Tıpta futile treatmant yani yararsız, nafile, boşuna, beyhude tedavi de denen bir kavram vardır ve yararlı bir amaca hizmet etmeyen ve tümü

Tıpta futile treatmant yani yararsız, nafile, boşuna, beyhude tedavi de denen bir kavram vardır ve yararlı bir amaca hizmet etmeyen ve tümüyle etkisiz uygulamalar için kullanılır. Milli Eğitim Akademisi de bu haliyle yararsız, beyhude, boşuna eğitim veren “futile education” kurumu olmaya aday gibi görünüyor.
* Adalet akademisi vardır çünkü hukuk fakültesi hakim, avukat, savcı, noterlik meslek eğitimi değil, hukuk disiplini eğitimi verir. Bu temel disiplin eğitimi üzerine hakim ve savcılık meslek eğitimini “Adalet Akademisi” vermek durumundadır. Avukat eğitimini de Barolar yapar.
* Dışişleri Akademisi vardır çünkü üniversiteler uluslarası ilişkiler disiplinini kazandırır ama diplomatlık meslek eğitimini vermez. Bu eğitim yılların birikimi ile “Dışişleri Akademisinde” kazandırılır.
Örnekler daha da artırılabilir. Eğitim fakülteleri ise sadece eğitim bilimleri disiplinini değil, aynı zamanda öğretmenlik meslek eğitimini, yani formasyonunu da kazandırır. Bu durumda “Milli Eğitim Akademisi” tekrar öğretmenlik meslek formasyonu mu kazandıracak? Bu beyhude eğitimden başka nedir? Milli Eğitim Bakanlığı’nın elbette:
* bünyesine yeni katılan öğretmenlere “oryantasyon eğitimi”
* alandaki yeni gelişmeleri kazandırmak için “geliştirme eğitimi”
* alan değişikliği yapacak öğretmenler için “tamamlama eğitimi”
* mesleğin gerektirdiği özel yetkinlikler için “özel alan eğitimi”
“ eğitim ve okul yöneticileri için “ liderlik geliştirme ve yönetici eğitimleri” düzenlemesi şarttır. Ancak bu çalışmaların bir tür fakülte olmaya özenen Akademi içinde değil, kapsamlı bir Hizmet İçi Eğitim Genel Müdürlüğü içinde yapılanması önemlidir. Milli Eğitim Bakanlığı’nın köklü bir hizmet içi eğitim geleneği ve deneyimi vardır ve çağdaş bir yaklaşımla öğretmenlerin sürekli gelişimi yine eğitim fakültelerinin katkısı ile sağlanabilir.
Prof. Dr. İnayet Pehlivan Aydın

yorumlar