yerel toplumla teması asgari düzeye indirmektedir. Bu durum, birlikte yaşama kültürünü değil, yan yana ama ayrı yaşama ortamını sağlamakta, böylece paralel topluluklar oluşma riskini artırmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bu kültürel kopukluk ve birlikte yaşama kültürünün zarar görmesi, esasen kültürel değil, yönetsel bir sorundur. Kültürler kendiliğinden uyum sağlamaz; uyum yönetilir. Ne yazık ki Devlet, &#8220;kim geliyor, nerede yaşayacak, nasıl uyum sağlayacak, hangi değerlere uyacak&#8221; sorularına planlı ve bütüncül bir cevap üretememiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Beyin göçü, bir ülkenin en eğitimli, yetişmiş ve üretken insan gücünün (doktorlar, mühendisler, bilim insanları, akademisyenler) daha iyi ücret, kariyer imkânları, akademik özgürlük veya hukuki güvenlik gibi nedenlerle ülkeyi terk etmesidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Türkiye&#8217;de beyin göçünü tetikleyen temel nedenlerden bazıları şunlardır: Atama ve yükseltmelerde liyakat yerine başka ölçütlerin öne çıkması. Araştırma imkânlarının sınırlı olması, yayın ve proje desteklerinin siyasetten bağımsız olmaması. Hukuk güvenliğinin zayıflaması ve siyasi/ekonomik istikrar kaygısı. Düşük ücretler, yüksek yaşam maliyetleri ve enflasyona karşı alım gücünün korunamaması…</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Beyin göçü sadece ekonomik değil, ahlaki, hukuki ve yönetsel nitelikli insan kaynağı kaybıdır. Bu kayıp; eğitim ve AR-GE yatırımlarının karşılığının başka ülkelere gitmesi, yüksek katma değerli üretimin azalması, bilimsel ve teknolojik gelişmede yavaşlama, kamu yönetimi verimsizleşmesi, hukuk, eğitim ve sağlıkta kalite düşüşü gibi çok boyutlu zararlara yol açar. Ayrıca, toplumsal kutuplaşma ve sessiz öfke artışı, hoşgörünün yerini tahammülsüzlüğe bırakması gibi sosyal maliyetler de yaratır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Beyin göçü yasaklarla değil, insanlara ülkede kalmak isteme nedenleri sunularak önlenir. Atama ve yükseltmelerde kesinlikle ehliyet ve liyakat esas alınmalı, torpil algısı tamamen ortadan kaldırılmalıdır. Hukuk devleti ilkesi güçlendirilmeli, adil bir sistemde değer gördükleri algısı pekiştirilmelidir. (İnsan en çok adaletin olduğu yerde kalır.)&nbsp;&nbsp;&nbsp; Göçmenlerin yurt içinde dağılımı ve yerleşimi ise gettolaşmayı önleyecek şekilde planlı olarak yönetilmeli ve denetlenmelidir. Dil öğrenimi, kültürel uyum ve yurttaşlık bilinci eğitimleri zorunlu hale getirilmeli ve takibi etkinleştirilmelidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ülkeler toprak kaybederek değil, nitelikli insan kaybederek çöker. Bu nedenle, Türkiye&#8217;nin yönetim reformunda öncelik; liyakatli kadro sistemini tesis etmek, özgür ve kaliteli üniversiteleri güçlendirmek ve toplumsal uyumu merkeze alan şeffaf, adil politikalar uygulamaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Türkiye&#8217;nin önündeki en büyük fırsat, bu zorlu denklemi liyakat, adalet ve planlı entegrasyon temelinde çözerek, hem nitelikli insan kaynağını geri kazanmak hem de yeni gelen göçmenlerin toplumsal faydasını maksimize etmektir. Doğru bir yönetim anlayışıyla Türkiye, göçü bir yük olmaktan çıkarıp, demografik ve ekonomik bir dinamizm kaynağına dönüştürmelidir. 15.12.2025</p>



<div class="wp-block-file"><a id="wp-block-file--media-f96720f7-4aa3-4dc8-a86b-94890f5c6841" href="https://temsen.org.tr/wp-content/uploads/2025/11/Cemil-Hopanci-Yazisi-Egitimin-Cokusu.docx">Cemil Hopancı Yazısı Eğitimin Çöküşü</a><a href="https://temsen.org.tr/wp-content/uploads/2025/11/Cemil-Hopanci-Yazisi-Egitimin-Cokusu.docx" class="wp-block-file__button wp-element-button" download aria-describedby="wp-block-file--media-f96720f7-4aa3-4dc8-a86b-94890f5c6841">İndir</a></div>



<h1 class="wp-block-heading">Eğitim Sisteminin Çöküşü &#8211;</h1>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Her toplum, umutlarını geleceğe taşımak için bazı dayanak noktalarına ihtiyaç duyar: adalet, eğitim, ekonomi, sağlık, liyakat, etik… Ve çoğu zaman spor da bunların arasında bir nefes, bir moral kapısı olur. Ancak bu sabah spor dünyasında ortaya çıkan bahis, kumar ve yolsuzluk operasyonları; profesyonel sporcu, hakem ve yöneticilerin tutuklanması, artık nefes alınabilecek yerlerin dahi kirlendiğini acı bir şekilde gösteriyor. Ülkenin dış politikasından tarımına, adaletinden ekonomisine kadar her alanda hissedilen kötüye gidişin, spora bile sirayet ettiğini görmek insanın içini sızlatıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Siyasilerin, seçim meydanlarında savunduklarının tam tersini yüzleri kızarmadan savunabilmeleri, Meclis Plan ve Bütçe Komisyonunda üst yönetime ayrıcalıklı zamların hızla kabul edilmesi; ancak toplumun yoğun tepkisiyle geri adım atılabilmesi… Bütün bunlar toplumun adalet duygusunu zedeliyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bir eğitimci olarak, “hep bana” diyebilen bu sorumsuz, bencil anlayış karşısında söz bulmakta zorlanıyorum. Bir neslin 25 yılda devrildiği düşünülürse, bugün kamu yönetiminde bulunanların büyük bölümü, son çeyrek yüzyılın eğitim politikalarının ürünüdür. Peki bu bozulmanın sorumlusu sadece kötü eğitim midir, yoksa çok daha derin yapısal sorunlara mı işaret ediyor?</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Sorunun köklerine baktığımda, eğitimde yıllardır siyasilerce yapılan yapboz niteliğindeki düzenlemelerin büyük bir etkisi olduğunu düşünüyorum. (5+3+3), (8+4), (4+4+4) gibi modeli, temel sınavları, öğretmen alımı ve yetiştirme mevzuatı sık sık değiştirilen bir eğitim sisteminin istikrarlı bir gelecek yetiştirmesi elbette mümkün değildir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Okullara liyakatsiz yönetici atamaları, öğretmenlerin mesleki yeterliliğini zayıflatan uygulamalar, özel liselerde öğrencilere hak edilmemiş yüksek notlar verilmesi, Fen, Sosyal Bilimler ve Anadolu liselerinde kontenjanların düşürülmesi, öğretmen kadroları ve müfredatın sürekli değiştirilmesi… Tüm bunlar eğitimin niteliğini geri döndürülemez biçimde erozyona uğrattı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Yeterli yatırım alamayıp, kendini yenileyemeyen meslek liselerimizin yeni teknolojilere uyum sağlayamaması, sanayi ile iş birliğinin zayıf kalması, ülke için hayati öneme sahip ara eleman ihtiyacının karşılanamaması da ayrı bir sorun olarak büyümeye devam ediyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Sınava dayalı yarışmacı sistem, sık sık değiştirilen müfredat, seçmeli derslerin kapsamındaki dengesizlikler, dini derslerin ağırlığının artırılıp pozitif bilimlerin geri plana itilmesi; bilimselliği temel alan bir eğitim sisteminin ayakta kalmasını zorlaştırıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Her ile üniversite açılmış olması “nicelik çokluğu” sağladı, ancak nitelik göz ardı edildi. Yabancı öğrencilerin sınavsız ya da düşük puanlarla istedikleri bölümlere yerleşebilmesi; YÖK sistemindeki denetimsizlik; ÖSYM ve KPSS sınavlarında yıllardır yaşanan soru sızdırma skandalları; kamuya personel alımında sözlü sınavların adaletsizliği… Tüm bunlar toplumda adalet ve güven duygusunu zedeleyen büyük yaralar açtı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Buna ek olarak toplumun bir kesiminin “yerli ve milli”, diğer kesiminin ise neredeyse “düşman” gibi gösterilmesi; okullarda öğretmenlere karşı terbiyesiz davranışların artması; akran zorbalığının yaygınlaşması; bazı dini cemaat kurumlarında çocuklara yapılan kabul edilemez uygulamaların üzerine gidilmemesi; denetim mekanizmalarının neredeyse askıya alınmış olması da eğitimde çöküşü derinleştiren yapısal sorunlar arasında.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Eğitim sisteminin temelini oluşturan Tevhid-i Tedrisat Kanunu, Milli Eğitim Temel Kanunu ve Anayasa’daki laiklik, eğitim hakkı, bilim ve düşünce özgürlüğü gibi vazgeçilmez ilkelerin yok sayılması ya da görmezden gelinmesi, bugün yaşadığımız sorunların sadece eğitimle sınırlı olmadığını, tüm toplumsal yapıya yayıldığını gösteriyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Cumhuriyet tarihinin lideri değişmeden en uzun süre iktidarda kalan yönetimini deneyimlememize rağmen, verilen tüm sözlere karşın yolsuzlukların, ayrımcılıkların, yoklukların ve yasakların bitmediğini, aksine derinleşerek devam ettiğini üzülerek izliyorum.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bugün yaşadığımız sorunlar tesadüf değil; yıllardır biriken yanlış politikaların, ihmallerin, nitelikten çok niceliği önceleyen tercihlerin ve en önemlisi eğitimi ideolojik bir araç hâline getirmenin doğal sonucudur. Bir toplumun kaderini belirleyen asıl güç, tanklar, binalar ya da bütçeler değil; iyi yetişmiş, sorgulayan, adalet duygusunu yitirmemiş nesillerdir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Eğitim ihmal edildiğinde, adalet zayıflar; adalet zayıfladığında ekonomi yıpranır; ekonomi yıprandığında toplumun ahlakı çözülür; ahlak çözüldüğünde sporundan kültürüne kadar her alanda çürüme başlar. Bugün yaşadığımız tam olarak budur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Yine de çıkış yolu vardır: Bilime, liyakate, eşitliğe, fırsat adaletine ve laik eğitim ilkelerine gerçek anlamda dönmek. Bu dönüş gerçekleşmeden hiçbir alanın düzelmesi mümkün değildir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Toplum olarak en çok ihtiyacımız olan şey; günübirlik çözümler değil, siyasi hesaplardan arındırılmış, geleceği önceleyen gerçek bir eğitim seferberliğidir. O9.12.2025 &nbsp;</p>



<h1 class="wp-block-heading">ÖĞRETMENLER – Cemil HOPANCI – Eğitim Müfettişi</h1>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="720" height="891" src="https://temsen.org.tr/wp-content/uploads/2024/04/temsen-24-kasim-ogretmenler-gunu.jpeg" alt="" class="wp-image-2229" style="width:374px;height:auto"/></figure>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Öğretmen; yalnızca bilgi aktaran değil, insan yetiştiren, yol gösteren, yol açan ve yol arkadaşlığı yapan rehberdir. Kılığı, kıyafeti, bilgisi, kültürü ve davranışıyla bir rol model; öğrencilerinin merakını besleyen, öğrenmeyi sevdiren, doğruyla yanlışı ayırt etmeyi öğreten kişidir. Hayata yön verendir. Kısacası, öğretmen geleceğe açılan kapıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Tam da bu nedenle öğretmen yetiştirme meselesi büyük önem taşır. Türkiye’de yıllardır bitmeyen tartışmaların merkezinde olmasının, sürekli siyasetin müdahale ettiği bir alan hâline gelmesinin sebebi de budur. Çünkü eğitim sistemi; müfredat, ideoloji, toplum değerleri ve insan yetiştirme felsefesi gibi devletin geleceğini doğrudan etkileyen unsurları içerir. Bu yüzden her siyasi iktidar, eğitimi kendi bakışına göre şekillendirmek ister. Öğretmen yetiştirme ise bu sistemin temel taşı olduğundan, müdahaleler kaçınılmaz hâle gelir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bu durum, öğretmen yetiştirmeyi eğitimcilerin yönetmesi gereken teknik bir mesele olmaktan çıkarıp politik bir alan haline dönüştürür.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Osmanlı’dan Cumhuriyet’e, Köy Enstitülerinden Eğitim Fakültelerine kadar her dönemde “ideal vatandaş” anlayışına göre öğretmen yetiştirme modeli değişmiştir. Model değiştikçe kurumlar da değişmiş; sistem tam oturmadan tekrar dönüştürülmüş; dolayısıyla kalıcı bir standart bir türlü yerleşememiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Son yıllarda da tablo farklı değildir. Siyasi kararlarla öğretmen yetiştiren kurumların sayısı artırılmış, pedagojik formasyon birçok fakülteye yayılmış, ihtiyaçtan çok daha fazla öğretmen adayı yetiştirilmiştir. Ancak yetiştirilen bu gençlerin önemli bir bölümü MEB’e atanamamıştır. KPSS’nin yanına sözlü sınavlar eklenmiş, bu süreç siyasetin gölgesinde tartışmalı hâle gelmiştir. Akademik-Pozitif Bilim derslerinin azaltılması, bazı liselerin kapatılması veya kontenjanlarının azaltılması, seçmeli din derslerinin fiilen zorunlu hâle getirilmesi gibi uygulamalar eğitimde bir dengesizlik yaratmıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Fizik, kimya, coğrafya, felsefe gibi alanlarda 90 puanın üzerinde KPSS alan gençler atanamazken; özellikle Din Bilgisi branşlarında çok alım yapılması ve daha düşük puanlı adayların atanması geniş bir öğretmen kitlesinde kırgınlığa yol açmıştır. Sonuç: “atanamayan öğretmen” sorunu kronikleşmiş, büyümüş ve ağır bir toplumsal probleme dönüşmüştür.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bugün bu sorunu çözmek amacıyla Milli Eğitim Akademileri (MEA) gündeme gelmiş durumda. Yeni sistemde KPSS ve sözlü sınav kaldırılmış; yerine Akademi Giriş Sınavı (AGS+Mülakat) getirilmiş, öğretmen yetiştirme sürecinde MEB doğrudan belirleyici hâle gelmiştir. Ama bu model de tartışmaları beraberinde getirmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kimi çevreler bu yapıyı “mesleği profesyonelleştirme çabası” olarak görürken, kimileri “merkeziyetçi bir yapı ile siyasi kadrolaşmanın güçleneceği” endişesini taşımaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Öte yandan en az dört yıl üniversite eğitimi almış, pedagojik formasyona sahip öğretmen adaylarının bir yıl daha yeniden eğitilecek olması, “Bir yılda öğretmenlik mi öğretilir?” sorusunu gündeme getiriyor. Öğretmenlik dünya genelinde lisans düzeyinde kazanılan profesyonel bir meslektir. Gelişim ise görev süresince hizmet içi eğitimlerle desteklenir. Bir yıllık ek eğitimle “yeni bir öğretmen modeli” yaratılacağı düşüncesi, iddialı olduğu kadar tartışmalıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Nüfus artışı, okul ve derslik sayıları, fakülte kontenjanları arasında hâlâ uzun vadeli, akılcı bir planlama yoktur. Devlet Planlama Teşkilatı’nın kaldırılmasıyla bu eksiklik daha da belirgin hâle gelmiştir. Eğitimde istikrarsızlık sorunu devam etmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Görülüyor ki öğretmen yetiştirme, Türkiye’de yalnızca pedagojik değil;&nbsp; siyasi, ekonomik ve ideolojik bir meseledir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bu yüzden:</p>



<p class="wp-block-paragraph">•&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Her hükümet müdahale eder,</p>



<p class="wp-block-paragraph">•&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Her dönem yeni bir model önerilir,</p>



<p class="wp-block-paragraph">•&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ortak akılla oluşturulmuş, kalıcı bir sistem kurulmakta zorlanılır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bugün geldiğimiz noktada, öğretmen yetiştirme sorunumuz yine başka baharlara ertelenmiş görünmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Oysa çözüm aslında bellidir:</p>



<p class="wp-block-paragraph">•&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Nitelik Odaklı Merkezler: ODTÜ, Boğaziçi, Hacettepe, Ankara, Gazi gibi köklü eğitim fakülteleri pilot merkezler yapılmalı; program geliştirme ve akademisyen yetiştirme konularında liderlik üstlenmelidir. Zayıf fakülteler dönüştürülmeli veya kontenjanları sınırlandırılmalıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">•&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Seçicilik ve Prestij: Öğretmenlik, herkesin kolayca girebileceği bir meslek olmaktan çıkarılmalı, en yetenekli gençlerin tercih ettiği prestijli bir alan haline getirilmelidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">•&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Planlama ve İstikrar: Sistem sürekli değiştirilmemeli; değişiklikler beş yıllık periyotlarla, planlı ve akılcı bir planlamayla yapılmalıdır. Kontenjan ve atamalar şeffaf, öngörülebilir ve siyasetten bağımsız olmalıdır. Devlet Planlama Teşkilatı&#8217;nın kaldırılmasıyla oluşan uzun vadeli planlama eksikliği giderilmelidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">•&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Özerklik ve İtibar: Öğretmen yetiştirme kurulu özerk olmalı, eğitim eğitimcilere bırakılmalıdır. Öğretmenin maaşları döviz veya parite esasına göre korunmalı, okul içindeki yetkisi netleştirilmeli ve medya desteği ile mesleğin itibarı güçlendirilmelidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Çünkü öğretmen bir toplumun kaderini değiştiren güçtür.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu gücü doğru yetiştirmek, bir ülkenin en büyük yatırımının adıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 24 Kasım 2025&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; (Sevgili Meslektaşlarım Öğretmenler Günümüz Kutlu Olsun.)</p>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="219" height="280" src="https://temsen.org.tr/wp-content/uploads/2025/04/102.webp" alt="" class="wp-image-3476" style="aspect-ratio:4/3;object-fit:cover;width:164px;height:auto" srcset="https://temsen.org.tr/wp-content/uploads/2025/04/102.webp 219w, https://temsen.org.tr/wp-content/uploads/2025/04/102-150x192.webp 150w" sizes="(max-width: 219px) 100vw, 219px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>CUMHURİYET</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">&#8220;Kimsesizlerin, Kimsesi&#8221; &nbsp;&nbsp;&nbsp; Cumhuriyet; aklın, mantığın, bilimin ve insana verilen değerin simgesidir. Toplumun ihtiyaçlarına en uygun yönetim biçimi, özgürlüğün, eşitliğin ve demokrasinin adıdır. “Cumhuriyet, fikir serbestliği taraftarıdır.” Çünkü Cumhuriyet, düşünmenin, sorgulamanın ve yaratmanın önünü açar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 24 Temmuz 1923’te imzalanan Lozan Antlaşması, Türk milletinin siyasal, mali, ekonomik ve hukuksal bağımsızlığının belgesi olmuştur. Ve üç ay sonra, 29 Ekim 1923’te, halkın egemenliğine dayanan Türkiye Cumhuriyeti ilan edilmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Türkiye Cumhuriyeti; halk egemenliği, hukukun üstünlüğü, demokrasi ve laiklik temelleri üzerine kuruludur. Temel ilkesi “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.” sözüyle perçinlenmiştir. Bu ilke; eşit yurttaşlığın, kadın-erkek eşitliğinin ve özgürlüğün teminatıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bu teminat, &#8220;Aydınlık Bir Toplum İnşası&#8221; hedefiyle atılan köklü adımlarla güçlendirilmiştir. Cumhuriyet yasalarıyla: Saltanat kaldırılmış, Ankara başkent olmuş, Medeni Kanun kabul edilmiştir. Tarikat, tekke ve zaviyeler kapatılarak laik toplum düzeni pekiştirilmiştir. Eğitimde fırsat eşitliği ve Yeni Türk Alfabesi’nin kabulüyle bir eğitim seferberliği başlatılmış; bilim, kültür ve sanatın önü açılmıştır. Kadınlara seçme ve seçilme hakkı verilmiştir. İş Bankası kurularak özel girişim desteklenmiş; sanayi, tarım, sağlık ve ulaştırmada büyük atılımlar yapılmıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Cumhuriyetle birlikte; düşünce, ifade ve basın özgürlüğü, din ve vicdan özgürlüğü, kişi dokunulmazlığı, yaşama hakkı, yerleşme, seyahat ve özel hayatın gizliliği gibi temel haklar güvence altına alınmıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bu değerler, insanı ve toplumu yaşatan, geliştiren, yücelten Cumhuriyetin temel taşlarıdır. Bize düşen görev, bu kutlu mirası korumak, geliştirmek ve yarınlara daha da güçlü bir şekilde taşımaktır.&nbsp;&nbsp;&nbsp; Yaşasın Demokrasi, Yaşasın Özgürlük, Yaşasın Adalet, Yaşasın Cumhuriyet!</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;Cumhuriyet Bayramımız Kutlu Olsun! 28 Ekim 2025</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Cemil HOPANCI &#8211; Emekli Maarif Müfettişi</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>SİVİL SAVUNMA VE GÜVENLİKTE TOPLUMSAL FARKINDALIK</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Dünya genelindeki çatışmalar ve bölgesel krizler, coğrafi konumu itibarıyla Türkiye için de dikkatle izlenmesi gereken gelişmelerdir. Yakın çevremizdeki ülkelerde yaşanan askeri ve siyasi çalkantılar ile terör olayları, &#8220;bize bir şey olmaz&#8221; düşüncesini geride bırakmamız gerektiğini açıkça göstermektedir. Özellikle sivil savunma altyapımızın mevcut durumu, olası bir savaş veya büyük ölçekli kriz anında toplumun karşılaşabileceği zafiyetleri gözler önüne sermektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Soğuk Savaş dönemi (1950-1980) boyunca inşa edilen sığınakların çoğu günümüzde başka amaçlarla kullanılmakta ya da bakımsız durumdadır. Yeni binalarda sığınak zorunluluğunun uygulanmaması veya denetlenmemesi, bu sorunu daha da derinleştirmektedir. Yürürlükte olan 7126 Sayılı Sivil Savunma Kanunu&#8217;nun etkisi ne yazık ki oldukça zayıftır. AFAD gibi kurumlar afet odaklı çalışmalara yoğunlaşırken, savaş, toplu göç, altyapı çökmesi, nükleer/kimyasal tehditler gibi durumlara karşı yeterli hazırlığa sahip değildir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Savaş halinde kullanılabilecek mobil hastane, güvenli tahliye, gıda-su dağıtımı altyapısı yetersizdir. İletişim sistemlerinin ayakta kalabilmesi için alternatif altyapılar sınırlıdır. Toplumda savaş anında nasıl davranılacağı, nereye sığınılacağı, nasıl yardım alınacağı konularında ciddi bir bilgi eksikliği bulunmaktadır. Sivil savunma sirenlerinin anlamı bilinmemekte, toplu tahliye ve sığınakta yaşam gibi konularda tatbikat yapılmamaktadır. Kamu binalarında ve şehirlerde açık barınak sayısı yok denecek kadar azdır. Bu kritik tablo karşısında acil önlemler alınması şarttır:</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Barınak yönetmeliği güncellenmeli ve yeni yapılaşmalarda etkin bir şekilde uygulanmalıdır. İlçe ve il bazında &#8220;savaş senaryolu sivil savunma tatbikatları&#8221; düzenlenmelidir. Halkı bilgilendiren basit rehberler, radyo, TV yayınları ve dijital uyarı sistemleri oluşturulmalıdır. Belediyeler, AFAD koordinasyonunda yerel sivil savunma ekipleri kurmalıdır. Gaz maskesi, acil çanta ve temel yaşam malzemeleri gibi hayati ekipmanlar yaygınlaştırılmalıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren savunma sanayiinde tam bağımsızlık hedefiyle önemli adımlar atılmıştır. Şakir Zümre Fabrikası, TOMTAŞ ve Nuri Demirağ Uçak Fabrikası gibi girişimlerle kendi uçağımızı üretme kabiliyetine ulaşılmış, MKE ile mühimmat ve silah üretiminde önemli başarılar elde edilmiştir. Ancak İkinci Dünya Savaşı sonrası dışa bağımlılık ve 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı sonrası uygulanan ambargo, yerli ve milli savunma sanayiinin yeniden inşasını zorunlu kılmıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 1980&#8217;li yıllardan itibaren ASELSAN, HAVELSAN, ROKETSAN, TUSAŞ/TAI gibi kurumlar ile FNSS, OTOKAR ve BMC gibi özel sektör firmaları sayesinde savunma sanayimizde büyük atılımlar gerçekleştirilmiştir. ANKA İHA, MİLGEM, ATAK gibi projelerle yerlilik oranı artmış; Bayraktar TB2, AKINCI, KARGU, GÖKTUĞ gibi sistemler geliştirilmiş; HÜRKUŞ, HÜRJET, GÖKBEY, ALTAY ve KAAN gibi projeler başarıyla hayata geçirilmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bu başarılar ne kadar gurur verici olsa da, Türkiye&#8217;nin jeopolitik konumu gereği savunma sanayii, siyasi partiler üstü bir milli meseledir. Elde edilen bu başarıların siyasi propaganda malzemesi yapılması doğru değildir; bu, milletin ortak yatırımıdır ve öyle kalmalıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Tarih, hazırlıksız yakalanan milletlerin ağır bedeller ödediğini defalarca göstermiştir. Savunma sanayiindeki son yıllarda elde edilen başarılar, toplumsal düzeyde sivil savunma hazırlıklarıyla desteklenmediği sürece etkileri sınırlı kalabilir. Sığınaklar, tatbikatlar, halkı bilinçlendirme kampanyaları ve yerel düzeyde organize edilmiş sivil savunma ekipleri bir lüks değil, bir zorunluluktur. Güçlü ordu, güçlü milletle tamamlanır. Savaş sadece cephede değil, bilgiyle, organizasyonla ve bilinçle kazanılır. Bu farkındalıkla hareket ederek milletçe her türlü zorluğa karşı daha dirençli ve hazırlıklı olabiliriz.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Cemil HOPANCI</strong> <em>Emekli Maarif Müfettişi 16.06.2025</em></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>SAVUNMA SANAYİMİZ</strong></p>



<div class="wp-block-file"><a id="wp-block-file--media-2a88e8c7-bd06-42c4-831e-da436542492b" href="https://temsen.org.tr/wp-content/uploads/2025/04/SAVUNMA-SANAYIMIZIN-KRITIK-YOLCULUGU-Cemil-HOPANCI.docx">SAVUNMA SANAYİMİZİN KRİTİK YOLCULUĞU Cemil HOPANCI</a><a href="https://temsen.org.tr/wp-content/uploads/2025/04/SAVUNMA-SANAYIMIZIN-KRITIK-YOLCULUGU-Cemil-HOPANCI.docx" class="wp-block-file__button wp-element-button" download aria-describedby="wp-block-file--media-2a88e8c7-bd06-42c4-831e-da436542492b">İndir</a></div>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Cumhuriyet’in ilanı, sadece siyasi bir devrim değil, aynı zamanda ekonomik ve teknolojik bağımsızlığı hedefleyen büyük bir hayalin başlangıcıydı. Ancak bu genç Cumhuriyet, bir yandan rejim karşıtı iç isyanlarla (Koçgiri, Şeyh Sait, Ağrı, Menemen, Dersim) mücadele ederken, diğer yandan da tarımdan sanayiye&nbsp; eğitime her alanda bir varoluş mücadelesi veriyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bu zorlu atmosferde, devletin öncülüğünde kurulan Sümerbank ve Etibank gibi kurumların yanı sıra, ufuk açan özel girişimciler de sahneye çıktı. Nuri Demirağ, Nuri Killigil ve Şakir Zümre gibi vizyonerler, Atatürk’ün de teşvikiyle, Türkiye&#8217;yi savunma sanayiinde bir üretici ve hatta ihracatçı konumuna taşıyan fabrikalar kurdular. 1930&#8217;lu yıllarda Türkiye, kendi uçağını, silahını ve mühimmatını üreten öncü ülkelerden biri olma yolunda dev adımlar atıyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ne var ki bu umut verici tablo, II. Dünya Savaşı’nın ardından kökten değişti. Dünya, ABD ve Sovyetler Birliği liderliğinde iki kutba ayrılırken, Türkiye, Sovyet tehdidine karşı Batı Bloku’na yakınlaşma kararı aldı. Bu stratejik yönelim, 1947&#8217;de Marshall Planı&#8217;na dâhil olmamızla somutlaştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ancak bu yardımın bedeli ağırdı. ABD&#8217;den gelen askeri ekipman ve mali destek karşılığında, Türkiye&#8217;nin filizlenen yerli savunma sanayii adeta feda edildi. Anlaşmaların zımni şartı, yerli üretimin durdurulması ve pazarın ABD ürünlerine açılmasıydı. Sonuç yıkıcı oldu:</p>



<p class="wp-block-paragraph">•&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Nuri Demirağ’ın Uçak Fabrikası: Testleri başarıyla geçmesine rağmen, Türk Hava Kurumu (THK) siparişlerini iptal etti, devlet desteği kesildi ve fabrika 1944&#8217;ten sonra atıl kalarak kapandı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">•&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Şakir Zümre’nin Silah Fabrikası: Devletten sipariş alamayınca savunma sanayii üretimini terk ederek soba ve ev eşyaları üretmeye başladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">•&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Nuri Killigil’in Mühimmat Fabrikası: Şaibeli bir patlamayla yerle bir oldu, Killigil dâhil 28 kişi hayatını kaybetti ve bu milli girişim bir daha canlanamadı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Dış yardım uğruna, Türkiye&#8217;nin bağımsızlık hayallerine kanat açtıran fabrikaların kapısına birer birer kilit vuruldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Türkiye&#8217;nin savunma sanayiindeki bu derin uyku, 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı sonrası ABD tarafından uygulanan ambargo ile sarsıcı bir şekilde sona erdi. Dışa bağımlılığın ne kadar tehlikeli olduğunu acı bir tecrübeyle anlayan Türkiye, kendi kendine yetebilme hedefiyle savunma sanayiini yeniden inşa etme iradesini gösterdi. 1980&#8217;li yıllardan itibaren ASELSAN, TUSAŞ/TAI, ROKETSAN, HAVELSAN gibi kamu vakıf şirketleri ile FNSS, OTOKAR, BMC gibi özel sektör firmalarının öncülüğünde büyük bir atılım başladı. Bu dönem, kayıp yılların telafi edilmeye çalışıldığı, küllerinden doğan bir sanayinin temellerinin atıldığı bir süreç oldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bugün, MİLGEM korvetlerinden ATAK helikopterlerine, Bayraktar TB2 ve AKINCI gibi SİHA&#8217;lardan KAAN, HÜRKUŞ, HÜRJET gibi platformlara kadar uzanan başarılar, o gün ekilen tohumların meyvesidir. Bu başarılar gurur verici olsa da, bizi bir rehavete sürüklememeli ve geçmişin hatalarını unutturmamalıdır. Unutulmamalıdır ki, bu yolda sır şekilde hayatını kaybeden ASELSAN mühendislerimizin kanı hâlâ yerdedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Türkiye&#8217;nin jeopolitik konumu, savunma sanayiini siyaset üstü, milli bir mesele olarak görmeyi zorunlu kılar. Halka sunulan prototipler ve başarılı testler, ancak seri üretime geçilip Silahlı Kuvvetler envanterine girdiklerinde stratejik bir anlam kazanır. KAAN gibi projelerin yanı sıra, katmanlı ve uzun menzilli hava savunma sistemleri ile sivil savunma altyapısındaki eksikler hızla ve milli imkânlarla tamamlanmalıdır. Bu alan çalışmaları, siyasi polemiklerin ve günlük çekişmelerin üzerinde tutulması gereken, nesiller boyu sürecek bir Bayrak Yarışı&#8217;dır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Türkiye&#8217;nin savunma sanayii serüveni, bağımsızlık idealinden acı derslerle dolu bir feragat dönemine, oradan da küllerinden doğarak yeniden yükselişe uzanan ibretlik bir hikâyedir. 1947&#8217;lerde yapılan hatalara düşmeden, elde edilen başarıları siyasi bir propaganda aracına dönüştürmeden bu yolda ilerlemek, ülkemizin bekası için elzemdir. Bugün kamuoyuna sunulan prototiplerin ötesine geçilerek, bu ürünlerin seri üretime alınması, TSK envanterine girmesi ve sivil savunma sistemlerinin de bütüncül şekilde geliştirilmesi bir zorunluluktur. Ancak bu şekilde Türkiye, geçmişin tekrarına düşmeden güçlü ve bağımsız bir savunma sistemine kavuşabilir. 26.06.2025 &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<strong>Cemil HOPANCI</strong> &#8211; Emekli Maarif Müfettişi</p>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="641" height="380" src="https://temsen.org.tr/wp-content/uploads/2025/04/proje-resmi.jpg" alt="" class="wp-image-3246" style="width:422px;height:auto" srcset="https://temsen.org.tr/wp-content/uploads/2025/04/proje-resmi.jpg 641w, https://temsen.org.tr/wp-content/uploads/2025/04/proje-resmi-400x237.jpg 400w, https://temsen.org.tr/wp-content/uploads/2025/04/proje-resmi-250x148.jpg 250w, https://temsen.org.tr/wp-content/uploads/2025/04/proje-resmi-150x89.jpg 150w" sizes="(max-width: 641px) 100vw, 641px" /></figure>



<div class="wp-block-file"><a id="wp-block-file--media-a6439c35-935c-409b-aafa-98cf1161f452" href="https://temsen.org.tr/wp-content/uploads/2025/04/PROJE-OKULLARI.docx">PROJE OKULLARI</a><a href="https://temsen.org.tr/wp-content/uploads/2025/04/PROJE-OKULLARI.docx" class="wp-block-file__button wp-element-button" download aria-describedby="wp-block-file--media-a6439c35-935c-409b-aafa-98cf1161f452">İndir</a></div>



<p class="wp-block-paragraph">Nitelikli Eğitimin Gölgesinde Siyasi Kadrolaşma İddiaları Millî Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından akademik başarıları, özgün projeleri ve nitelikli öğrenci-öğretmen profiliyle öne çıkan devlet okullarına verilen &#8220;proje okulu&#8221; statüsü, Türk eğitim sisteminde seçkin bir yer edinmiştir. Uygulamanın ilk aşamasında sınırlı sayıda okulu kapsayan bu model, zamanla merkezi sınavla (LGS) öğrenci kabul eden neredeyse tüm liseleri içine alacak biçimde genişletilmiştir. Ancak son yıllarda, bu okullara ilişkin gündeme gelen bazı uygulamalar, proje okullarının temel misyonunu ve işleyiş ilkelerini tartışmalı hâle getirmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Özellikle öğretmen atamalarında şeffaflık ilkesinin ihlali ve görevinde başarılı öğretmenlerin herhangi bir gerekçe gösterilmeksizin görevlerinden alınmaları, kamuoyunda “siyasi kadrolaşma” iddialarına neden olmakta ve eğitim kamuoyunda ciddi endişelere yol açmaktadır. Bu çalışmada, proje okulları uygulamasının mevcut durumu, ortaya atılan iddialar ve söz konusu sürecin Anayasa ile ilgili yasal düzenlemeler bağlamındaki değerlendirmesi ele alınmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Proje okulu uygulaması, Türkiye&#8217;de MEB tarafından 2014 yılı Mart ayında hayata geçirilmiştir. Ocak 2015 itibarıyla 40’tan fazla lise proje okulu olarak ilan edilmiştir. 2017 yılında TEOG sisteminin kaldırılmasının ardından merkezi sınavla öğrenci alan tüm liselerin proje okulu kapsamına alınmasıyla birlikte bu sayı hızlı bir artış göstermiştir. 2025 yılı itibarıyla, öğrenciler LGS sonuçlarına göre bu okulları tercih edebilmekte ve yerleşebilmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Proje okulları, yüksek akademik başarılarının yanı sıra bilimsel, sanatsal, kültürel ve sportif alanlardaki faaliyetleri, gelişmiş fiziksel altyapıları ve güçlü kurumsal kimlikleri ile dikkat çekmektedir. Türkiye genelinde her ilde en az bir proje okulu bulunmakta olup; İstanbul’daki Galatasaray Lisesi, İstanbul Erkek Lisesi, Kabataş Erkek Lisesi, Atatürk Fen Lisesi, Kadıköy Anadolu Lisesi ve nitelikli İmam Hatip Liseleri örnek olarak gösterilebilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Son dönemde basına yansıyan haberlere göre, proje okullarında uzun süredir görev yapan çok sayıda öğretmen herhangi bir gerekçe gösterilmeksizin görevlerinden alınmakta ve norm fazlası olarak il millî eğitim müdürlüklerine aktarılmaktadır. Bu öğretmenlerin bir kısmının kendi talepleri dışında başka okullara atandıkları; bu uygulamaların ise siyasi görüş temelli ayrımcılık iddialarını güçlendirdiği ileri sürülmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ayrıca, bu okullara yapılan öğretmen atamalarında MEB’in ilan yapmadan; öğretmenin alan bilgisi, akademik dereceleri (yüksek lisans, doktora), kıdemi ve hizmet puanı gibi objektif kriterleri göz önünde bulundurmaksızın doğrudan atama gerçekleştirdiği belirtilmektedir. Bu atamalar, ilgili genel müdürlüğün önerisi, İnsan Kaynakları Genel Müdürlüğü’nün teklifi ve Bakanlık makamının onayıyla yürürlüğe girmekte; sonuçlar illere bildirilerek dört yıllık sürelerle görevlendirme yapılmaktadır. Bazen de il içinde doğrudan görevlendirmeler yapılmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Geçmişte okul yöneticisi atamalarında da benzer biçimde belli sendika ve siyasi çevrelerle yakın ilişkisi bulunan kişilere öncelik tanındığı yönündeki iddialar, proje okulları bağlamında yeniden gündeme gelmiş; bu uygulamaların köklü eğitim kurumlarının kurumsal kültürünü zedeleyebileceği yönünde eleştiriler artmıştır. Nitekim, 1975-1980 yılları arasında sık sık değişen hükümetler döneminde de benzer uygulamalarla öğretmen yetiştiren kurumlar ve nitelikli okullardaki öğretmenlerin siyasi görüşlere göre değiştirilmesi toplumsal barışı olumsuz etkilemişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye Cumhuriyeti Anayasası&#8217;nın 10. maddesi, tüm yurttaşların dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri nedenlerle ayrım gözetilmeksizin kanun önünde eşit olduğunu hükme bağlamaktadır. Bu ilke, kamu görevlerine atama süreçlerinde de geçerliliğini korumaktadır. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 3. maddesi, kamu personeli alımlarında liyakat ve eşitlik ilkelerine dayanılması gerektiğini açıkça ortaya koyarken; 4. maddesi, cinsiyet, etnik köken, siyasi görüş gibi temellere dayalı ayrımcılığı açıkça yasaklamaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu bağlamda, öğretmen atamalarında objektiflikten uzak, ölçütleri belirsiz uygulamaların Anayasa’ya ve ilgili mevzuata aykırı olduğu açıktır. Devletin devamlılığı ilkesi ve kamu yönetiminde tarafsızlık esası, eğitim gibi stratejik bir alanda herhangi bir siyasi ya da ideolojik tercihin belirleyici olmasına izin vermemektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Proje okulları uygulaması, nitelikli eğitimi desteklemeye yönelik olumlu bir potansiyel taşımakla birlikte, son dönemde yaşanan gelişmeler bu potansiyelin hayata geçirilmesini sekteye uğratabilecek niteliktedir. Özellikle öğretmen atamalarında liyakat ilkesinin göz ardı edilmesi, hukuki ve etik açıdan ciddi sorunlar doğurmakta; kamuoyunda güven bunalımına yol açmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">MEB’nın tüm kurumlarına ideolojik yönetici ve sözlü sınav ile öğretmen alması tartışılır iken, Proje okullarına öğretmen ve yönetici atama süreçlerinin şeffaf, ölçülebilir ve denetlenebilir kriterlere dayanmadan yapılması düşündürücüdür&#8230; Bana geçmişte yapılanları tekrar hatırlatmaktadır!.. Millî Eğitim Bakanlığı’nın bu konuda gerekli düzenlemeleri tarafsızca yapması, kamuoyu nezdindeki endişeleri gidermesi ve proje okullarının kurumsal kimliklerini koruyacak adımlar atması büyük önem taşımaktadır. Aksi hâlde bu nitelikli eğitim kurumları, öğretmenleri ve Milli Eğitim Bakanlığımız siyasi tartışmaların gölgesinde misyonlarını kaybetme riskiyle karşı karşıya kalabilir. 14.04.2025                                          <strong>Cemil HOPANCI</strong>&#8211; Emekli Eğitim Müfettişi</p>



<div class="wp-block-file"><a id="wp-block-file--media-5b3af79d-e6db-4a9f-a4b2-bad6bcc86e6d" href="https://temsen.org.tr/wp-content/uploads/2025/04/Ogretmen-Istihdaminda-liyakat-ve-adalet-arayisi.docx">Öğretmen İstihdamında liyakat ve adalet arayışı</a><a href="https://temsen.org.tr/wp-content/uploads/2025/04/Ogretmen-Istihdaminda-liyakat-ve-adalet-arayisi.docx" class="wp-block-file__button wp-element-button" download aria-describedby="wp-block-file--media-5b3af79d-e6db-4a9f-a4b2-bad6bcc86e6d">İndir</a></div>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>ÖĞRETMEN İSTİHDAMINDA LİYAKAT VE ADALET ARAYIŞI</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Her yıl olduğu gibi beklenen öğretmen alımı açıklaması bu hafta yapıldı. Binlerce genç, KPSS’ye aylarını, hatta yıllarını veriyor; gecesini gündüzüne katıyor. Ancak sonuç ne yazık ki çoğu zaman hüsran oluyor. Neden mi? Çünkü sistemde adaletin ve liyakatin yerini belirsizlik, torpil söylentileri ve ideolojik öncelikler almış durumda. Öğretmen atamalarındaki yıllardır süregelen yapısal sorunlar ve uygulamadaki çarpıklıklar, yalnızca ailelerin ve gençlerin umutlarını değil, aynı zamanda eğitim sisteminin temelindeki güveni de sarsıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Öğretmen atamaları uzun süredir KPSS puanı ve sözlü mülakat sistemine dayanıyor. Ancak özellikle mülakatların objektifliğine dair ciddi soru işaretleri var. Balkon konuşmalarında kaldırılacak dense de halen kaldırılmaması kamuoyunda güven krizine yol açıyor. Aynı KPSS puanına sahip iki adaydan birinin atanıp diğerinin elenmesi ve bu durumun tatmin edici bir açıklamasının yapılamaması, sistemin şeffaflık ve liyakat ilkelerinden giderek uzaklaştığı yönündeki haklı eleştirileri beraberinde getiriyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Millî Eğitim Bakanlığı (MEB), her yıl farklı branşlara yönelik kontenjanlar açıklasa da atama dağılımı dengeli değil. Özellikle sosyal bilimler, fen bilimleri ve sanat gibi pek çok alanda mezun sayısı yüksek olmasına rağmen, ayrılan atama kontenjanları oldukça sınırlı kalıyor. Bu tablo genç işsizliğini artırıyor, öğretmen adaylarının mesleki motivasyonunu kırıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; AKP iktidarı boyunca Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi (DKAB) branşına ayrılan yüksek kontenjanlar dikkat çekiyor. Öte yandan, fen, teknoloji, mühendislik ve matematik (STEM) gibi Türkiye&#8217;nin bilimsel kalkınması için hayati öneme sahip alanların ihmal edilmesi endişe verici bir eğilim olarak karşımıza çıkıyor. İdeolojik kaygılarla yapılan kontenjan planlamaları, öğretmenlik gibi son derece hayati bir mesleği siyasetin gölgesinde bırakıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Düşük puanlarla atanan bazı DKAB öğretmenlerinin kısa süre içinde başka bakanlıklara geçiş yaptığı iddiaları sıkça gündeme geliyor. Resmî makamlarca teyit edilmese de, sosyal medyada paylaşılan somut örnekler bu iddiaları güçlendirerek sistemin adaletine gölge düşürüyor. Eğitim için tahsis edilen kadroların farklı kurumlara yönlendirilmesi, hem kaynak israfı hem de büyük emeklerle sınav kazanan diğer adaylara karşı büyük bir haksızlık olarak görülüyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Mülakat sisteminin kaldırılması ve sadece merkezi sınavla atama yapılması, liyakat ilkesini güçlendirir. Branşlar arasında kontenjan dengesi gözetilmeli, özellikle sanat, spor ve sosyal bilimler gibi alanlara daha fazla önem verilmelidir. Üniversitelerdeki öğretmen yetiştirme kontenjanları, MEB’in uzun vadeli ihtiyacına göre planlanmalıdır. Farklı kamu kurumlarına geçişlerde yasal düzenlemeler yapılmalı; bu tür geçişlerin keyfi ve haksız uygulamalara açık olması engellenmelidir. Henüz faaliyete geçmeden öğrenci alım şekli tartışmalara yol açan Öğretmen Akademisi tartışılmaktadır. Atanamayan öğretmenler için alternatif istihdam modelleri geliştirilmelidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bir ülkenin geleceği, o ülkenin eğitim sisteminin adaletine ve liyakatine bağlıdır. Kamu istihdamında ideolojik veya kişisel önceliklere yer verilmesi, yalnızca bireylerin değil, tüm toplumun güvenini sarsar. Devlet, tüm gençlere eşit mesafede durmalı; fırsat eşitliğini temel alarak, yalnızca hak edenin kazandığı bir sistem inşa etmelidir. Ancak bu şekilde hem bireylerin emeği korunur hem de ülkenin geleceği sağlam temeller üzerine kurulur. 20.04.2025                                                                                   Cemil HOPANCI -Emekli Maarif Müfettişi</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>DİRİLİŞİN VE GENÇLİĞİN BAYRAMI &#8211; BİRLİKTE NİCE YILLARA!</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bugün 19 Mayıs 2025. Ülkemizin gündemi ne? Bugün biz neleri konuşup tartışıyoruz!&#8230; Oysa bugün “19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı,” Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk&#8217;ün, 19 Mayıs 1919&#8217;da Samsun&#8217;a çıkarak Kurtuluş Savaşı&#8217;nı başlattığı günü simgeler. Bu tarih, Türkiye&#8217;nin bağımsızlık mücadelesinin ilk adımı olarak kabul edilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">1970&#8217;li yılların başlarında Muş’ta, 1970&#8217;li yılların sonunda Amasya’da, 1980&#8217;li yılların başında Siirt’te ve sonraki yıllarda başka başka il ve ilçelerimizde ortaöğretim okulu yöneticisi olarak bu günü kutlama sorumluluğunu üstlendim. Resmi törenler, bayrak törenleri, marşlar, öğrenci gösterileri, halk oyunları, gençlik yürüyüşleri ve spor etkinlikleri ile Atatürk’ü Anma etkinlikleriyle Türk milletinin bağımsızlık ve özgürlük yolunda attığı ilk adımın yıldönümünü gençler ve halk ile birlikte kutladık. Öğretmen arkadaşlarımla birlikte konuşmalar hazırladık. Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a çıkarak Kurtuluş Savaşı’nı başlattığını ve bu günün, aynı zamanda milletimizin yeniden ayağa kalktığı, umutların filizlendiği, karanlıktan aydınlığa yürüyüşün başladığı gün olduğunu stadyumda kurulan kürsülerden halka anlattık, anlattık… Gençler milli anlam yüklü şiirlerini sundular. Okunan şiirler, söylenen marşlar, sergilenen halk oyunları ve yapılan spor etkinlikleri, ortak tarihimize duyduğumuz saygıyı ve geleceğe olan inancımızı perçinlerdi. Mustafa Kemal Atatürk, bu anlamlı günü Türk gençliğine armağan etmiştir. Çünkü O, gençliğe güvenmiştir. Gençliği, Cumhuriyetin en büyük teminatı olarak görmüştür. Bu nedenle bu özel günün adı, “Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı” olarak ilan edilmiştir. Kutlama alanlarında:</p>



<p class="wp-block-paragraph">&#8220;Ey Türk gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir&#8230; &#8230;Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!&#8221; diyen Atatürk’ün gençliğe bıraktığı bir vasiyet ve içinde; bağımsızlık, sorumluluk, mücadele ve umut dolu uyarı hitabesini okurduk… hep birlikte sonra…</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gençliğin Ata’ya cevabı: Ey büyük Ata! Varlığımızın en kutsal temeli olan Türk istiklâl ve Cumhuriyetinin sonsuz bekçileriyiz. Bu karar, sarsılmaz irademizin değişmez ifadesidir. İstiklâl ve Cumhuriyetimize kastedecek düşmanlar, en modern silahlarla donanmış olarak en güçlü ordularla üzerimize gelseler dahi, Ulusal birliğimizden aldığımız güçle, onları mutlaka yeneceğiz. Ey Türk&#8217;ün büyük Atası! Açtığın yolda, kurduğun ülküde hiç durmadan yürüyeceğimize ant içeriz. Diye haykırırdı gençlik…</p>



<p class="wp-block-paragraph">45 yıllık hizmetim süresinde, ülkemin her tarafında Milli Bayram Kutlamalarını aynı şekilde yaptık. Topluca yapılan bu kutlamalardan hep mutlu ayrıldık. Birlik ve beraberliği yaşadık. Ortak bir tarih ve değerler etrafında birleştik. İnsanlar aynı coşku ve gururla bir araya geldi, “biz” duygusu pekişti. Konuşmacılar geçmişte verilen mücadeleleri, kazanılan zaferleri ve önemli dönüm noktalarını hatırlatarak ortak tarih bilincini canlı tuttular. Kültürel devamlılığımız için önemli olan şiirler, marşlar, halk oyunları ve törenler aracılığıyla değerlerimiz, kültürel ögeler kuşaktan kuşağa aktarıldı. Halkın, öğrencilerin, kurumların ve yerel yönetimlerin bir araya geldiği bu etkinlikler toplumsal dayanışmayı artırırdı. Kutlamalar, okul törenleri ve etkinlikler sayesinde çocukların vatan sevgisi, özgürlük, bağımsızlık gibi kavramlarla tanışmasına fırsat verilirdi. Milli değerler, teoriden pratiğe taşınmış olurdu…</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ne olduysa! 2012 yılında, dönemin Milli Eğitim Bakanlığı’nın yayımladığı genelgeyle, oldu. Cumhuriyet Bayramı ve diğer milli bayramların törenleri, stadyum kutlamalarının &#8220;soğuk ve resmi&#8221; bir havada geçtiği ve halkla bütünleşemediği savunularak okul bahçelerine çekilmiş, stadyumlarda yapılan toplu kutlamalar kaldırılmıştı. Halkın “Cumhuriyet değerleri göz ardı ediliyor”, “Bayram ruhu zayıflatılıyor” vb. tepkisi nedeniyle sonraki yıllarda bu kutlamalar yeniden canlandırılmaya çalışılsa da, her şehirde aynı ölçüde ve biçimde gerçekleşemedi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Milli bayramları toplulukla kutlamak, yalnızca bir gelenek değil; aynı zamanda bir bilinç oluşturma, kimlik kazandırma ve toplum olma halini pekiştirme sürecidir. Bu nedenle her bireyin bu kutlamalara aktif şekilde katılması, toplumsal hafızanın korunması açısından büyük önem taşır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Günümüzde silah bıraktığını belirten terör örgütünün Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş belgelerini hedef alması, Türkiye Cumhuriyeti’ni “soykırımcılıkla” suçlaması, Lozan Antlaşması’na ve 1924 Anayasası’na saldırması, Türkiye Cumhuriyeti’ni hedef alan, tepeden tırnağa kadar ırkçı ideolojik bir tavırdır. Kürt kökenli Türk vatandaşları, bu ülkede eşit yurttaşlar olarak, huzur ve güven içinde yaşamak istiyorlar. Türkiye Cumhuriyeti’nin birlik ve bütünlüğünün bozulmasını istemedikleri gibi, bunu düşleyenlerden de rahatsız oluyorlar. Irk, din, mezhep ayırmaksızın, Türk vatandaşlarının ortak sorunu, yolsuzluk, yoksulluk, hukuksuzluk, temel hak ve özgürlüklerin olmamasıdır. Bu sorunların çözüm yeri Türkiye Büyük Millet Meclisi’dir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bugün sadece bir bayram değil, aynı zamanda sorumluluk alma günüdür. Siz gençlere düşen görev; Atatürk&#8217;ün emanet ettiği Cumhuriyeti ilelebet yaşatmak, değerlerine sahip çıkmak ve ülkemizi her alanda ileriye taşımaktır. Geçmişimizi unutmadan, geleceğe kararlılıkla yürümeliyiz. 19 Mayıs; bir başlangıç, bir diriliş ve geleceğe umutla bakmanın adıdır. 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramımız kutlu olsun!                    Cemil HOPANCI &#8211; Emekli Maarif Müfettişi&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 18.05.2025</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>DİPLOMA SADECE BİR KÂĞIT PARÇASI DEĞİLDİR</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Diploma, Kimine göre bir kâğıt parçasıdır… Oysa o, yıllar süren emeğin, uykusuz gecelerin, alın terinin belgesidir. Yıllar süren emek, öğrenme ve kişisel gelişimin somut bir kanıtıdır. Bir eğitim kurumunun öğrencisine verdiği bu belge, yalnızca bir unvanın değil; mesleki yetkinliğin, disiplinin ve azmin, çalışkanlığın resmi onayıdır. Ayrıca geleceğe açılan kapının anahtarıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Türkiye’de ilköğretimden doktoraya kadar uzanan her diploma, sahibine farklı haklar ve yetkinlikler kazandırır. Ancak bu belgenin anlamı, yalnızca bireysel başarıyla sınırlı değildir; ülkenin eğitim politikalarının, milli kimliğinin ve güvenliğinin de bir göstergesidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Cumhuriyet’in ilanıyla birlikte, eğitim modernleşme hedefi doğrultusunda yeniden şekillendirildi. 3 Mart 1924’te kabul edilen Tevhid-i Tedrisat Kanunu, tüm eğitim kurumlarını Millî Eğitim Bakanlığı’na bağlayarak eğitimde birliği sağladı. Bu adım, dini referanslara dayalı müfredatı terk edip; akıl, bilim ve eleştirel düşünceye dayalı bir sistemi benimsedi. Atatürk’ün “Fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller” ideali, nesiller boyunca eğitim anlayışımıza yön verdi. 1925’ten 2000’lere kadar üç nesil, bilimsel gelişmeleri takip eden, milli kültür ve kimliğini koruyan bir eğitim sistemi içinde yetişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 2000’li yıllardan itibaren bu ilkelere sadakat zayıfladı. Tevhid-i Tedrisat hâlâ hukuken yürürlükte olsa da, ruhunu oluşturan fikir, program ve idare birliği ilkesi aşındı. Bilim temelli müfredat yerine, dini referanslara dayalı eğitim anlayışı öne çıktı. Kur’an kurslarının Diyanet’e bağlanması, MEB’in çeşitli vakıf ve cemaatlerle yaptığı protokoller, “değerler eğitimi” adı altında ideolojik yapılar okullara girdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Denetim mekanizmaları da büyük ölçüde işlevsiz hale getirildi. Görev alanları daraltıldı. Müfettiş alımları siyasetin eline geçti. Liyakat yerine siyasi sadakat öne çıktı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Yurt dışından çok düşük puanlarla gelen öğrenciler, en iyi fakültelere yerleştirildi. Kurucuları bizim siyasilerimizin olduğu, Kıbrıs ve Balkanlardaki özel üniversiteler, sınavsız ve niteliksiz öğrenci alımlarının kapısı haline geldi. Dil şartı olmadan öğrenci aldı. Üstelik bazı öğrenciler o ülkelere hiç gitmeden, online derslerle mezun oldu. Pandemi sürecinde ve savaş dönemlerinde yapılan kolay nakiller, denklikler, liyakati tamamen ikinci plana itti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Sahte diploma meselesi Türkiye gündemine ilk olarak 1980’lerde girdi. O dönem, taklit imzalar ve sahte mühürlerle üretilen belgeler sınırlıydı. Ancak teknoloji geliştikçe yöntemler değişti; fiziki sahtecilik yerini dijital sahteciliğe bıraktı. 2025 yılına gelindiğinde ise tarihin en organize ve teknolojik sahte diploma skandalı patlak verdi. Failler, sadece belge üretmekle kalmadı; e-Devlet ve YÖK sistemlerine sızarak sahte mezuniyet kayıtları oluşturdu. Bu, meselenin yalnızca eğitim değil, ciddi bir ulusal güvenlik sorunu olduğunu ortaya koydu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Sahtecilik, torpil, kayırmacılık ve liyakatsizlik; yalnızca bireylerin değil, kurumların da güvenilirliğini yerle bir etti. Gençlerimiz, yıllar süren emeklerinin adaletsizlikle gölgelenmesi, alın terleriyle kazanacakları hakların gasp edilmesi karşısında umutsuzluğa sürüklendi. Bu haksızlıklar, umutlarını, hayallerini çaldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Eğitimde birlik, liyakat ve güven; bir ülkenin geleceğinin teminatıdır. Denetim mekanizmaları güçlü çalışmadıkça, sahtecilik ve kayırmacılık engellenemez. e-Devlet ve dijital sistemlerimizin güvenliği, yalnızca teknik değil, milli bir meseledir. Bunları adil yönetmek, idarenin hem görevi, hem de sorumluluğudur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Diploma; bireyin başarısı kadar, devletin adaletinin ve güvenilirliğinin de simgesidir. Bu simge lekelenirse, bedelini hem birey hem de toplum ağır öder. Unutmayalım: Sahte diplomayla kurulan bir gelecek, bir gün mutlaka çöker. 08.08.2025 <strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Cemil HOPANCI</strong> &#8211; Emekli Maarif Müfettişi</p>



<p class="wp-block-paragraph">BİR MÜDÜRÜN &#8216;OFFF&#8217;U, MEMLEKETİN GERÇEĞİ</p>



<p class="has-text-align-left wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Dün çarşıda, omuzları çökmüş bir adama rastladım. Metrelerce öteden duyulan derin &#8220;offf&#8221; çekişiyle duraksadım. Bu yüz, yıllar önce ilimizin saygın bir ilköğretim okulu müdürüne aitti. &#8220;Hocam, nasılsın?&#8221; diye sordum. Yorgun ve tükenmiş gözlerini kaldırdı. Sesi titreyerek, &#8220;A müfettiş bey,&#8221; dedi. &#8220;Emekli oldum. Eşimden ayrıldım. Yalnızım. Ev sahibi, &#8216;Kirayı 20 bin yap ya da çık&#8217; diyor. Nafaka da ödüyorum. Bu kirayı verirsem, emekli maaşımdan bana bir kuruş kalmıyor. Ben of çekmeyeyim de kim çeksin?&#8221;  İçim sızladı. Yıllarını bu ülkenin evlatlarına adamış, ortaokullarda, liselerde yöneticilik yapmış bir eğitimcinin düşürüldüğü durum buydu. Avrupa&#8217;daki mevkidaşı emekliliğinde dünyayı gezerken, bizim saygın müdürümüz, en temel iki ihtiyacı olan &#8220;beslenme ve barınma&#8221; için mücadele veriyordu. Yetkililerimiz, fert başına düşen milli gelirin 17 bin dolar olduğundan bahsediyor. Basit bir hesapla bu, aylık yaklaşık 60.000 TL eder. Şimdi soruyorum: Tek başına yaşayan bu emekli müdürümüzün gelirinin 60.000 TL olması gerekmez mi? Ama o, bunun yarısını alabiliyor. &nbsp; Bu hesabı 4 kişilik bir aile için yapsak, ayda 240.000 TL&#8217;lik bir gelirden bahsetmemiz gerekir. Hangi emeklinin, hangi memurun, hangi küçük esnafın eline bu para geçiyor? &nbsp;&nbsp; Bu milli geliri kim, nasıl hesaplıyor?&nbsp;&nbsp; Gerçi ülkemizde her şey uçuk kaçık. Enflasyon istatistikleri tam bir komedi: ENAK bu yıl için %63 derken, TÜİK %20 diyor. Ve acı gerçek şu: Maaşlarımız TÜİK&#8217;in masallarına göre hesaplanırken, çarşı-pazar, ENAK&#8217;ın acımasız gerçeklerine göre fiyatlanıyor.</p>



<p class="has-text-align-left wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Sonuç ortada. G20 ülkeleri içinde enflasyonda birinci, gıda enflasyonunda Avrupa birincisiyiz. Şampiyonuz. 2009&#8217;da basıldığında 3 çeyrek altın alan 200 TL&#8217;lik banknotun bugün hiçbir hükmü yok. En düşük memur emekli aylığı 13 yıl önce 15 çeyrek altın alırken, bugün sadece 2 çeyrek alabiliyor. Çalıştığı yıllar boyunca bu günler için prim ödeyen emeklinin maaşı, bir &#8220;sosyal yardıma&#8221; dönüştü.  Bu çöküş tesadüf değil. 2021&#8217;den sonra gelir adaletsizliği hızla bozuldu. Çalışan memura &#8220;seyyanen zam&#8221; verilirken, emekli memur düşünülmedi, dışlandı…&nbsp; Bir yanda Emlak Konut, 1+1 evleri aylık 150.000 TL taksitle satarken, diğer yanda 20.000 TL kirayı ödeyemeyen bir eğitimci var.&nbsp; Bir yanda hasta garantili hastaneler, müşteri garantili yollarla yaratılan yeni zengin zümreler, &#8220;uzlaşmalarla&#8221; affedilen müteahhit vergi borçları var; diğer yanda zenginin de fakirin de aynı oranda ödediği %63&#8217;lük dolaylı vergi yükü var.&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bir zamanlar &#8220;Bu iktidarla ülkemiz 50 yıl ileri gitti&#8221; diyen iş adamı Kiğılı bile, şimdi &#8220;Bizi büyük bir felaket bekliyor&#8221; diyor. Çay-simit hesabı yaparak iktidara gelenler, bugün emekliyi o hesabın bile gerisine düşürdüler.&nbsp;&nbsp;&nbsp;Adalet, merhamet ve güçlü gelecek vaatleriyle umudumuz olanlar, 23 yılın sonunda bize fakirlik, enflasyon, faiz ve dışlanmışlık bıraktı.&nbsp; Meclis&#8217;te yine bütçe konuşuluyor. Her parti kendi cenahından nutuk atıyor. Ama sonuçta Saray&#8217;dan gelen bütçe rakamı, değişmeden, değiştirilemeden kabul ediliyor. Bu rakamlar birkaç ay sonra hayatın gerçekleriyle uyuşmayınca çare hazır: Torba yasalar… Haberler yolsuzluk, yoksulluk ve kayırmacılık hikayelerinden geçilmiyor.</p>



<p class="has-text-align-left wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Kamu yönetiminde şeffaflık, liyakat ve hesap verebilirlik yara alsa da kervan yürüyor.&nbsp;&nbsp;&nbsp; Peki, sokakta karşılaştığım o saygın müdürün, o milyonlarca emeklinin &#8220;of&#8221;unu kim duyuyor? Kim düşünüyor?&nbsp;&nbsp;&nbsp; Neler Değiştirildi ve Neden: 22.10.2025&nbsp;&nbsp; Cemil HOPANCI&nbsp;&nbsp;&nbsp; Emekli Maarif Müfettişi </p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://temsen.org.tr/okulda-siddet-tesaduf-degil-bir-sistemin-cokusudur/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3243</post-id>	</item>
		<item>
		<title>8&#8217;inci Olağan Genel Kurul Öncesi Denetim Kurulu ve Disiplin Kurulu Raporları ve TEM-SEN 2022-2026 Yılları Faaliyet Raporu</title>
		<link>https://temsen.org.tr/8inci-olagan-genel-kurul-oncesi-denetim-raporu/</link>
					<comments>https://temsen.org.tr/8inci-olagan-genel-kurul-oncesi-denetim-raporu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Osman Şahin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 Jun 2026 13:37:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[DUYURULAR]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel Duyurular]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://temsen.org.tr/?p=3874</guid>

					<description><![CDATA[]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div data-wp-interactive="core/file" class="wp-block-file"><object data-wp-bind--hidden="!state.hasPdfPreview" hidden class="wp-block-file__embed" data="https://temsen.org.tr/wp-content/uploads/2026/06/8.-Olagan-genel-kurul-oncesi-denetim-raporu.pdf" type="application/pdf" style="width:100%;height:626px" aria-label="8. Olağan genel kurul öncesi denetim raporu gömüsü."></object><a id="wp-block-file--media-57fe917e-a33f-466b-8b79-8f4025e00e74" href="https://temsen.org.tr/wp-content/uploads/2026/06/8.-Olagan-genel-kurul-oncesi-denetim-raporu.pdf">8. Olağan genel kurul öncesi denetim raporu</a><a href="https://temsen.org.tr/wp-content/uploads/2026/06/8.-Olagan-genel-kurul-oncesi-denetim-raporu.pdf" class="wp-block-file__button wp-element-button" download aria-describedby="wp-block-file--media-57fe917e-a33f-466b-8b79-8f4025e00e74">İndir</a></div>



<div data-wp-interactive="core/file" class="wp-block-file"><object data-wp-bind--hidden="!state.hasPdfPreview" hidden class="wp-block-file__embed" data="https://temsen.org.tr/wp-content/uploads/2026/06/Merkez-Disiplin-Kurulu-Faaliyet-Raporu.pdf" type="application/pdf" style="width:100%;height:600px" aria-label="Merkez Disiplin Kurulu Faaliyet Raporu gömüsü."></object><a id="wp-block-file--media-47252098-6469-490a-a071-e0c3c07eecf3" href="https://temsen.org.tr/wp-content/uploads/2026/06/Merkez-Disiplin-Kurulu-Faaliyet-Raporu.pdf">Merkez Disiplin Kurulu Faaliyet Raporu</a><a href="https://temsen.org.tr/wp-content/uploads/2026/06/Merkez-Disiplin-Kurulu-Faaliyet-Raporu.pdf" class="wp-block-file__button wp-element-button" download aria-describedby="wp-block-file--media-47252098-6469-490a-a071-e0c3c07eecf3">İndir</a></div>



<div data-wp-interactive="core/file" class="wp-block-file"><object data-wp-bind--hidden="!state.hasPdfPreview" hidden class="wp-block-file__embed" data="https://temsen.org.tr/wp-content/uploads/2026/06/4-Yillik-Faaliyet-Raporu-1.pdf" type="application/pdf" style="width:100%;height:600px" aria-label="4-Yillik-Faaliyet-Raporu gömüsü."></object><a id="wp-block-file--media-14aacbdd-0903-4516-97e8-8bf1d1b7d384" href="https://temsen.org.tr/wp-content/uploads/2026/06/4-Yillik-Faaliyet-Raporu-1.pdf">4-Yillik-Faaliyet-Raporu</a><a href="https://temsen.org.tr/wp-content/uploads/2026/06/4-Yillik-Faaliyet-Raporu-1.pdf" class="wp-block-file__button wp-element-button" download aria-describedby="wp-block-file--media-14aacbdd-0903-4516-97e8-8bf1d1b7d384">İndir</a></div>



<div data-wp-interactive="core/file" class="wp-block-file"><object data-wp-bind--hidden="!state.hasPdfPreview" hidden class="wp-block-file__embed" data="https://temsen.org.tr/wp-content/uploads/2026/06/E-Bilanco-1.pdf" type="application/pdf" style="width:100%;height:600px" aria-label="E-Bilanco gömüsü."></object><a id="wp-block-file--media-e9c851aa-a28e-431d-80d2-77038af54629" href="https://temsen.org.tr/wp-content/uploads/2026/06/E-Bilanco-1.pdf">E-Bilanco</a><a href="https://temsen.org.tr/wp-content/uploads/2026/06/E-Bilanco-1.pdf" class="wp-block-file__button wp-element-button" download aria-describedby="wp-block-file--media-e9c851aa-a28e-431d-80d2-77038af54629">İndir</a></div>



<p class="wp-block-paragraph"></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://temsen.org.tr/8inci-olagan-genel-kurul-oncesi-denetim-raporu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3874</post-id>	</item>
		<item>
		<title>İdeolojik Bağnazların Tahrif ve Yalanları &#8211; Şerif BUDAK Eğitim Bilim Uzm. Eğitim Müfettişi</title>
		<link>https://temsen.org.tr/iste-bu-bizim-hikayemiz/</link>
					<comments>https://temsen.org.tr/iste-bu-bizim-hikayemiz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Osman Şahin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 Jun 2026 11:16:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Müfettişten Gelenler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://temsen.org.tr/?p=2571</guid>

					<description><![CDATA[Şerefname, Şeref Han tarafından Bitlis’te 1597 yılında Farsça yazılmıştır. Kitabın elyazmasının orijinali Oxford Üniversitesinin Bodleian Kütüphanesi’nde 312 numarada kayıtlıdır. Kitabın 1669 yılında Bitlis beylerinden Ahmet Mirza oğlu Muhammed Bey tarafından yayımlanan nüshası İstanbul Belediyesi Kütüphanesindedir. Şerefname 1860 yılında Rusçaya ve 1868’de Fransızcaya çevrilmiştir. Mısır’da yaşayan Iraklı M. Ali Avni tarafından 1948 yılında Arapçaya çevrilmiş olan [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"></p>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="1135" height="670" src="https://temsen.org.tr/wp-content/uploads/2024/11/gorsel1.png" alt="" class="wp-image-3026" style="width:247px;height:auto" srcset="https://temsen.org.tr/wp-content/uploads/2024/11/gorsel1.png 1135w, https://temsen.org.tr/wp-content/uploads/2024/11/gorsel1-400x236.png 400w, https://temsen.org.tr/wp-content/uploads/2024/11/gorsel1-650x384.png 650w, https://temsen.org.tr/wp-content/uploads/2024/11/gorsel1-250x148.png 250w, https://temsen.org.tr/wp-content/uploads/2024/11/gorsel1-768x453.png 768w, https://temsen.org.tr/wp-content/uploads/2024/11/gorsel1-150x89.png 150w, https://temsen.org.tr/wp-content/uploads/2024/11/gorsel1-800x472.png 800w" sizes="(max-width: 1135px) 100vw, 1135px" /></figure>



<figure class="wp-block-embed is-type-wp-embed is-provider-mi-sak-mill-strateji-ara-t-rma-kurulu wp-block-embed-mi-sak-mill-strateji-ara-t-rma-kurulu"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<blockquote class="wp-embedded-content" data-secret="LPMah8lwdN"><a href="https://millidusunce.com/misak/ideolojik-bagnazlarin-tahrif-ve-yalanlari/">İdeolojik bağnazların tahrif ve yalanları</a></blockquote><iframe class="wp-embedded-content" sandbox="allow-scripts" security="restricted"  title="“İdeolojik bağnazların tahrif ve yalanları” — MİSAK- Millî Strateji Araştırma Kurulu" src="https://millidusunce.com/misak/ideolojik-bagnazlarin-tahrif-ve-yalanlari/embed/#?secret=WJT1wZgio3#?secret=LPMah8lwdN" data-secret="LPMah8lwdN" width="600" height="338" frameborder="0" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no"></iframe>
</div></figure>



<p class="wp-block-paragraph">Şerefname, Şeref Han tarafından Bitlis’te 1597 yılında Farsça yazılmıştır. Kitabın elyazmasının orijinali Oxford Üniversitesinin Bodleian Kütüphanesi’nde 312 numarada kayıtlıdır. Kitabın 1669 yılında Bitlis beylerinden Ahmet Mirza oğlu Muhammed Bey tarafından yayımlanan nüshası İstanbul Belediyesi Kütüphanesindedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şerefname 1860 yılında Rusçaya ve 1868’de Fransızcaya çevrilmiştir. Mısır’da yaşayan Iraklı M. Ali Avni tarafından 1948 yılında Arapçaya çevrilmiş olan Şerefname’nin; birinci cildi 1958’de, ikinci cildi 1962’de Kahire’de basılmıştır. Türkiye’de yaygın olan M. Emin Bozarslan’ın çevirisi, 1971 yılında, M. Ali Avni’nin Kahire’deki Arapça baskısından yapılmıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bölücü istismarların ve ayrışmaların aracı olarak kullanılan Şerefname’nin orijinal baskısına uygun olarak, ilmî hassasiyetle, dürüstçe ve objektif çevrisinin yapılması elzemdir. Çünkü, zihinleri önyargılarla şartlanmış ve kararmış olan ve dolayısıyla mesnetsiz iddialarda bulunan çevirmenler, yalan beyanlarla doğru bilgileri örtbas etmeye çalışmakta ve kirli bilgileri yaymaktadırlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Önceleri Şerefname’ye çok önem veren, âdeta kutsayan bölücüler; Kürtlerin Türk milletinin bir kolu olduğunu ortaya koyan önemli ifadelerden dolayı rahatsız oldular, Şerefname’yi görmemeye ve unutturmaya çalıştılar. Oysa, Şerefname’yi çeviren M. Emin Bozarslan, hakkındaki Kürtçülük iddialarından dolayı yargılanmış, müftülükten uzaklaştırılmış bir kişidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Durmadılar, Şerefname’nin tahrif edilmiş çevirilerini yaptılar. Şerefname isimli (Kürt Tarihi) kitabının 1 ve 2. cilt hâlinde çevirisi 2015 yılında Rıza Katı ile François Bernard Charmoy tarafından; 3’üncü cildin çevirisini ise Vedii İlmen yapmış, kitap Yaba Yayınları tarafından basılmıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kitabın her üç cildinin tanıtımında, dikkat çeken aşağıdaki ifadeler yazılmıştır:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Yunanlılar ve Romalılar gibi başka uluslar da sanatta, bilimde, yasaları ve politik kurumlarıyla bizim hayranlığımızı kazanmışlardır. Yalnızca yıkıcı dehalarıyla ve kana susamış, yağmacı ordularının ayakları altında ezilen bütün ülkelere uyguladıkları kıyımlarla bilinen uluslar da vardır:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Attila komutasındaki Hunlar ile ünlü fatihleriyle Cengiz Han ve Batu Han önderliğinde muzaffer olarak geçtikleri geniş topraklarda kanlı izler bırakan Moğollar ya da Tatarlar böyle uluslardı.” (Tatarlar demekle, Türkleri kastetmektedirler)</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Öte yanda, böyle kötü üne sahip olmadan, savaşçı dehalarıyla birçok Asya ve Afrika ülkesini yönetme onurunu kazanan bazı büyük komutanlarının yiğitlikleriyle bilinen uluslar da vardır; Kürtler böyleydi işte…</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Perslerin Herkül’ü diye adlandırılan Rüstem’in kahramanlıkları ve ikinci Haçlı Ordusu’nun Avrupalı kahramanları Philippe Auguste’ler, Aslan Yürekli Richard’lar ve Luzinyen’ler Hıristiyanlık tarihinde parlak yerlerini almıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Birçok başka savaşçı arasında adları geçen Selahaddin Eyyubi ve onun saygıdeğer kardeşi Melik Adil’in yüksek başarılarıyla Kürtlerin adı ünlenmişti.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Özetle: “Kürtler, Farslar kahraman, Hıristiyanlar kahraman ve iyilik meleğidir. Türkler çok kötü (!)..” diyorlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Haçlı Ordusu’nun Avrupalı kahramanları Philippe Auguste’ler, Aslan Yürekli Richard’lar ve Luzinyen’ler Hıristiyanlık tarihinde parlak yerlerini almış…” diyebilecek kadar, insafsızca ifadeleri kullanabiliyorlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Hristiyanlık tarihinde parlak yerlerini almış birçok başka savaşçı” diyerek övdükleri kişiler hakikatte öyle midir?..</p>



<p class="wp-block-paragraph">1- “Ünlü Kahramanlar” dedikleri Philippe Auguste’ler, Aslan Yürekli Richardların başında olduğu Haçlı Orduları Kudüs’e ulaşıncaya kadar Anadolu’da ve Suriye’de az mı kan akıttılar? O Haçlı Ordularının 100 binlerce askeri Anadolu topraklarına gömüldü; sadece 20 bin askeri Kudüs’e varabilmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">2- Japonya’ya atom bombası atan ve sivilleri hedef alan ABD’nin vahşetinden daha zalim, daha ağır bir insanlık suçu var mıdır? Böyle kafalar için, Amerika’nın yaptığı zulümler sayılmaz!</p>



<p class="wp-block-paragraph">3- ABD ve İngilizlerin Afrika’da acımasızca yaptıkları soykırımların mağduru Afrikalı zenciler insan sayılıyor mu? Peki, ya Amerika’nın yerlileri olan Kızılderililer insan sayılmazlar mı?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Merak ediyorum: Çeviriyi yapanlar İncil’de yer alan ve ırkçılığın temelini oluşturan: “Tanrı insanı kendi suretinde yarattı.” Ayetine mi inanıyorlar? Yani, “Beyazlar dışındaki insanları Allah yaratmadı, onlar insan değil” görüşüne mi inanıyorlar?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Vahşi Batı’nın zalimliğini, katliamlarını niçin örtüyorlar?</p>



<p class="wp-block-paragraph">4- Türk ve Müslümanların yer almadığı İkinci Dünya Savaşı’nda 70 milyon insanı katledenler kimlerdir? Onlar Türk değil; çeviriyi yapanların hayran olduğu, yani bağnazların övgülerine mazhar olan Avrupalılardır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">5- Atilla’dan, Cengiz Han’dan, Batu Han’dan ve Altın Ordu Devleti’nden şikâyetçiler… Tamam da! Peki, Korkunç İvan’ın Rusya’da yaptığı katliamları, akıttığı kanı neden görmüyorlar? İvan’a bir sözleri olmaz değil mi?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şayet Cengiz Han veya Batu Han; Korkunç İvan gibi katliam yapsaydı, bugün yeryüzünde bir Rus milleti, Rusya diye bir devlet veya bir Rus varlığı kalır mıydı?</p>



<p class="wp-block-paragraph">6- Bizanslılar ile Perslerin Milat’tan önce ve sonra (4. yüzyılda) başta “Kilikya” dedikleri bölgede olmak üzere Anadolu’dan Ermenileri nerelere, ne şekilde sürgün ettiklerini yukarıdaki satırları çevirenler bilmiyorlar mı?</p>



<p class="wp-block-paragraph">7- Bu zihniyete sahip olanlara sormak lazım: Gazze soykırımını görüyor musunuz? Size göre, Benjamin Netanyahu da Aslan Yürekli Richard’lar gibi tarihte parlak yerini mi alacak!..</p>



<p class="wp-block-paragraph">Anlaşılan, ideolojik bağnazlık birilerinin algısını karartmış, gözlerine kara perde indirmiştir. İnadına gerçek dışı görüşleri savunanlar hakikati görmek istemezler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tarihi böyle çarpıtan zihniyete sahip olanların yaptıkları çeviriye asla güven olmaz!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Herkes kendi ideolojik ve dogmatik yalanlarını genç dimağlara böyle enjekte ederse, yetişmekte olan gençler birbirinin gözünü oymaya çalışan, şiddete meyilli, aşırı fanatik bir nesil olarak yetişmezler mi? Böyle yetiştirilen nesillerin hoşgörüden nasibini alabilmeleri mümkün müdür?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’de toplam 208 üniversite, yüzlerce tarih bölümü ve Fars dili bölümleri vardır; fakat bu konuya el atan olmamıştır. Önemli eserlerin çevirisi yapılmıyor; dolayısıyla vatandaş doğru bilgileri öğrenemiyor, yalanlara teslim oluyor. Şerefname isimli kitapta veya benzer kitapların orijinallerinde yazılı olmayan uydurma bilgilerle vatandaşlarımızın kafası bulandırılıyor. Vatandaşlar kutuplaşıp, kamplaştırılıyor ve düşmanlaştırılıyor. Örneğin “Yavuz Sultan Selim Alevileri katletti.” efsanesi ise İdris-i Bitlisi’nin kitaplarına dayandırılıyor. Bu tür yayınlarla ülkemizin birlik-bütünlüğü tahrip ediliyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yaptıkları zulüm ve katliamlar ortada olan Haçlı ordularının komutanlarını öven bir adamın sözüne güven, itimat mümkün müdür? Haçlı komutanlarını övenlerin yaptığı çeviriye güvenilir mi?</p>



<p class="wp-block-paragraph">12 Eylül öncesinde örgütler, bildiriler yayımlardı. Fakat, şimdiki gibi yalan yazmaya cesaret edemezlerdi. Çünkü bir gün sonra, başka bir örgütün karşı bilgilerle kendilerinin yalanlarını ortaya koyacağını bildikleri için çekinirlerdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Birileri, “Kürdistan’ın zenginlik kaynakları, Barajları” diye sözde akademik(!) makale yazmışlar. Lakin, referans gösterdikleri hiçbir kaynak akademik, güvenilir değil. Bölücü örgütlerin fanatik liderlerinin taraflı anlatımlarından alıntı yaparak yazılmış… Ve doğudaki barajların sadece Kürtlere ait olduğunu ve gelirlerinin bölge halkına verilmesini, Türklerin baraj gelirlerinde haklarının olmadığını yazabiliyor. Böyle makaleler “Akademik” (!) yayın olarak literatürde yer alabiliyor. Merhum İlber Ortaylı: “O barajlara yapılan harcamalar yüzünden üç nesil enflasyon sıkıntısı çekti.” diyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hâlbuki, Kürtler Doğu Bölgemizin otokton halkı değildir. Kürtlerin Anadolu’ya yerleşmeleri, tarihleriyle bellidir:</p>



<p class="wp-block-paragraph">1-İslam ordularının fetihlerinden sonra Kürtler, İran ve Irak’tan gelip Doğu Bölgemizin dağlarına/yayalarına yerleşmişlerdir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">2- 1071 Malazgirt Zaferinden sonra, Müslüman Kürtlerin İran ve Irak bölgesinden Türkiye topraklarına göçleri artmıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">3- Moğol akınlarının etkisiyle kitleler hâlinde yoğun Kürt göçleri olmuştur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">4-Osmanlı Padişahı Yavuz Sultan Selim’in Safevi Devleti’nin Şahı olan Şah İsmail’i yenmesi neticesinde; Şia taraftarı olan Türkmen aşiretleri Anadolu’yu terk edip İran’a göçmüş, Ehli Sünnet inancına mensup Kürtler İran ve Irak’tan göçerek Anadolu topraklarına geçmişlerdir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">En çok istismar edilen konuların başında Malazgirt Zaferi gelmektedir. Malazgirt Zaferi hakkında uydurulan yalanlara bakmanız kâfidir!.. Bilhassa, Prof. Faruk Sümer, Prof. Ali Sevim gibi saygın ilim insanlarının yazdıkları “İslam Kaynaklarına Göre Malazgirt” kitabına (1971) bakılmalıdır! Prof. Dr. Osman Turan’ın yazdığı eserler de dikkate alınmalıdır…</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu mesnetsiz hikâyeleri anlatanların hepsi toplansa dahi D. Ahsen Batur’un büyük emeklerle yazdığı “Kürdoloji Yalanları” gibi dev esere cevap yazabilirler mi? İzbelerde ıslık çalacaklarına cevap yazsınlar, hodri meydan!</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Yazacağız” diyenler olmuştu, fakat yazamadılar… Hatta, Dr. Arslan Tekin kitaptan bazı bilgileri Yeniçağ gazetesinde aktarınca arayıp, “cevap yazacağız” diyen profesörler cevap yazamadılar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şerefname ve benzeri kitapların orijinalinde kesinlikle yazılı olmayan olayları çarpıtan çevirmenleri dinleyerek yetişen genç nesiller ajite ediliyor. Sosyal medyada yazılanlara bakmak kafidir. Ve dahası “Yaşayan Diller” ve “Kürt Tarihi – Kürt Dili” bölümlerinden çıkan yayınlara, sunulara göz attığınızda hangi yalanlarla karşılaşırsınız… Yalanlarla zihinler iğfal edilmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yalan bilgilerle bölücülüğe teorik zemin oluşturanlara müsaade edilmemelidir. 50 binden fazla insanımızı şehit verdiğimiz teröre bilim ve akıl yoluyla yani doğru bilgilerle çözüm bulmak en emin yoldur.</p>



<div class="wp-block-file"><a id="wp-block-file--media-754f35b6-5de1-447e-a89a-76b26cb83ee1" href="https://temsen.org.tr/wp-content/uploads/2024/04/Serif-Budak-yazisi.docx"><br>Şerif Budak yazısı</a><a href="https://temsen.org.tr/wp-content/uploads/2024/04/Serif-Budak-yazisi.docx" class="wp-block-file__button wp-element-button" download aria-describedby="wp-block-file--media-754f35b6-5de1-447e-a89a-76b26cb83ee1">İndir</a></div>



<figure class="wp-block-embed is-type-wp-embed is-provider-mi-sak-mill-strateji-ara-t-rma-kurulu wp-block-embed-mi-sak-mill-strateji-ara-t-rma-kurulu"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<blockquote class="wp-embedded-content" data-secret="OP1zwtrwgN"><a href="https://millidusunce.com/misak/cocuk-katili-cocuklar-ve-egitimsorunlar/">Çocuk katili çocuklar ve eğitim:Sorunlar</a></blockquote><iframe class="wp-embedded-content" sandbox="allow-scripts" security="restricted"  title="“Çocuk katili çocuklar ve eğitim:Sorunlar” — MİSAK- Millî Strateji Araştırma Kurulu" src="https://millidusunce.com/misak/cocuk-katili-cocuklar-ve-egitimsorunlar/embed/#?secret=8KADYwJWS8#?secret=OP1zwtrwgN" data-secret="OP1zwtrwgN" width="600" height="338" frameborder="0" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no"></iframe>
</div></figure>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Çocuk Katili Çocuklar ve Eğitim: Sorunlar &#8211; Şerif BUDAK Eğitim Bilim Uzm. Eğitim Müfettişi</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Eğitimde adalet olmadan iyilik olmaz, iyilik olmadan huzur ve başarı olamaz. Adaletin nasıl işlediğini anlayabilmenin somut örneği olan yönetici atamaları ve mülakatların işleyişine bakmak kâfidir.<br></p>



<p class="wp-block-paragraph">Liseli stajyer kızların TBMM’de uğradıkları taciz skandalından bir süre sonra, 2 Mart 2026’da İstanbul’da lise öğretmeni Fatma Nur Çelik sınıfta bir öğrencisi tarafından bıçaklanarak öldürüldü. 15.04.2026’da Siverek’te gerçekleşen silahlı okul baskınının şoku sürerken, acı haber sonraki gün Kahramanmaraş’tan geldi. Bir ortaokul öğrencisinin gerçekleştirdiği silahlı saldırıda öğrencilerine siper olup korumaya çalışan öğretmen Ayla Kara dokuz öğrencisiyle birlikte hayatını kaybetti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Saldırıyı gerçekleştiren öğrencinin siber bağlantılarının incelenmesi sonucunda, çok vahim bulgulara ulaşılmıştır. Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığı açıklamasında: “Kendi okuluna silahla saldırarak katliam yapan öğrencinin bilgisayarında ‘büyük bir eylem gerçekleştireceğini’ yazdığı 11.04.2026 tarihli bilgiye ulaşıldığı” belirtilmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Emniyet Genel Müdürlüğü’nün: “İsa Aras, WhatsApp profilinde 2014 yılında ABD’de Isla Vista saldırısını gerçekleştiren Elliot Rodger’ın bir görselini kullanmıştır.” açıklaması, “okulda katliam yapacağı”na ilişkin İngilizce not, öğrencinin kimleri idol olarak seçtiğini ve kapıldığı macerayı ortaya çıkarmıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">01.05.2026’da Edirne’de 14 yaşındaki bir kız, zorunlu eğitim çağındaki katil tarafından pompalı tüfekle öldürdü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu olaylar, buz dağının, büyük ve komplike sorunun sadece yüzeyden fark edilen kısmıdır. “Dijital kuşatma” kaynaklı tehlike daha büyüktür. Köklü tedbirlerin alınması elzemdir. Bu tür olayların engellenmesinde medet umulan başlıca merciler, emniyet ve eğitimcilerdir. Lakin, Kahramanmaraş’taki olayı gerçekleştiren çocuk katili çocuk, birinci sınıf emniyet müdürü bir baba ile edebiyat öğretmeni annenin evladıdır.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Küreselleşmenin Etkileri</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Ortaokul öğrencisinin WhatsApp profilinde, ABD’de 6 kişiyi öldüren Rodger’in görselini kullanması, çok manidar bir bulgudur. Günümüzde yapay zekâyla oluşturulan bol maceralı dijital bağlantıların çocukların ilgisini çektiği, katliama, maceralara yönlendirdiği gerçeği ortadadır. Silahların kullanıldığı, aşırı derecede şiddet içeren ve insan öldürmeye özendiren diziler büyük bir tehdittir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kin, nefretle öldüren yerine seven, yaşatmaya çalışan müşfik nesiller yetiştirebilmek, iyi rol modeller sunmakla gerçekleşebilir. Rodger’i idol edinerek, hayranlık duyan çocuklarımıza iyi insan rol modellerini sunmak mümkündür. İstikbalimizi, güvenle emanet edebileceğimiz karakteri sağlam nesiller yetiştirmek esas hedefimiz olmalıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hedef; “incinse de incitmeyen”, seven, insana değer veren medeni nesiller yetiştirmek olmalıdır. Çözüm; edebiyatımızın destan, şiir, roman, hikâye, masal vb. edebî türleriyle, müzik ve dramalarla ruhlarını besleyerek iyi insan niteliklerini içselleştirmiş nesiller yetiştirmektir. Çocukların ruhuna, yüreğine hitap eden cazip ve iyi modelleri internet ortamında oluşturmazsak yeni nesiller arasından canilere dönüşenler artabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">1990’larda Türkiye’de görevli bulunan Amerikalı uzmanlar; “Uyuşturucu, bağımlılıkla mücadele, okula devamsızlık, öğrencilerin çeteleşmesi, şiddetin önlenmesi gibi ABD eğitiminin hedeflerini sıralarken…” bizimkiler, “Çok şükür biz iyiyiz!..” diyebiliyorlardı. Bugün diyemiyoruz. Bu vahim sonuçlar, eğitim sistemini iyileştirmenin kaçınılmaz olduğunu göstermektedir. Ama, ne yazık ki, sunulan çözümler(!) sorunları kangrenleştirmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Örneğin, 1997 yılında (28 Şubat sürecinde) Ortaokul, 2012’de liseler zorunlu oldu. Başarısız, okumak istemeyen, farklı sebeplerle devam etmek istemeyen çocuklar zorla eğitim sisteminin içinde tutulmaktadır. Okumak istemeyenleri zorla okulda tutmaktan vazgeçilmelidir. Zira, bu tür öğrenciler okumak isteyenleri olumsuz etkilemektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Millî Eğitim Temel Kanunu’nun “Öğrenciler ilgi, istidat ve kabiliyetlerine göre eğitilmelidir.” hükmü uyarınca öğrenci merkezli eğitim programlarının uygulanması elzemdir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">&nbsp;Sorunlar</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Annelerin çocuklarıyla izledikleri gündüz programlarında; sıradanlaşan saldırganlık, edebe aykırı tavırlar, karşılıklı hakaretler ve deşifre edilen çirkin ilişkiler kötü örnekleri yaymaktadır. Mahremiyet sınırlarını aşan konuşmalara ve kötülüklere dur demesi gereken RTÜK suskun…</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Derse giren tecrübeli din kültürü öğretmeni kaldı mı?..” sorusu sorulmaktadır. Çünkü din kültürü öğretmenleri, okullara ve diğer kurumlara yönetici olmuşlar, -olabilirler.- Fakat, çocuklara dini-diyaneti kim anlatacak?.. Yöneticilik koltuğu, tebliğden önemli midir?..</p>



<p class="wp-block-paragraph">Eski Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, 25.04.2026’da Akit TV’de: “90 bin camide verilen vaaz ve hutbelerle Diyanet’in bütün imkanlarını seferber etmemize rağmen Seçmeli Kur’an ile Siyer derslerini tercih edenlerin sayısı son on yılda yüzde 30’dan yüzde 5’e düştü.” dedi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yöneticilik tecrübesi olmayan, insan ilişkileri zayıf öğretmenler, sendikacılar ve yöneticilerin kayırmalarıyla müdür olarak atanabilmektedir. Sendikal faaliyetlerle yürütülen ideolojik örgütlenmeler, okulların iklimini zedelemekte, huzuru bozmaktadır. Ötekileştirilerek birtakım haklardan mahrum edilen, gönülleri ve çalışma şevkleri kırılan öğretmenlerin çalıştıkları kurumlarda huzur ve verimli çalışabilme imkânı olmaz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Eğitimde adalet olmadan iyilik olmaz, iyilik olmadan huzur ve başarı olamaz. Adaletin nasıl işlediğini anlayabilmenin somut örneği olan yönetici atamaları ve mülakatların işleyişine bakmak kâfidir. Adalet sağlanırsa, fikir ayrılıklarına rağmen birlik/beraberlik gerçekleşir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Teftiş kötürüm, işlemiyor. Çünkü, MEB’in toplam 450 müfettişle 8 milyon öğrencisi olan okulların rehberlik ve teftişini yapabilme imkânı yok… “Mevcut 450 müfettişle bugün teftiş edilen bir okulun tekrar teftiş edilebilmesi, ancak 25 sene sonra gerçekleştirilebilir.” uyarısı, yedi yıl önce bir Sayıştay raporuna işlenince MEB Teftiş Kurulu: “Sayıştay yetkisini aşıyor, TBMM’nin iradesine karşı çıkıyor” suçlamalarında bulunmuştu.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Yasaklar Çözüm Değil</h2>



<p class="wp-block-paragraph">“Çocukların muzır sitelere ulaşmalarını engellemek” kâfi değil, çözüm arayışları engellemelerle sınırlı kalmamalıdır. Yetkili-yetkisiz çevreler şiddeti önlemenin çözüm önerilerini kendilerince sıralamaktadırlar:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Okulların kapısına polisler yığılmalı, uzman çavuşlar okulların kapısına dikilerek güvenlik sağlanmalıdır.” diyorlar. Oysa, silah çözüm değil; silahsız çözüm mümkündür. Yasaklarla birlikte eğitici faaliyetlerle çözüm sağlanabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Velilerin okula, okul bahçesine girişlerinin engellenmesi” dahi öneriliyor. Oysa, okul ile aile işbirliği sağlanmadan eğitim olmaz. “Okullar, duvarlarla çevrilmelidir” diyenler de var. Uzmanlar ise; ‘Aynı bölgedeki okullar, civar okul/kurumların spor tesislerinden, atölye vs. imkânlarından faydalanmalıdır.’ görüşünü savunmaktadırlar. Ayrıca, eğitim ortamlarının eğitim ergonomisine uygun düzenlenmesi ihmal edilmemelidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Buna ihtiyaç vardır; bilhassa, ergenliğe adım atan öğrencilerin gençlik çağından kaynaklanan heyecan ve enerjilerini başta spor olmak üzere müzik, piyes vb. aktivitelerle sarfetmesi gerekir. Aktivitelere yönlendirilmeyen çocukların suça, maceraya, saldırganlığa, karşı cinse taciz vs. durumlara yönelme riski yüksektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Gazali; çocuk, hangi oyun türlerinden hoşlanıyorsa onu oynamasına fırsat verilmelidir. Çocukta yalnızca oyun isteği vardır. Eğer çocuk, oyundan tamamen menedilir, yalnızca derse, öğrenime bağlanırsa, kalbi ölür, zekâsı iptal olur, daima dertli ve sıkıntılı olur. Kurtulmak için hileye bile başvurabilir.” (Yavuzer, 1998, s.19) diyor.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Millî kültürden yoksun eğitim</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Ziya Gökalp, 1916’da sunduğu tebliğde: “Başka milletlerde en seciyeli, ahlaklı kişiler tahsilde ileri olanlar arasından çıkarken, bizde tersi oluyor. Bu, kozmopolit eğitimden kaynaklanıyor. Çünkü, millî olmayan eğitim, insanlara kişilik kazandırmıyor. Bizde okullar, okuyan fertlerin ahlak ve seciyesini bozuyor. Bunun sebebi, diğer milletlerin maarifi milliyken, bizim maarifimiz kozmopolittir. Bizde ders okutan yerler üç çeşittir: Medreseler, yabancı mektepleri ve Tanzimat mektepleri… Üçünün farkları birbirinden o kadar açıktır ki; bir Türk’le on dakika görüşmeniz hangisinden yetiştiğini anlamanıza yeter. Aralarındaki derin farklılıklara rağmen, üçü ortak bir özellik taşır; oralardan yetişen Softa, Levanten ve Tanzimatçıların üçünde de milli karakter göremezsiniz. Memleketimizin en büyük hastalığı budur.” (Celkan, 1990, s,116-117)</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sovyetler Birliği’nin Ankara Büyükelçilerinden Suriç (1923-1934) diyor ki: “Ankara, yeni fikirlere o kadar müsait ki, savunduğunuz bir düşünceyi, birkaç gün sonra, size karşı hararetle müdafaa eden gayretli kimselere rastlarsınız.” (Turan, 1977, s.20) Hayrete düşüren Suriç’in tespiti, Gökalp’in belirttiği fikir sefaletinden kurtulamadığımızı göstermektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">1938’den sonra Atatürk zamanındaki Türk milliyetçiliği ruhu tamamen terkedilmiş, yerini Hasan Ali Yücel’in açtığı Hümanizm ve materyalizm anlayışı almıştır. MEB, Avrupalıların Rönesans devrinde yaptıkları gibi, eski Yunan-Latin kültürünü ve materyalizmi zihinlere yerleştiren tercüme faaliyetine girişmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Atatürk’ün erken vefatı, sisteme aykırı teorilerin devreye girmesine yol açmış; ‘Kültürde Hümanizma’ akımı uygulanmıştır. Milli tarih ve milli kültüre dayalı Asyatik kökenli ideoloji; ‘Kültürde Hümanizma’ teziyle, milli köklerden koparılarak Greko-Latin kaynaklara dönüştürülürken, eğitimin amacı milli kültür politikası yerine ‘Türk Hümanizması’ adı altında Greko-Latin mitosuna dönüştürülmüştür.” (Türkdoğan, 2004, s.129)</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hâlbuki, eğitim programları ülkenin millî kültürünü değiştirmeye değil; bireylere meslekî ve teknik nitelikler kazandırmaya, becerilerini geliştirmeye ve olumsuz davranışlarını düzeltmeye yönelik olmalıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">II. Dünya Savaşı’nda Amerika, Hiroshima ve Nagasaki’ye atom bombası atınca teslim olmaya mecbur kalan Japonya ile ABD heyetleri, 02.09.1945’te Tokyo Koyu’nda Missouri zırhlısında teslim belgesini imzaladılar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Japon eğitimi; II. Dünya Savaşı’nda yenilen Japonların “Postdam Deklarasyonu”nu imzalamasıyla büyük değişikliğe uğramış, 1946’da 27 kişilik Amerikan eğitimci delegasyonu Japonya’da eğitim reformunu gerçekleştirmiştir. ABD heyeti, Japon eğitiminin ferdiyetçiliğe ve liberalizme yönelmesi, müfredatta köklü reformların yapılmasını emretmiş, emrettiği düzenlemeler 1947’de eğitim kanunu ile pekiştirilmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Prof. Dr. Turan Yazgan şöyle anlatmıştı: “Missouri gemisinde yapılan teslim görüşmelerinde ABD heyeti, emirlerini Japonya’ya dikte ettirmiş ve ilk/birinci şart olarak; “Çocuklarınızı Japon millî kültürü, değerleriyle yetiştirmeye son verin!” emrini kabul ettirmiştir. Birkaç yıl sonra Japonya’da kanlı cinayetler çok artmıştır. Japonya olayları önlemek için gençlere Japon millî kültürünü kazandıran hizmetiçi eğitim kurslarını açarak, şiddet olaylarını engelleyebilmiştir.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Celkan, H.Y. (1990). Ziya Gökalp’in Eğitim Sosyolojisi, MEB Basımevi, İstanbul.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Turan, O. (1977). Türkiye’de Komünizmin Kaynakları, Nakışlar Yayınevi, İstanbul</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkdoğan, O, (1994). “Milli Eğitim Sisteminde Millî kimlik Arayışı”, Türkiye I. Eğitim Felsefesi Kongresi, Van.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yavuzer, H. (1998) Çocuk Psikolojisi, Remzi Kitapevi İstanbul.</p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İşte Bu Bizim Hikayemiz -Şerif BUDAK Eğitim Bilim Uzm. Eğitim Müfettişi</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Eski İl Milli Eğitim Müdürüm Osmanlı Devleti&#8217;nin Eğitimi &nbsp;hakkında aşağıdaki değerli bilgileri paylaşmış:</p>



<p class="wp-block-paragraph">Evkaf Nazırı Ürgüplü Hayri Efendi, 1912’de Mebusan Meclisi’nde kendi Bakanlığına bağlı Medreselere yaptığı yatırımları ve milletin çocuklarını “mutlaka medreselere yazdırması” gerektiği mealindeki çok değerli nutkunu verdikten sonra, çocukları Ahmet Hakkı ile Ali Suat’ı yüklüce ilk iki taksidini yatırıp yatılı olarak “İngiliz okuluna” yazdırdığını anlatır anılarında&#8230; İngiliz mektebine emanet ettiği oğlu Suat Hayri Ürgüplü 1965’te kısa bir dönem başbakanlık yapmıştır. Osmanlı Devleti devşirmeler için çağın modern “Devlet Adamı” yetiştirme okulu Enderun Mektepleri&#8217;ni &nbsp;icat etmişti. Ancak Osmanlı Devlet adamları Selçuklu’dan devraldığı ve Fatih ile birlikte çağın en görkemli eğitim kurumlarına dönüştürülen Medreselere hiç bir zaman çocuklarını göndermediler. Osmanlı hanedanı ve Devlet Adamları çocuklarını ya gayrı Müslüm yabancı mürebbiyelere emanet eder, ya da misyoner okullarına gönderirlerdi. Ancak!.. Kurtuluş Savaşı&#8217;nı veren komutanlar, Türkiye Cumhuriyetinin kurucuları ve Atatürk’ten bugüne tüm Cumhurbaşkanları ve önemli devlet adamlarının tamamı “Devlet okullarından” mezundular.</p>



<p class="wp-block-paragraph">       Ben de, Eski İl Müdürüme nazire kabilinden Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin eğitim hayatını ifade etmek niyetiyle Bizim Hikâyemizi yazdım:</p>



<p class="wp-block-paragraph">1- Fakir vatandaşların çocuklarını gönderdiği Kenar Mahalle okulları ile yüksek tabakadakilerin mezun oldukları okullar arasındaki fark; hem büyük hem de gittikçe büyüyor. PISA sonuçları bu manidar farklılığı ortaya çıkarmıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">2- Diyorlar ki, &#8220;İmam Hatip okulları başarılıydı.&#8221; doğru. Ancak, o başarı okulların GİRDİSİ ile yorumlanabilir. Şöyle ki; önceleri bilhassa en zeki köylü çocukları seçerek ve seçilerek Öğretmen Okulları&#8217;na giderdi. Ve Türkiye&#8217;de Öğretmen Okulları&#8217;nın mezunları en başarılıydı. 1974-1975&#8217;te Millî Eğitim Bakanlığı yapan Mustafa Üstündağ&#8217;ın müdahaleleriyle (özellikle mezunlarının öğretmenlik hakları alınınca) Öğretmen Okulları sarsıldı. Girdisi değişti, tercih edilemez oldu. Ayrıca yoğunlaşan terör vatandaşlarda: &#8220;Evladım dinsiz olur, teröre karışir/ teröre kurban gider&#8221; korkuları çok yükselmişti.&nbsp;Ondan sonra, zeki köylü çocukları en ehven gördükleri İmam-Hatip Okulları&#8217;na yöneldiler. Dolayısıyla başarılar İmam-Hatip Liseleri&#8217;nin hanesine yazıldı. Osmanlı Devleti’nin son döneminde en zeki dar gelirli olanlar Halkalı Baytar Mektebi&#8217;nin mezunları idi. Örneğin, Ziya Gökalp ve Mehmet Akif Ersoy&#8230; Başka türlü okuma imkânı bulamayanlar Yatılı Halkalı Baytar Mektebi&#8217;ne gidiyorlardı. Yani, yine sağlam &#8220;girdi&#8221; ile elde edilen başarı&#8230;</p>



<p class="wp-block-paragraph">3- İdeolojik bakışla bakmadan eğitim meselemizi ele alırsak, çok şey netleşir. Yalnız, Evkaf Nazırı Ürgüplü Suat Efendi mi?&#8230; Peki, Tanzimat&#8217;ta bakanlık yapan Âli Pasa&#8217;nın torunu Hasan Âli Yücel&#8217;in 1940&#8217;larda Millî Eğitim Bakanlığı bünyesinde 2 ayrı Müsteşarlık oluşturmasının sebeplerini anlayabiliyor muyuz?.. Bunu anlarsak birçok şey tam netleşir. Ve de bu çok önemlidir.</p>



<div class="wp-block-file"><a id="wp-block-file--media-e3d2d737-8825-4fde-aaea-f5484b7bae59" href="https://temsen.org.tr/wp-content/uploads/2024/04/Yeniden-Teftise-Donusun-Sorunsali.docx">Yeniden-Teftise-Donusun-Sorunsali</a><a href="https://temsen.org.tr/wp-content/uploads/2024/04/Yeniden-Teftise-Donusun-Sorunsali.docx" class="wp-block-file__button wp-element-button" download aria-describedby="wp-block-file--media-e3d2d737-8825-4fde-aaea-f5484b7bae59">İndir</a></div>



<figure class="wp-block-embed is-type-video is-provider-youtube wp-block-embed-youtube wp-embed-aspect-16-9 wp-has-aspect-ratio"><div class="wp-block-embed__wrapper">
https://youtube.com/watch?v=GtRLu9ejChk&#038;si=HZppigwbw1cOC7li
</div></figure>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>MÜFREDAT NE DEMEK?</strong><br>Müfredatın Türkçe karşılığı= Konular listesidir. Dolayısıyla, Müfredat program kavramının karşılığı olamaz. Yeni programda veya müfredatta; Osmanlı&#8217;nın Duraklama Dönemi yok, Osmanlı&#8217;nın Gerileme Dönemi yok, Osmanlı&#8217;nın Yıkılma Dönemi yok. Peki, ya ne var?!.. &#8220;SAVAŞLAR SARMALINDA OSMANLI&#8221; var. Yenilgi bize yakışır mı? Görüldüğü gibi yenilgiyi kendimize yakıştırmıyoruz. Peki, bu mantalitenin faydası olur mu?.. Tarihten bir misal: Ruslar, Kırım Harbinde ağır bir yenilgi aldılar. O yenilgi üzerine devrin Rus Çarı İkinci Aleksandr; Yenilginin sebeplerini düşündü. Hatasını ve eksiklerini tespit etti. Düşündü, tedbirler aldı ve köklü reformlar yaptı. Ve ardından 1877&#8217;de Osmanlı&#8217;ya savaş açtı, yani Osmanlı ile 93 Harbi&#8217;ne girdi. Bizim o zaman &#8220;Vurgun&#8221; dediğimiz ağır bir yenilgiye uğradık ve hâlâ belimizi doğrultabilmiş değiliz. Bekleyip, göreceğiz: Hamaset bize bir şey kazandıracak mi?.. Ancak, yarın çok geç olacaktır…</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Yeniden Teftişe Dönüşün Sorunsalı</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Teftiş işi, tahlil laboratuvarlarında yapılan işler gibi değildir. Laboratuvar verilen numunenin, kanın değerlerini (parametreleri) sayısal verilerle açıklar. Ancak laboratuvar teknisyenleri sayısal değerlere/verilere bakarak teşhis koyamaz, hasta için reçete yazamazlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Müfettişlerin işi ise, laboratuvar teknisyeni gibi ‘durum tespitiyle&#8217; sınırlı değildir. Yani puan vermekten ibaret değildir… Müfettiş; hem durum tespiti için kontroller yaparak denetlediği bir birimin/sınıfın artı ve eksilerine göre durum tespiti (teşhis) yapar hem de yapılan durum tespitine uygun değerlendirme yaparak düzeltme ve geliştirmeyi sağlamak için rehberlik eder (yol gösterir) ve geliştirmeyi sağlayabilmek için emek sarf eder.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Teftişin amacı, durum tespiti değildir; esas amaç düzeltme ve geliştirmeyi sağlamaktır. Esas amacın ne olduğunu bilmeyenler, yani teftişte maksadın puan vermekten ibaret olduğunu zannedenler farklı yorumlarda bulunur ve lüzumsuz uygulamalara yönelebilirler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hatırlarsanız, 2000&#8217;li yıllarda “Performans Değerlendirme” diye bir garabet ortaya atılmıştı!.. Hani, öğretmenler karşılıklı birbirlerine puan vereceklerdi. Öğrenciler kendi öğretmenlerine puan vereceklerdi. Bir de veliler öğretmenlere puan vereceklerdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Kerametleri kendilerinden menkul yetkililer epeyce gürültüyle, “yeni bir sistem icat ettik” diye övünmüşlerdi. “Performans Değerlendirme” uygulamaları için hizmetiçi eğitim kursları düzenlenmişti. Bakanlıktan gönderilen formlara göre, deneme mahiyetinde performans değerlendirme çalışmaları yapılmıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Aynı yıllarda yayınlanan Tem-Sen dergisinde “Performans Değerlendirme” isimli eleştirel bir makalem yayımlanmıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bakanlığımızın deneme mahiyetindeki o “Performans Değerlendirme” çalışmaları sırasında 3.Sınıf öğrencileriyle görüşmeler yapmış; uygulamanın olumlu/olumsuzluğunu sınamak maksadıyla o formlarda yer verilen bazı kriterler hakkında çocuklarla görüşmüştüm. Formlarda yer verilen “Öğretmen çalışmayan öğrenciler için tedbir alıyor mu” Cümlesini sorarak, öğretmeniz nasıl tedbirler alıyor? Dediğimde: “Öğretmenimiz çalışmayanlara kızıyor” cevabını almıştım. Yani küçücük öğrencilere göre; öğretmenin bir çocuğa kızması bir tedbir idi. Öğretmenlerin karşılıklı birbirlerine yüksek puanlar verdikleri konuşuluyordu. Daha beteri, bir velinin öğretmene: “Hoca hoca bu kıyağımı unutma, ben sana 100 puan verdim!” dediğini duymuş ve eyvah! Ne hâle geldik, diye üzülmüştüm…“Performans Değerlendirme” 2018 yılına kadar gündemdeydi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kocaman bir garabet örneği olan bu uygulama, buna karar verenlerin eğitim ve denetimden ne anladıklarının somut göstergesidir. Nihayetinde Eğitim Bir Sen&#8217;in “Performans Değerlendirme öğretmenin itibarını zedeliyor” diye Bakanlığa görüş bildirmesi sonucu, MEB uygulamayı kaldırdığını açıkladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 2017 yılında teftiş kaldırıldı, müfettişlerin soruşturma yapma yetkileri alındı. İnceleme ve soruşturma görevleri okul müdürlerine verilerek yapılmaya çalışıldı. Ancak inceleme ve soruşturma yapabilmek için yeterlik şarttır. Zira inceleme ve soruşturma uzmanlık gerektiren bir iştir; rastgele çağrılan birinin yapabileceği bir iş değildir. Uygulamalar mümkün olmadığını net olarak ortaya koymaktadır. Bu konuda akademik çalışmalar yapan Prof. Dr. Ali ÜNAL&#8217;ın araştırmaları bunun olamayacağını yaşanan sıkıntılarla teyit etmektedir. Sebepsiz yere, bir nevi tenzili rütbeyle ve itibarları zedelenen 1700 küsur maarif müfettişi ötekileştirilerek “Şahsa Bağlı Maarif Müfettişi” yaftasıyla sistemin dışına itildi. Aşırı derecede ihtiyaç bulunmasına rağmen yaklaşık altı yıl atıl durumda bekletildiler. Türkiye&#8217;nin teftiş alanında sahip olduğu 170 yılı aşkın zengin bilgi birikimi, tecrübe ve beşeri sermaye heba edildi. Üyeleri “Şahsa Bağlı Maarif Müfettişleri” olan TEM-SEN (Müfettişler Sendikası) 2018 yılı Aralık ayında Antalya&#8217;da bir sempozyum düzenlemişti. Katılımcılardan ünlü gazeteci Abbas GÜÇLÜ, son saate kadar Türk Millî Eğitimin verimli ve etkili hâle getirilmesi için alınması gereken tedbirler haricinde bir mevzunun konuşulmadığını görünce hayretler içinde kalmış ve “İşte eğitimin sahipleri” diye Milliyet gazetesinde bir yazı yazmıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hatta Abbas GÜÇLÜ o yazıyı yazmaya başladığında “Siz maaş/ücretlerinizin arttırılmasını” konuşmayacak mısınız? Diye sormuştu. Gündemde maaş/ücret konusunun olmadığını duyunca duygulandığını ifade ettiğine bizzat tanık oldum. Ötekileştirilen “Şahsa Bağlı Maarif Müfettişleri” Türk Millî Eğitiminin iyileştirilmesi için çaba gösterirken kendi mağduriyetlerini dile getirmiyorlardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ülkemizde eğitim kötüye giderken kendi özlük haklarını konuşmaya tenezzül etmemişlerdi…Yanlış atılan küçük bir adımın Türk Millî Eğitimi&#8217;ne çok büyük zararlar verdiğine hepimiz tanık olmaktayız. Maalesef, şimdiye kadar çok testi suyolunda kırıldı. Başka testiler kırılmadan zamanında tedbirler alınmalıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; <strong>Şerif BUDAK</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Eğitim Bilim Uzmanı – Eğitim Müfettişi</strong></p>



<div class="wp-block-file"><a id="wp-block-file--media-86d961fe-b4be-43cf-baa9-afa2559605a4" href="https://temsen.org.tr/wp-content/uploads/2024/04/Serif-BUDAK.webp">Şerif BUDAK</a><a href="https://temsen.org.tr/wp-content/uploads/2024/04/Serif-BUDAK.webp" class="wp-block-file__button wp-element-button" download aria-describedby="wp-block-file--media-86d961fe-b4be-43cf-baa9-afa2559605a4">İndir</a></div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://temsen.org.tr/iste-bu-bizim-hikayemiz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2571</post-id>	</item>
		<item>
		<title>8. OLAĞAN GENEL KURUL İLANI</title>
		<link>https://temsen.org.tr/8-olagan-genel-kurul-ilani/</link>
					<comments>https://temsen.org.tr/8-olagan-genel-kurul-ilani/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Osman Şahin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 03 Jun 2026 10:28:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[DUYURULAR]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel Duyurular]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://temsen.org.tr/?p=3861</guid>

					<description><![CDATA[8. OLAĞAN GENEL KURUL İLANI Tüm Eğitimciler ve Eğitim Müfettişleri Sendikası&#8217;nın (TEM-SEN) Sekizinci Olağan Genel Kurulu aşağıdaki gündemle 20 Haziran 2026 cumartesi günü saat 10.00&#8217;da Meşrutiyet Caddesi Hatay Sokak No:5/8 Çankaya/ANKARA adresindeki sendika merkez binasında yapılacaktır. Çoğunluk sağlanamaması halinde Sekizinci Olağan Genel Kurulu 28 Haziran 2026 pazar günü saat 10.00&#8216;da Yenimahalle Halk  Eğitim Merkezi ve [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"><strong>8. OLAĞAN GENEL KURUL İLANI</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Tüm Eğitimciler ve Eğitim Müfettişleri Sendikası&#8217;nın (TEM-SEN) Sekizinci Olağan Genel Kurulu aşağıdaki gündemle <strong>20 Haziran 2026 cumartesi günü saat 10.00&#8217;da </strong>Meşrutiyet Caddesi Hatay Sokak No:5/8 Çankaya/ANKARA adresindeki sendika merkez binasında yapılacaktır. Çoğunluk sağlanamaması halinde Sekizinci Olağan Genel Kurulu <strong>28 Haziran 2026 pazar günü saat 10.00</strong>&#8216;da Yenimahalle Halk  Eğitim Merkezi ve ASO Müdürlüğünün toplantı salonunda<strong> (</strong>Demetgül Mahallesi. 411.Sokak. No:6 Yenimahalle / ANKARA) yapılacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>GÜNDEM</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>20 Haziran 2026 Cumartesi Günü Saat 10.00</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">1- Yoklama</p>



<p class="wp-block-paragraph">2- Açılış, Saygı Duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunması,</p>



<p class="wp-block-paragraph">3- Divan oluşturulması</p>



<p class="wp-block-paragraph">4- Genel Başkan Osman ŞAHİN’in açış konuşması,</p>



<p class="wp-block-paragraph">5- Sonuç bildirgesini hazırlayacak 3 kişinin belirlenmesi,</p>



<p class="wp-block-paragraph">6- Merkez Yönetim Kurulu Faaliyet Raporunun sunulması, görüşülmesi, ibrası ve gelecek döneme ilişkin program ve bütçenin görüşülerek karara bağlanması,</p>



<p class="wp-block-paragraph">7- Merkez Denetleme Kurulu, Merkez Disiplin Kurulu raporlarının sunulması, görüşülmesi ve ibrası,</p>



<p class="wp-block-paragraph">8- Merkez Yönetim Kurulu, Merkez Denetleme Kurulu ve Merkez Disiplin Kurulu adaylarının belirlenmesi,</p>



<p class="wp-block-paragraph">9- Sandık kurulunda görev alacak 2 kişinin belirlenmesi,</p>



<p class="wp-block-paragraph">10- <strong>Saat 14.30’da </strong>Seçim Kurulu gözetiminde, Merkez Yönetim Kurulu, Merkez Denetleme Kurulu ve Merkez Disiplin Kurulunun seçimi,</p>



<p class="wp-block-paragraph">11- Dilek ve istekler</p>



<p class="wp-block-paragraph">12- Kapanış</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>Çoğunluk sağlanamazsa 28 Haziran 2026 Pazar Günü Saat 10.00 aynı gündemle toplanılacaktır.</em></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://temsen.org.tr/8-olagan-genel-kurul-ilani/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3861</post-id>	</item>
		<item>
		<title>DEĞİŞEN MEVZUAT BİLGİSİ (Eğitim Müfettişi Mehmet Akif GÖRDÜK)</title>
		<link>https://temsen.org.tr/degisen-mevzuat-bilgisi/</link>
					<comments>https://temsen.org.tr/degisen-mevzuat-bilgisi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Osman Şahin]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Jun 2026 09:18:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Güncel Duyurular]]></category>
		<category><![CDATA[Müfettişten Gelenler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://temsen.org.tr/?p=2496</guid>

					<description><![CDATA[Anayasa Mahkemesinin İptal Kararı ve Değerlendirmesi]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div data-wp-interactive="core/file" class="wp-block-file"><object data-wp-bind--hidden="!state.hasPdfPreview" hidden class="wp-block-file__embed" data="https://temsen.org.tr/wp-content/uploads/2024/04/27.11.2025-Tarihli-Standartlar-Yonergesi-Degisikligi.pdf" type="application/pdf" style="width:100%;height:600px" aria-label="27.11.2025 Tarihli Standartlar Yönergesi Değişikliği gömüsü."></object><a id="wp-block-file--media-c2405bfb-78f2-4906-8839-fa19eebc1707" href="https://temsen.org.tr/wp-content/uploads/2024/04/27.11.2025-Tarihli-Standartlar-Yonergesi-Degisikligi.pdf">27.11.2025 Tarihli Standartlar Yönergesi Değişikliği</a><a href="https://temsen.org.tr/wp-content/uploads/2024/04/27.11.2025-Tarihli-Standartlar-Yonergesi-Degisikligi.pdf" class="wp-block-file__button wp-element-button" download aria-describedby="wp-block-file--media-c2405bfb-78f2-4906-8839-fa19eebc1707">İndir</a></div>



<div data-wp-interactive="core/file" class="wp-block-file"><object data-wp-bind--hidden="!state.hasPdfPreview" hidden class="wp-block-file__embed" data="https://temsen.org.tr/wp-content/uploads/2024/04/2025-TBMMye_Sunulan_Kanuni_Duzenlemelerde_Egitim_Mufettisligi1.pdf" type="application/pdf" style="width:100%;height:600px" aria-label="2025-TBMM&apos;ye_Sunulan_Kanuni_Düzenlemelerde_Eğitim_Müfettişliği[1] gömüsü."></object><a id="wp-block-file--media-651bc374-0ae1-48d7-a616-5f9ee37d37dc" href="https://temsen.org.tr/wp-content/uploads/2024/04/2025-TBMMye_Sunulan_Kanuni_Duzenlemelerde_Egitim_Mufettisligi1.pdf">2025-TBMM&#8217;ye_Sunulan_Kanuni_Düzenlemelerde_Eğitim_Müfettişliği[1]</a><a href="https://temsen.org.tr/wp-content/uploads/2024/04/2025-TBMMye_Sunulan_Kanuni_Duzenlemelerde_Egitim_Mufettisligi1.pdf" class="wp-block-file__button wp-element-button" download aria-describedby="wp-block-file--media-651bc374-0ae1-48d7-a616-5f9ee37d37dc">İndir</a></div>



<div data-wp-interactive="core/file" class="wp-block-file"><object data-wp-bind--hidden="!state.hasPdfPreview" hidden class="wp-block-file__embed" data="https://temsen.org.tr/wp-content/uploads/2024/04/Standartlar-Yonergesinde-26.03.2025-tarihli-degisiklikler.pdf" type="application/pdf" style="width:100%;height:600px" aria-label="Standartlar Yönergesinde 26.03.2025 tarihli değişiklikler gömüsü."></object><a id="wp-block-file--media-6b65814d-c753-48cd-bdc4-45b154cee3dd" href="https://temsen.org.tr/wp-content/uploads/2024/04/Standartlar-Yonergesinde-26.03.2025-tarihli-degisiklikler.pdf">Standartlar Yönergesinde 26.03.2025 tarihli değişiklikler</a><a href="https://temsen.org.tr/wp-content/uploads/2024/04/Standartlar-Yonergesinde-26.03.2025-tarihli-degisiklikler.pdf" class="wp-block-file__button wp-element-button" download aria-describedby="wp-block-file--media-6b65814d-c753-48cd-bdc4-45b154cee3dd">İndir</a></div>



<div data-wp-interactive="core/file" class="wp-block-file"><object data-wp-bind--hidden="!state.hasPdfPreview" hidden class="wp-block-file__embed" data="https://temsen.org.tr/wp-content/uploads/2025/01/Ozel-Okul-Acilislarinda-gerekli-evraklar-21.01.2025.pdf" type="application/pdf" style="width:100%;height:600px" aria-label="Ozel-Okul-Acilislarinda-gerekli-evraklar-21.01.2025 gömüsü."></object><a id="wp-block-file--media-aed9aa5b-0481-4e69-967b-4a51385bdd6b" href="https://temsen.org.tr/wp-content/uploads/2025/01/Ozel-Okul-Acilislarinda-gerekli-evraklar-21.01.2025.pdf">Ozel-Okul-Acilislarinda-gerekli-evraklar-21.01.2025</a><a href="https://temsen.org.tr/wp-content/uploads/2025/01/Ozel-Okul-Acilislarinda-gerekli-evraklar-21.01.2025.pdf" class="wp-block-file__button wp-element-button" download aria-describedby="wp-block-file--media-aed9aa5b-0481-4e69-967b-4a51385bdd6b">İndir</a></div>



<div data-wp-interactive="core/file" class="wp-block-file"><object data-wp-bind--hidden="!state.hasPdfPreview" hidden class="wp-block-file__embed" data="https://temsen.org.tr/wp-content/uploads/2025/01/03.01.2025-Ozel-Ogretim-Kurumlari-Yonetmelik-degisikligi.pdf" type="application/pdf" style="width:100%;height:600px" aria-label="03.01.2025-Ozel-Ogretim-Kurumlari-Yonetmelik-degisikligi gömüsü."></object><a id="wp-block-file--media-e5667d55-735d-4a79-8fbe-d4d76db424db" href="https://temsen.org.tr/wp-content/uploads/2025/01/03.01.2025-Ozel-Ogretim-Kurumlari-Yonetmelik-degisikligi.pdf">03.01.2025-Ozel-Ogretim-Kurumlari-Yonetmelik-degisikligi</a><a href="https://temsen.org.tr/wp-content/uploads/2025/01/03.01.2025-Ozel-Ogretim-Kurumlari-Yonetmelik-degisikligi.pdf" class="wp-block-file__button wp-element-button" download aria-describedby="wp-block-file--media-e5667d55-735d-4a79-8fbe-d4d76db424db">İndir</a></div>



<div data-wp-interactive="core/file" class="wp-block-file"><object data-wp-bind--hidden="!state.hasPdfPreview" hidden class="wp-block-file__embed" data="https://temsen.org.tr/wp-content/uploads/2024/04/Yeni-Degisiklikler-ne-getirdi-2.pdf" type="application/pdf" style="width:100%;height:600px" aria-label="Yeni Değişiklikler ne getirdi 2 gömüsü."></object><a id="wp-block-file--media-bf770640-48f1-4ea7-8bdc-71cfa0c6a065" href="https://temsen.org.tr/wp-content/uploads/2024/04/Yeni-Degisiklikler-ne-getirdi-2.pdf">Yeni Değişiklikler ne getirdi 2</a><a href="https://temsen.org.tr/wp-content/uploads/2024/04/Yeni-Degisiklikler-ne-getirdi-2.pdf" class="wp-block-file__button wp-element-button" download aria-describedby="wp-block-file--media-bf770640-48f1-4ea7-8bdc-71cfa0c6a065">İndir</a></div>



<h1 class="wp-block-heading">Anayasa Mahkemesinin İptal Kararı ve Değerlendirmesi</h1>



<div data-wp-interactive="core/file" class="wp-block-file"><object data-wp-bind--hidden="!state.hasPdfPreview" hidden class="wp-block-file__embed" data="https://temsen.org.tr/wp-content/uploads/2024/04/Anayasa-Mahkemesi-Iptal-Karari.pdf" type="application/pdf" style="width:100%;height:600px" aria-label="Anayasa-Mahkemesi-Iptal-Karari gömüsü."></object><a id="wp-block-file--media-dd44df17-1d60-4d95-a505-6014649a9dcf" href="https://temsen.org.tr/wp-content/uploads/2024/04/Anayasa-Mahkemesi-Iptal-Karari.pdf">Anayasa-Mahkemesi-Iptal-Karari</a><a href="https://temsen.org.tr/wp-content/uploads/2024/04/Anayasa-Mahkemesi-Iptal-Karari.pdf" class="wp-block-file__button wp-element-button" download aria-describedby="wp-block-file--media-dd44df17-1d60-4d95-a505-6014649a9dcf">İndir</a></div>



<div data-wp-interactive="core/file" class="wp-block-file"><object data-wp-bind--hidden="!state.hasPdfPreview" hidden class="wp-block-file__embed" data="https://temsen.org.tr/wp-content/uploads/2024/04/ANAYASA-MAHKEMESI-KARARININ-INCELENMESI-17.04.2024.pdf" type="application/pdf" style="width:100%;height:600px" aria-label="ANAYASA-MAHKEMESI-KARARININ-INCELENMESI-17.04.2024 gömüsü."></object><a id="wp-block-file--media-4094624b-4767-49f2-9dad-e67d16ec4e3a" href="https://temsen.org.tr/wp-content/uploads/2024/04/ANAYASA-MAHKEMESI-KARARININ-INCELENMESI-17.04.2024.pdf">ANAYASA-MAHKEMESI-KARARININ-INCELENMESI-17.04.2024</a><a href="https://temsen.org.tr/wp-content/uploads/2024/04/ANAYASA-MAHKEMESI-KARARININ-INCELENMESI-17.04.2024.pdf" class="wp-block-file__button wp-element-button" download aria-describedby="wp-block-file--media-4094624b-4767-49f2-9dad-e67d16ec4e3a">İndir</a></div>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="646" height="330" src="https://temsen.org.tr/wp-content/uploads/2024/04/Mehmet-Akif-Gorduk.jpg" alt="" class="wp-image-3196" style="width:206px;height:auto" srcset="https://temsen.org.tr/wp-content/uploads/2024/04/Mehmet-Akif-Gorduk.jpg 646w, https://temsen.org.tr/wp-content/uploads/2024/04/Mehmet-Akif-Gorduk-400x204.jpg 400w, https://temsen.org.tr/wp-content/uploads/2024/04/Mehmet-Akif-Gorduk-250x128.jpg 250w, https://temsen.org.tr/wp-content/uploads/2024/04/Mehmet-Akif-Gorduk-150x77.jpg 150w" sizes="(max-width: 646px) 100vw, 646px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph"></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://temsen.org.tr/degisen-mevzuat-bilgisi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">2496</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
